27 Temmuz 2012 Cuma

"Geleceğin Mesleği" Genetik

Aşağıdaki linkteki habere göre 2012 LYS Türkiye birincisi genetik yani "geleceğin mesleğini" okumak istiyormuş.


Bu çocuğun aldığı kararın ne kadar yanlış bir karar olduğunu tecrübelerime dayanarak anlatmak istiyorum. Ben Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünden 2010 yılında mezun oldum. Lisans eğitimim sırasında Boğaziçi Üniversitesi, Harvard ve MIT’de stajlar yaptım. Mezun olduktan sonra ise Northwestern Üniversitesinde 1 yıl araştırma görevlisi olarak çalıştım. Değerlendirmemi buralardaki tecrübelerime dayanarak yapıyorum. 

Türkiye’de insanlar genetik bölümünü çok yanlış tanıyor. Herkes genetik bölümünün geleceğin mesleği olduğunu ve dünya genelinde çok değerli bir bölüm olduğunu düşünüyor ama bunun sebebi insanların bu bölümü yeterince tanımıyor olmasıdır. Genetik bölümü, aslında ne ABD'de ne de Turkiye'de düşünüldüğü kadar değerli bir bölüm değil. Hatta genetik, sürekli bahsedilen geleceğin mesleği olmaktan çıkıp ABD'de bile geçmişin mesleği haline gelmiş bir bölüm. Çünkü şu an, ABD'de tıp okumaya parası yetmeyenler bu bölümü tercih ediyor. Yani ABD'deki insanlar genetiğin geleceğin mesleği olmadığının farkında. Bu yüzden özellikle krizden sonra bu bölümün bütçesi yüksek oranda düşürüldü ve düşürülen bu bütçe tıpçılara devredildi. Bunun sebebi, genetik bölümünde yapılan araştırmaların direkt olarak hastalarda uygulanabilecek araştırmalar olmaması.

Bu bölümü okuyan kişilerin hayali genelde ABD'de akademisyen olmaktır. Bu yüzden bu bölümün neden düşünüldüğü kadar değerli olmadığını ilk olarak ABD'de akademisyen olan genetikçilerin durumundan bahsederek başlayacağım. Türkiye’den ya da ABD'den genetik lisans derecesini almış olan kişilerin doktora yapabilmesi için genellikle master derecesi de alması gerekmektedir. İnsanlar ABD'de master eğitimi sırasında çoğunlukla maaş almamakla kalmayıp okullarına dönemlik olarak 20.000 doların üstünde kayıt ücreti öderler. Daha sonra ABD'nin çok iyi üniversitelerinde bile doktoralarını yaparken yani PhD derecesi alabilmek için araştırma yaparken aylık olarak 1500-2000 dolar civarında maaş alırlar. Bu maaş da ABD'de sadece yalnız yaşayan bir kişi için yeten bir miktardır yani evli olan bir kişi için yetersiz bir miktardır. Ayrıca doktora eğitimi kişiye bağlı olarak 5 ile 10 yıl arasında ve ortalama 6 yıl süren bir eğitimdir. Aslında ABD'de doktora yapan kişilerin halini Simpsons dizisinde geçen bir bölüm özetlemektedir:

Genetik bölümünde doktorasını tamamlayan bir kişinin yardımcı doçent unvanı alabilmek için post-doktora yapması gerekir. Post-doktora süresi genetik bölümünde 2-3 yıldan başlayıp 10 yıla kadar devam eder ve ortalama olarak 5 yıl sürer. Bu süre sırasındaki maaşları ise 2500 dolar civarında olmaktadır. Bu miktar da ABD'de evli ve çocuksuz bir aile için ancak ucu ucuna yetebilecek bir miktardır. Post-doktora normalde rekabetin yüksek olduğu durumlarda ve yardımcı doçentlik başvurularında doktorasını almış diğer rakiplere göre avantaj sağlayabilmek için yapılır. Bu yüzden post-doktoranın yardımcı doçent olma yolunda bir zaman kaybı olduğu düşünülebilir. Çoğu bölümde insanlar post-doktora yapmaya ihtiyaç duymadan yardımcı doçent olabilmektedir. Fakat piyasada genetik bölümünden doktorasını alan çok fazla kişi olduğundan post-doktora yapmak bu bölümde bir zorunluluk haline gelmiştir. Aşağıdaki grafikte de görebileceğiniz gibi ABD'de bulunan post-doktoraların %46.3'ü genetik bölümündedir. (Genetik bölümü biological sciences yani biyolojik bilimlerden biridir.) Yani bir tarafa genetikte post-doktora yapanları koyun, diğer tarafa da aklınıza gelebilecek tüm bölümlerde post-doktora yapanları koyun. Sayı neredeyse aynı olacaktır. 

Şimdi genetik bölümünden mezun olan kişinin yardımcı doçent olana kadar kaç yaşında olacağını hesaplayalım. Üniversite eğitimi sırasında yıl kaybetmeyen insanlar genellikle 23 yaşında mezun olur. İyi ihtimalle 2 sene master eğitimi, 6 sene doktora ve 5 sene post doktora yaptıktan sonra bu kişi 36 yaşına gelir. 36 yaşına geldikten sonra da bu kişinin kaderi Türkiye’ye dönüp kadro bulabilirse bir üniversitenin biyoloji ya da genetik bölümünde yardımcı doçent olmaktır. Devlet okullarında verilen yardımcı doçent maaşı da herkes tarafından bilinir. 

Bu kişi neden Türkiye’ye dönsün ki diye sorabilirsiniz. Bu sorunun cevabı aslında ABD'de genetik bölümünden mezun olan ne kadar fazla doktora öğrencisi bulunduğunda gizlidir. Şu an Boğaziçi üniversitesi Genetik bölümünde toplam 17 doktora öğrencisi bulunuyor. (http://www.bio.boun.edu.tr/?q=node%2F315 ) Yani 6 sene içerisinde 17 kişi Boğaziçi üniversitesinden doktorasını alıp piyasaya çıkacaktır. Bu da her yıl yaklaşık 3 kişinin doktorasını alacağı anlamına geliyor. Bu sayı benim çalıştığım üniversitelerden biri olan Northwestern Üniversitesinde 100'un üzerindedir. Yani her sene Northwestern Üniversitesinde genetik bölümünden doktorasını alıp piyasaya çıkıp iş arayan kişi sayısı 100'un üzerinde. Ben sadece Northwestern'dan bahsettim. ABD'de binlerce üniversite bulunuyor ve her üniversiteden bu şekilde ihtiyaçtan çok fazla kişi doktorasını alıyor. Ondan sonra bu kişilerin post doktorasını yapıp ABD'deki üniversitelere yardımcı doçent olarak başvurduğunu düşünün. Ayrıca, üniversiteler her yıl 100’er kişi mezun ediyor ama her yıl 3-5 kişiyi yardımcı doçent olarak alıyor. Özellikle daha önce bahsettiğim gibi bu bölümün bütçesi kısıldığından 2008 krizinden sonra yardımcı doçent almayı bırakın, yardımcı doçentler işten atılmaktadır. Öyle bir durumda genetik bölümünden mezun olan kişinin ABD'de kalıp devam etmesinin ne kadar düşük bir ihtimal olduğunu düşünün. Bu kişi çok başarılı olup ABD'de yardımcı doçent olsa bile maaşı diğer bölümlerdeki yardımcı doçentlerin maaşlarından çok daha düşük olacaktır. ABD'de genetik bölümünde yardımcı doçent olan bir kişinin maaşı 4000 - 5000 dolar civarındadır. Benim şahsen ekonomi bölümünden tanıdığım bir arkadaşım, 4 yıllık doktorasını yaptıktan sonra post-doktoraya 1 gün bile harcamaya ihtiyaç duymadan ABD'deki bir üniversitede aylık 11.500 dolarlık maaşla yardımcı doçent olarak ise başladı.

İhtiyacın üstünde bir sayıda doktora verildiğinden dolayı, alanında dünyanın en meşhur profesörlerinden biri ve güvenilir bir kaynak olan bir hocam bir kaç yıl içerisinde ABD'deki tüm okulların genetikle alakalı doktora programlarına alınan kişi sayısının şu ankinin onda birine kadar düşürüleceğini söylemişti. Aslında bu durum da Türkiye'den ABD'ye genetikle alakalı araştırma yapmak için giden kişi sayısının da onda bire düşeceği anlamına geliyor. 2010 yılında Boğaziçi Üniversitesinden mezun olup doktoraya kabul edilen kişi sayısı 6-7 idi. Yani ABD'de doktoraya kabul edilen kişi sayısı düşürüldüğünde Boğaziçi üniversitesinden her sene ya sadece 1 kişi gidebilecek ya da hiç kimse gidemeyecek. Bu sayı Türkiye'deki diğer okullarda da aynı şekilde olacak.

Genetik bölümünün Türkiye’deki durumundan da bahsedeyim. En başta dediğim gibi Türkiye’de insanlar bu bölümün geleceğin mesleği olduğunu düşünüyor. Ama şunu açık açık söyleyebilirim. Bahsedilen gelecek Türkiye’ye gelmeyecek. Çünkü insanların düşündüğü gelecekte genetik mezunlarının değerli ve bol kazançlı oldukları düşünülür. ABD'deki genetikçilerin bile şu anki maaşları ortadayken Türkiye’de genetikçilerin düşünüldüğü gibi yüksek bir maaş alması mümkün değildir. Türkiye’ye bu geleceğin gelmeyecek olmasının başka bir sebebi de bu bölümün Türkiye’de piyasaya hitap eden bir bölüm olmamasıdır. Yani bu bölümden mezun olanlar sadece üniversitelerde araştırma yapabilecektir. Üniversitelerde çalışan akademisyenlerin maaşları ortadayken genetik bölümünün hayal edilen geleceği görmesi hayaldir. 

Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesinde ve ABD'deki üniversitelerde çalışmış bir kişi olarak Türkiye’deki araştırma şartlarından da bahsedeyim. Yani Türkiye’nin genetik bölümünde en iyi üniversitelerinden biri ile ABD'deki üniversiteleri karşılaştıracağım. Boğaziçi Üniversitesinde genetik bölümündeki doçentler ve profesörlerin hepsi ABD'nin ya da diğer ülkelerin en iyi üniversitelerinde çalışmış çok zeki insanlardır. Bu hocaların neredeyse hepsinin dünyanın genetik alanında en meşhur dergilerinden olan Cell, Nature ya da Science gibi dergilerinde en az bir makalesi yayınlanmıştır. Fakat Türkiye’ye geldikten sonra bu hocalarımızın bu dergilerden herhangi birinde herhangi bir makale yayınladığını ne duydum ne de gördüm. Yani problem hocalarda değil, Türkiye’deki araştırma şartlarında. Aslında bu durum bile Türkiye’deki genetik bölümünün ne durumda olduğunu özetler ama araştırma olanaklarını bir de somut bir örnekle karşılaştırayım. Genetikle alakalı yapılan araştırmaların çoğunda ihtiyaç duyulan DNA dizisini öğrenmek için geçilen aşamaları karşılaştırmak istiyorum. Ben ABD'de çalışırken DNA’yı gün içinde öğlene kadar bu işle uğraşan kuruma verince akşama kadar mutlaka sonuca ulaşıyordum. Yani sonuçlara ulaşmam 12 saat bile sürmüyordu. Ödediğimiz para ise deney başına 8 dolar idi. Bu durum Türkiye’de nasıl mı? Ürettiğim DNA’yı bu işle uğraşan kuruma verdiğimde sonuçlar 2 - 3 hafta içerisinde elimize geçiyor ve bu durumun garantisi de yok. Bazen gönderdiğimiz DNA'lar kurum tarafından kaybedilir ya da verilen sonuç eksik/yanlış olurdu. Ödediğimiz para ise deney başına 30 doları geçerdi. Bazı laboratuvarlar sonuçlara daha doğru sonuçlara daha erken ulaşabilmek için ürettikleri DNA’yı ABD'ye gönderirdi. Bu durumda da deney ücretine ek olarak yaklaşık 50 TL civarında olan kargo ücreti ödenir.

Şimdi bu deneyi yaparken bir Amerikalıya göre nelerin farklı olduğuna bakalım. İlk olarak zaman kaybedilir. Amerikalının 12 saatten daha kısa sürede yaptığı işi Türkiye’de 2 - 3 haftada yapabiliyoruz. Bir malzeme siparişi verdiğinizde ABD'de o malzeme 1 günden kısa sürede araştırmacının eline geçerken Türkiye’de siparişi verilen çoğu malzeme için 1-2 hafta hatta bazen aylarca beklemek gerekir. Yapılan deneylerin her aşamasında buna benzer beklemeler vardır. Zaten Türkiye’de yapılan deneylerin ABD'de yapılanlara göre çok daha uzun sürmesinin temel sebebi budur. Deneyin her aşamasında buna benzer beklemelerin olduğunu düşünecek olursanız ABD'de 1 yılda bitirilebilen deneylerin Türkiye’de 5 yılda neden bitirilemediğini kolayca anlayabilirsiniz. Bu fark dışında Türkiye’deki laboratuvarların bütçesi ABD'ye göre çok çok daha düşüktür. Benim Northwestern’daki hocam şahsen bana araştırma yapmak için 1,3 milyon dolarının bulunduğunu ama bu paranın yeterli olmadığını ve daha fazlası için başvurular yaptığını söylemişti. Türkiye’de herhangi bir genetik bölümündeki bir hocanın eline araştırmalarında kullanabileceği 100 bin TL geçse bayram eder. Aslında Türkiye’nin içler acısı halini TÜBİTAK’ın sadece genetik değil, kimya, elektronik, ekonomi, bilgisayar vb. aklınıza gelebilecek tüm bölümler için ayrılan bütçesinin 450 milyon doların altında olması göstermektedir. Yani çok az parası olan Türk laboratuvarları Amerikalının çok çabuk ve çok ucuza aldığı malzemeleri çok daha geç ve kat kat daha pahalıya alıyor. Bu yüzden Türkiye’de yapılan araştırmalar, ABD'ye göre kat kat pahalıya mal olup çok daha uzun sürmektedir.. 

Tamam, Türkiye’de genetiğin durumu çok kötü de her yıl genetikten mezun olanlar ne yapıyor? Bu kişilerden biri olarak neler yaptığımdan bahsedeyim. Genetik bölümünde akademisyen olmanın ne kadar mantıksız olduğunu gördükten sonra akademisyenliği bırakıp iş başvuruları yapmaya karar verdim. Daha önce de dediğim gibi Harvard, MIT ve Northwestern da bir buçuk yıl çalışmış olmama, Boğaziçi üniversitesinden mezun olmama ve iyi düzeyde İngilizcemin olmasına rağmen ben tam 1 yıl boyunca iş aradım. Genetikle alakalı ve alakasız abartısız 200'ün üzerinde iş başvurusu yaptım. Bunların çok çok büyük bir kısmı başvurumu değerlendirmeye bile almadı. Bir kaç firma bana iş teklifinde bulundu ama önerilen en yüksek maaş, asgari ücret 1000 TL civarında iken 1500 TL idi. Ki bunu öneren firmalar da genetikle alakalı değildi. Ben de doğal olarak 1500 TL için buralarda okumadım diyerek reddettim. Şu an ise özel bir üniversitede farklı bir bölümde araştırma görevlisi olarak çalışıyorum. Ben genetik bölümü için 6 sene harcadıktan sonra bölümümü değiştirebildiğime cidden çok seviniyorum. Kendimi diğer genetikçi arkadaşlarıma göre çok daha şanslı sayıyorum çünkü Boğaziçi genetik bölümünden mezun olan arkadaşlarımın yaklaşık yarısı akademisyenliği seçip master yapmaya karar verdi fakat çoğunun bu yolu tercih etmesinin tek sebebi başka alternatiflerinin bulunmuyor olmasıydı. Çünkü piyasada çalışmak isteseler yıllar önce ÖSS’den aldıkları puanları fazlasıyla yeterli olmasına rağmen beğenmeyip tercih etmedikleri TIP bölümünden mezun doktorlara 1000 -1500 TL maaşla ilaç tanıtımı yapacaklardı. Bölüm birincisi olan arkadaşım bile bunların farkında olduğu için bölümünü değiştirmek için çok uğraşmıştı fakat pes edip başka alternatifim yok diyerek az önce bahsettiğim yolu seçti ve ABD'ye doktora yapmaya gitti.

Peki, bu alanda araştırma yapmak isteyen biri genetik bölümünü tercih etmek yerine ne tercih etmeli? Kesinlikle tıp tercih etmeli çünkü tıptan mezun olan insanlar da genetikçilerin yaptıkları araştırmanın tıpatıp aynısını yapabiliyor fakat onlar doktor olarak yaptıklarından dolayı maaşları, araştırma bütçeleri ve prestijleri kat kat fazla oluyor. Ayrıca önemli olan şöyle bir nokta var. İnsanlar genellikle üniversite tercihi yaptıklarında Türkiye’deki eğitim sisteminin kalitesizliğinden dolayı gerçekten araştırmacı olmak isteyip istemediklerini bilemiyorlar. Bu yüzden tıptan mezun olan bir kişi tıp eğitimi sırasında araştırmacı olmaması gerektiğini fark edecek olursa doktor olabilmektedir. Yani geri dönüşü olan bir yola girmiş oluyor ama genetikçilerin durumu öyle değil. Genetik eğitimi sırasında yanlış yerde olduğunu fark edecek olursa yapabileceği tek şey bölümü bırakıp tekrar üniversite sınavlarına hazırlanmak olacaktır. Bu da zaman kaybı demektir. Sonuç olarak, genetik bölümü öğrencisi mezun olduktan sonra sevse de sevmese de genetik mezununun yaptığı işleri (ilaç mümessilliği, biyolog, laborantlık vs) yapmak zorunda kalacaktır.

Peki, bir şekilde genetik bölümüne gelmiş ve halen bu bölümün öğrencisi olanlar ne yapmalı? Bence kendine bazı alternatifler üretmeli yani sadece genetiğe güvenip devam etmemeli. Mesela genetik okurken başka bir bölüm ile çift ana dal programı (ÇAP)’na kayıt yaptırıp mezun olunca ÇAP yaptığı bölümde ilerleyebilir. Eğer bunu yapamıyorsa açık öğretimden ikinci üniversite olarak işletme ya da iktisat bölümünü okumalı ki mezun olduğunda CV’sine yazabileceği ve piyasaya az da olsa hitap eden bir şeyler olsun. Şahsen ben iş başvuruları yaparken bunun eksikliğini çok çektim çünkü özellikle devletin herhangi bir kurumuna başvuru yaptığınızda açık öğretim işletme diplomasının Boğaziçi Genetik diplomasından çok daha değerli olduğunu gördüm. (Şaka yapmıyorum) (Bu arada, açık öğretime kayıt yaptırmak için sınava tekrar hazırlanmak gerekmiyor. Bir üniversite öğrencisi ya da mezunu sınavsız olarak kayıt yaptırılabilir.) Eğer bunu da yapamıyorsa genetik bölümünü bitirdikten sonra master ya da doktora yaparken çalıştığı araştırma alanının piyasaya yönelik olmasına dikkat etmeli ki derecesini aldığında piyasa tarafından aranan bir insan olsun. Eğer bunların hiçbirini yapamıyorsa mezun olduktan sonra 1000-1500 TL civarında maaş alacağını şimdiden bilmeli ve kendini buna hazırlamalıdır. Eğer buna da katlanamayacağını düşünüyorsa ardına bakmadan ilk fırsatta bölümü bırakıp olabildiğince uzaklaşmalı.

Yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı Türkiye’de genetik bölümünü okumak çok mantıksızdır. Genetik bölümünü özellikle Boğaziçi, ODTÜ, Bilkent, Sabancı, Koç, İTÜ gibi okullarda okuyan kişilerin hepsi üniversiteye giriş sınavında ilk 5.000'e girmiş olan kişilerdir. Hatta bazıları ilk 100'e girmiş olan kişilerdir. Yani bu kişiler Türkiye’nin en zeki insanlarındandır fakat yanlış yönlendirmeler sonucunda yaptıkları tercih yüzünden özellikle benim kullandığım tabir olan "beyin telefi" ile karşılaşmaktadır. Bu yüzden bence genetik bölümü okuyan insanların hepsi Türkiye için teker teker birer kayıptır.

Tam 7 yıl önce genetik bölümünü tercih etmeden önce onlarca kişinin fikrini almıştım ama herkes bana bu bölümün "geleceğin mesleği" ve gözüm kapalı olarak hiç düşünmeden tercih edebileceğimi söylemişti. Bu bölümde yapılan şeyler de uzaktan zevkli duruyordu. Bu yüzden "geleceğin mesleğini" tercih etmiştim. Fakat özellikle mezun olduktan sonra ömrümün dörtte birini harcadığım bu bölümün tam bir fiyasko ve zaman kaybından ibaret olduğunu fark ettim. Ayrıca herkesin dediği gibi "geleceğin mesleği" olmadığını da açık ve net bir şekilde gördüm. 

İnsanların hayatındaki en önemli tercihlerden biri üniversite bölümü tercihidir. Çünkü tercih ettiği andan itibaren abartısız ölene kadar sürekli bununla karşılaşacaktır. Burada yapacağınız hata hayatınızın kalanını pişmanlıkla geçirmenize sebep olabilir. Bu durum benim tanıdığım neredeyse her genetikçide var. Bazıları bunları açık açık söyleyip bazıları da söylemesi durumunda daha da üzüleceğini bildiğinden dillendirememektedir. Böyle bir durumla karşılaşmamak için bence genetik bölümünden olabildiğince uzak durun. Ama yine de tercih edecekseniz bunları göz önünde bulundurup, genetiğin ne olduğunu bilerek tercih edin ki hayal kırıklığına uğramayın.

Herhangi bir sorunuz varsa çekinmeden sorabilirsiniz.

368 yorum:

  1. Bilkent Üniversitesine oss sıralamasında 1023.girmiş biri olarak, herkesin tıpa git demesine kulak kapatıp genetik "geleceğin mesleği" milyon dolarlık araştırmalar yapıyorlar, dolayısıyla finansal açıdan çoğu doktordan iyi durumda olucağımı ZANNETMİŞTİM onca araştırmamın neticesinde. Şimdi acı ama gerçek olduğunu tecrübe ediyorum çocukluk hayalimin bir pişmanlığa dönüşmesine seyirci kalmamak için verdiğim tüm uğraşlarımın hüsranını.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. maalesef Turkiye'deki genetikcilerin buyuk bir kisminin hazin sonu bu

      Sil
  2. türkiye'de araştırma imkanları yok peki özel sektörde çalışma alanları ne durumda?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Turkiye'de ozel sektorde genetikci pek aranmiyor cunku Turkiye'deki ozel sektorde arastirma yapilmiyor sadece yurt disindan gelen urunlerin satimini yapiyorlar. Turkiyede bazi ilac fabrikalari var aslinda ama buralarda da yurtdisindan patenti alinmis ilaci uretiyorlar yani yeni ilac uretmek gibi amaclari yok. Bu yuzden Turkiyedeki ozel sektorde beyin gucu aranmiyor is gucu araniyor. bu yuzden de iyi okullardan mezun olan kisileri alip daha yuksek maas odemektense iyi olmayan okullardan mezun genetikci yada biyologu dusuk maasla calistiriyorlar. Zaten ikincisi onlarin isini fazlasiyla goruyor.
      Bunun disinda ozel sektorde isletmecilere yaptirilan isler icin de bazen terminolojiye asina olduklari icin genetikci alimi yapiliyor ama bu tur islerin de maaslari da cok dusuk oluyor.

      Sil
  3. Çok kritik bir anda, bir iki gün sonra çok iyi bir üniversitede bu bölümü tercih edecekken beni vazgeçirdiniz. Kendimi araştırmacı olarak görmek istiyorum gelecekte ve tıp yolundan yürümeyi seçiyorum artık.Şimdilik size kızmalı mı yoksa teşekkür mü etmeliyim bilemiyorum. Ancak size inanmayı seçiyorum ve sizin gibi pek çok insanın uyarılarını daha fazla göz ardı edemeyeceğim. Açıklayıcı yazınız için çok teşekkür ederim, ayrıca geleceğinizde emeklerinizin karşılığını almanızı içtenlikle diliyorum...

    Tek bir soru soracağım tıptan sonra yurtdışında doktora yapmanın genetiğe kıyasla zorlukları var mı? Etrafımdaki pek çok tıp öğrencisi yurtdışı yolunu tercih etmedi ne okurken ne de daha sonra. Bunun bir sebebi var mı diye merak ediyorum. Bir iki gün içinde cevap yazmanız benim için önemli. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acikcasi yorumunu gormek beni sevindirdi. bence bu karar sadece senin adina degil ulke adina da hayirli bir karardir. Cunku hem senin adina hem de ulke adina daha faydali islerle ugrasmis olacaksin.

      Ben bir tip doktorunun ABD ye doktora amacli olarak gittigini hic gormedim ama sunu soyleyebilirim. Yurtdisina gidebilmek icin yuksek ortalama sart. ayrica tip egitimi genetik egitimine gore daha yogun ve zor. bu yuzden insanlarin ortalamasi genellikle dusuk oldugundan dolayi yurtdisina basvuramiyor olabilirler.

      Etrafindakilerin yurtdisina gitmeyi tercih etmemesinin farkli bir sebebi de su olabilir. Turkiye'de docent olmak ABD'ye gore daha kolay. Turkiye'deki doktorlarin yardimci docent olmadaki amaclari genelde bir unvan sahibi olup muayene ucretlerini arttirmak oluyor. Turkiye'de bunu yurtdisina gore daha kolay bir sekilde yaptiklarindan dolayi burada devam etmeyi tercih ediyor olabilirler.

      Tabi bunlar benim sadece disaridan gorduklerim. yani sorunun cevabi farkli da olabilir.
      Bu arada iyi dileklerin icin de tesekkur ederim.

      Sil
  4. elektrik elektronik mühendisliğinin durumu nedir amerikadaki projelerde bu arada geçmiş olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu isin uzmani olmadigim icin sorunu cevaplayamayacagim.

      Sil
  5. Tıp mı Boğaziçi Genetik mi ikilemi içinde kalmışken yazınız beni tıpa yönlendirdi.Tamda öğrenmek istediğim şeyler bunlardı.Peki birşey sormak istiyorum Amerikada çok iyi üniversitelerde bulunmuşsunuz benim hep hayal ettiğim yerlerde olmuşsunuz her alanda kendinizi geliştirecek yerlerde olduğunuzu düşünüyorum ve tıp okursam bu fırsat benim elime hiç geçmeyecek diye düşünüyorum.İdeallerimden vazgeçecek kadar kötü koşullar mı gerçekten?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettigin ideallere ulasamayan yok degil tabii ki. Bu alanda yurtdisinda calisip cok iyi yerlere gelen de var. Ama Turkiyede tip okuduktan sonra da bahsettigin ideallere ulasanlar var. Bir kac meshur doktorun bu yola girebilmek icin izledigi yolu CV'sinden ogrenebilirsin:
      http://www.tamerseckin.com/
      http://www.easo.org/documents/GSH_CV_2010_SEP.PDF
      http://www.hss.edu/physicians_semih-gungor.asp
      http://fertilitypreservation.org/oktay_cv_current.doc

      Sil
  6. Tercih döneminin bitmesine altı gün kala yaptığınız bu detaylı açıklamalar, soru işaretleri ile dolu bir kısım öğrenciye ışık tutmuş ve bilinçlenmesine yol açmıştır. Keşke şu yazınızı Boğaziçi, ODTÜ, Bilkent vb. üniversitelerin tanıtım günlerinde en görünür cama asabilsek. Böylece tanıtım günlerinde Moleküler Biyoloji ve Genetik Mühendisliğinin sadece olumlu, cazip özelliklerini ön plana çıkaran ve cazibe merkezi, geleceğin mesleği olarak lanse eden tanıtıcı öğrenci ve öğretim görevlilerinin, eksik ya da yetersiz bilgi vermesinin de biraz önüne geçebilsek. Lütfen kalan kısa sürede yazınızı tüm yorum sitelerinde paylaşın ve azami sayıda öğrencinin bilgilenmesine katkıda bulunun. En azından açıklamalarınıza rağmen yine de bölümü okumak isteyenler kimse bana bunları söylememişti dememeliler. İleride tüm beklentilerinizin karşılanması dileğiyle size çok çok teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yaziyi yazmadaki tek amacim bahsettiginiz gibi bu bolumu tercih etmeyi dusununen ogrencilere az da olsa isik tutabilmek. herkesin dusundugu iyi yonlerin aslinda o kadar da iyi olmadigini gosterebilmek. Geri donuslere dayanarak bu konuda basarili oldugumu dusunuyorum. dilekleriniz icin tesekkur ederim

      Sil
  7. Hacı abi sen acaip bi hizmet yapmışın ya bu yazıyı yazıp yayınlayarak, şimdi bunu yaymak lazım ama şaşırdım, resmin tamamını gösterip göstermediği konusunda şüphelerim var, birilerine daha danışıp tasdik ve tashih ettirmek lazım. Bu değerlendirmelerini boun'daki hocalarla da paylaştın mı? Onlar ne diyor bu işe? Onlar da muzdarip mi yoksa abartma kardeş o kadar da kötü değil şartlar, bu zorluk akademinin her dalında var falan mı diyolar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben gorduklerimi tamamen dogru bir sekilde anlatmaya calistim. bazi kisiler, asagidaki yorumda oldugu gibi, bu durumdan memnundur, benim gibi bazi kisiler de kesinlikle memnun degildir cunku bahsettigim eksiklikler onlar icin cok onemlidir. ben bu yaziyi yayinlamadan once genetikten mezun bazi arkadaslarima onaylattirdim ama hocalarima onaylatmadim.

      Sil
  8. Öncelikle kendi fikirlerini bu kadar cesurca yazıp insanlara şunu yazın bunu yazmayın diyebilecek özgüvene sahip olduğunuz için sizi tebrik ediyorum. Belli ki zor zamanlar geçirmişsiniz, ince hesaplar yapmışsınız ve en sonunda bulunduğunuz yolda ilerleyerek klasik Türk erkeğine dayatılan "evine ekmek getiren" adam rolünü dolduramayacağınıza kanaat getirmişsiniz. Bölüm değiştirme kararınız çok yerinde olmuş, hem sizin için, hem yeni bölümünüz için hem de genetik camiası için. Aldığınız eğitimden bahsetmişsiniz, önce Türkiye'nin sonra dünyanın en saygın kurumlarından ve araştırma merkezlerinden eğitim almışsınız, tabiri yerindeyse bu işi en sıcak yerinde görmüşsünüz. Ama maalesef işin içindeki politikalardan, yeşil dolarlardan ve kişisel kazanımlarınızdan ötesini görememişsiniz.

    Bu yorumu sizi rencide etmek için değil, bunu okuyan arkadaşlarımıza alternatif bir görüş sunmak için yazıyorum. Bilim dünyası farklı bir dünyadır. Evet, bilim insanları da yer, içer, çocuk sahibi olur, ev geçindirir. Ama araştırma yapmak başka bir tutkudur, problem çözmek, insanlığın ortak birikimine ufacık da olsa bir katkıda bulunmak apayrı bir konudur. İşini severek yapan bir doktora öğrencisi ya da post-doc, aldığı paranın hesabını yapmadan önce, yapacağı işin önemini düşünür, bilim bir aşktır, para ile ölçmeye çalıştığınızda tabi ki tüm hesaplar şaşacaktır. Ayrıca sanmıyorum ki "geleceğin mesleği" dendiğinde, 20 yıl sonra dünya nüfusunun yarısı genetikçi olacak ya da genetikçiler çok para kazanacak gibi bir anlam ifade ediliyor olsun. Genetik bilimi, geleceğin mesleği çünkü şu anda dünya üzerindeki en genç bilim dallarından biri. İnsanoğlunun henüz keşfetmeye başladığı ve her keşifle de yeni kapıları açtığı bir bilim genetik. Bu nedenle devlet ve özel kuruluşlar tarafından yapılan bağışların çoğu bu alanda. Evet, bir genetikçi uygulamalı olarak bir kanser hastasını iyileştiremez. Ama bu demek değildir ki devlet "Bu adamın koluna serumu takan kim, doktor. O zaman paralar doktora. Labdaki adamı işten çırakalım." gibi bir mantık izlesin. Kanser tedavisinde atılan her adım, laboratuarda sabahlayan araştırmacıların başarısıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. keske siz de biraz cesaret gosterip hakaret ettiginiz yazida gercek adinizi kullansaydiniz da kim oldugunuzu arastirdigimizda bir sonucla karsilassaydik.

      Ben karsit goruslerden cekiniyor degilim. bu blogu yazmadaki amacim, bu bolumu tercih etmeyi dusunenlerin bilincli olarak tercih etmesini saglamak. en azindan genetigin disaridan gorundugu gibi olmadigini gostermek.

      Ne bilimin b'sinin bulundugu ne de liselerde bilimin b'sinin ogretildigi Turkiye'de hic kimse genetik bolumunu bir asktan ibaret oldugu icin tercih etmez. Sacma sapan bir egitim sisteminin bulundugu Turkiye'de insanlarin bu amacla genetigi tercih ettigini dusunmek safliktan ibarettir.

      Ama yine de genetigin bir asktan ibaret oldugunu dusunerek hareket edelim. Yani genetigi bitiren arkadasinizin yaptigi seyden hareket edelim. Benim anlatmaya calistigim sey buydu zaten. Arastirma merkezinden kastiniz bir okula bagli olarak yapilan akademisyenlik oldugunu dusunup arkadasiniza doktorasini, post-doktorasini bitirdikten sonra ne yapacagini sormanizi oneririm. Ben direkt olarak soyleyeyim: Turkiye'ye donup Sutcu imam univeristesinde yard-doc olarak baslayacaktir. Acaba orada aşkı olan bilimi yapmaya devam mi etmis olacak yoksa benim bahsettigim gibi Turkiye'de bilimin b'sinin olmamasindan dolayi laboratuvarda sinek mi avlayacak? Arkadasinizin bir universitede degil de ozel sektorde calistigini da farzedip bu konu uzerinde de gidebiliriz. Bu durumda da sunu sorarim: Arkadasiniz neden aşkı olan bilimden bu kadar erken umudunu kesip piyasada calismayi tercih etmis?

      Benim en bastan beri anlatmaya calistigim sey buydu. Bilim bir aşk olabilir ama bence Turkiye'de genetik bolumundeki ask platonik asktan beterdir. Yani siz Adriana Lima'ya asik olup karsilik bekliyorsunuzdur

      Sil
  9. Sanmayın ki, burada genetik bölümünün reklamını yapıyorum. Bu blogu okuyan ve genetiği seçen her kişi için gizli bir kurumdan para alıyorum. İşin aslı, ben de genetiği ikinci senesinde bırakmış bir insanım. Bırakma sebeplerimin arasında para yok. Açık bir şekilde söylüyorum size, şu anda en yakın arkadaşımla beraber Amerika'da yaşıyoruz. Arkadaşım genetik bölümünü bitirdi ve şu anda bir araştırma merkezinde çalışıyor. Bense kendi bölümümde doktora yapıyorum. Ve sizin hesap bize uymuyor, Fatih bey. Her şeyden önce ikimiz de sevdiğimiz işi yapıyoruz. Her sabah uyanıp, ya evlenirsem çocuğuma nasıl bez alırım, tasaları yerine, bu gün acaba bu deney çıkacak mı, bilmem neredeki adamın işi bana şu fikri verdi gibi tasalar taşıyoruz. Burada vermeye çalıştığım fikir, özellikle de bölüm seçmek üzere olan arkadaşlara, SEVDİĞİNİZ İŞİ YAPIN. Eğer derdiniz para kazanmaksa, üniversite okumayın. Ya da iyi bir üniversitenin iyi bir bölümünü okumaya çalışmayın. Girin sizi zorlamayacak bir bölüme, alın diplomanızı paşa paşa, para kazanmanın yollarını düşünün bu arada. Gerçekten, hem size, hem bu memlekete, hem de insanlığa yazık. Para kazanmak için -ya da para kazanma alternatifi olduğu için- tıp yazmalarını tavsiye etmişsiniz ya, bu konuda diyecek hiç bir şey bulamıyorum. Tıp, herhalde para için okunacak en son bölümdür. Senelerce okuyup, herkesten daha çok çalışıp, bir sürü tramva geçirip, okul sonrası çalışmaya devam edip, sınav üstüne sınava girerek sonunda para kazanmaya başlayan doktorların hayatı da, zannediyorum ki bahsettiğiniz doktora ve post-doc hayatından daha kolay değildir. Ayrıca yazınızda inanılmaz bir yanlış yönlendirme var: Türkiye'den alınan doktorluk lisansları Amerika'da geçerli değildir. Ancak Türkiye'de doktorluk yapabilirsiniz. Araştırma için Amerika'ya gelmek istiyorsanız, ya bunun için ayrı bir eğitim almanız gerekir, gerekli bölümleri seçmeniz gerekir tıp okurken; ya da fen bilimleri mezunu olmanız gerekir. Başka bir deyişle, bir çocuk doktoru ya da bir cerrah, gelip Amerika'da kanser araştırması yapamaz. Bu yine tıp okurken vermeniz gereken bir karar olacaktır. Bir fen bilimi mezunu ile bir tıp mezununun donanımları çok farklıdır ve bu bölümler bir birinin yerine okunur diye bir şey yok.
    Tanıtım günlerinde her bölümün en iyi yanları ortaya çıkarılır. Herkes kendi bölümünün reklamını yapar, işini seven her insan da bunu dünyanın en önemli ve en güzel mesleğiymişçesine reklam yapmayı becerebilir. Bu demek değildir ki üniversite adaylarımız genetiğin süslü dünyasına bir iki saatte gezip gördükleri laboratuarlar ve hocaların sunumları ile kapılıp gidecekler. Zaten çarpık çurpuk olan eğitim sistemimizde, herkes alışverişe gider gibi elindeki puanla girebileceği en iyi bölüme girmeye çalışıyor. Zannetmiyorum ki yaşları 16 ile 20 arasında değişen, o anda kadar standard bir müfredatla yetiştirilmiş kişiler hayatlarının önemli bir kararını enine boyuna düşünüp verebilsinler. Bütün bunlar genetiğin suçu değil. Genetiğin Türkiye'de gelişememesinin suçu da, bu alandan mezun olan insanlara yeterli iş ve araştırma olanağı verilememesinin suçu da başka mevkilere ait ve bunlar bu yazının konusu dışında. Sapla samanı karıştırmayalım.

    Son olarak, demek istediklerimi özetlemek istiyorum.
    - Para kazanmak istiyorsanız, genetik yazmayın.
    - Yakın gelecekte para kazanmak istiyorsanız, tıp da yazmayın.
    - Eğer içinizde araştırma ve problem çözme ruhu yoksa fen bilimleri yazmayın.
    - Sevebileceğiniz bir meslek bulun, ilgilendiğiniz meslek sahipleri ile görüşün. Sizin hayattan beklentinizi karşılamayacak bir mesleğin eğitimine yıllarınızı yatırırsanız, en sonunda siz de kişisel deneyimlerinizi kitlelere genelleyen uzun acı dolu blog yazıları yazmak durumunda kalabilirsiniz.

    Size hayatta bol kazançlar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Para kazanmak icin tip yazmayi onerdigimi nereden cikardiniz? Yaziyi nerenizle okudugunuzu merak ediyorum. yukaridan copy-paste yapıyorum:
      Peki, bu alanda araştırma yapmak isteyen biri genetik bölümünü tercih etmek yerine ne tercih etmeli? Kesinlikle TIP tercih etmeli çünkü tıptan mezun olan insanlar da genetikçilerin yaptıkları araştırmanın tıpatıp aynısını yapabilmektedir fakat onlar doktor olarak yaptıklarından dolayı maaşları, araştırma bütçeleri ve prestijleri kat kat fazla olmaktadır.

      Ayrica, Turkiye'de tip okuyanlarin ABD'de doktorluk yapabilecegini nerede yonlendirdigimi de merak ediyorum. Siz bu blogu baska bir blog ile karistiriyorsunuz yada sarhossunuz. tekrar hatirlatayim: Arastirma yapmak isteyenlerin tip okuyarak da ayni sekilde arastirma yapabilecegini soylemistim. Ki bunu yapip iyi yerlerde arastirma yapan bazi kisilerin CV'sini yukaridaki yorumlarimdan birinde gorebilirsiniz.

      Sil
  10. Yazısına gelen nazik ve incelikli bir eleştiri karşısında "NERENİZLE OKUYORSUNUZ" gibi bayağı ve ucuz laflara muhtaç olan bir insanın söyledikleri ne kadar dikkate değer? Deniz Azbilir yukarıda yanlış yönlendirmeleri ve eksiklikleri isabetli bir şekilde açıklamış genel itibariyle ve hakaret denebilecek hiçbir şey kesinlikle yok yazısında. Bu blogdaki yazı hayatta ev geçindirmek dışında bir gayesi olmayan biri tarafından yazılmış ve ev geçindirmek dışında bir gayesi olmayan diğer insanlara hitap ediyor. Yani burada yazanları at çöpe gitsin diyemez kimse, yazar söylediklerinin pek çoğunda haklı. Ama hayata nereden baktığını ve bu baktığı yerin ne kadar sığ olduğunu da görmezden gelmek ciddi bir hata.

    Tartışmasız şekilde tıp seçilmesinin gerekliliği konusundaki tavsiyesinin parayla ilgili olmadığını anlatmaya çalışırken söylediği şey "aynı araştırmayı doktor olarak yaptığınızda daha çok para kazanacaksınız" minvalinde bir açıklamadan öteye gidemiyor. Buradaki absürtlüğü ve bariz çelişkiyi görmemek için gerçekten ev geçindirme görevini başarıyla gerçekleştirme hırsının gözünüzü bürümüş olması lazım. Araştırma bütçesi konusunu açarsa çok sevinirim, hangi veriler doktor olarak araştırma yapanlara kat kat daha fazla araştırma bütçesi verildiğini doğruluyor, çok merak ettim gerçekten. Bu aşamada şunu sorabilirsiniz: Aynı araştırmayı yapacaksam daha çok para kazanmanın neresi yanlış? Yazarın ev geçindirme amacı üstüne bina edilmiş bakış açısına sahipseniz hiçbir yeri yanlış değil de, bu noktada tıp eğitiminin travmatik yoğunluğundan, yıpratıcılığından ve insanı neredeyse bir robota dönüştürme potansiyelinden bahsetmemek açıkça iki yüzlülük. Dün internette gördüğüm bir habere göre TUS dünya çapında bir araştırmada en zor ikinci sınav seçilmiş mesela, gerçi benim için çok önemli bir kriter değil de, basitçe fikir versin diye yazıyorum. Tıp eğitiminin insandan götürülerini zerre kadar düşünüp incelemeden insanları ne olursa olsun genetik seçmeyin tıp seçin genetik seçerseniz sizin de beyniniz telef olmuş demektir gibi haddini ve birikimini fazlasıyla aşan fikirler beyan etmek çocukça.

    Pek bilgim olmadığı için biraz da tedirginlikle belirtmek istediğim bir diğer sıkıntı da şu: genetik yalnızca ABD sınırları içinde varlık gösterebilen bir alansa ve bu konudan bahsederken Avrupa'yı çöpe atabiliyorsak lütfen beni uyarın ama benim yazının genelinde gözüme çarpan şey yazıda ABD ve Türkiye dışında genetiğin konumuna dair herhangi bir fikir ya da bilgi dile getirilmemesi.

    Son olarak yazıda son derece önemli bulduğum bir çelişkiyi sorgulamak istiyorum:
    "Turkiye'de bilimin b'sinin olmamasindan dolayi laboratuvarda sinek mi avlayacak?" ilk olarak bu cümlenizi ele alıyor ve kolayca Türkiye'de bilim adına herhangi bir faaliyetin mümkün olmadığı, Türkiye'de araştırma falan yapılamayacağı sonucunu çıkartıyorum. Sonrasında Deniz Azbilir'in açıkladığı Türkiye'de alınan doktorluk lisanslarının ABD'de geçerli olmadığı konusuna cevaben diyorsunuz ki ben zaten Türkiye'de tıp okuyanların ABD'de doktorluk yapabileceğini söylemedim. Öyleyse bunu da yukarıda alıntıladığım cümlenizle birleştirerek diyebiliriz ki Türkiye'de tıp okuyanlar Türkiye gibi bilimin b'sinin olmadığı bir yere mahkum kalabilir. Türkiye'de bilim'in b'si doktor olarak araştırma yapanlara mı var yoksa siz konuya dair bütün bilgilerinizi daha çok para kazanma güdünüzle yontup yontup öyle mi sunuyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adimi tam olarak bildigine gore beni taniyan bir olmalisin. Bir lakabin ardinda gizlenmene gerek yok. Ben bu blogu bu tur tepkileri goze alarak yadim. Cunku sunu biliyorum. Kimse yogurdum eksi demez. Bolumden nefret edenler oldugu gibi tum eksikliklerine ragmen bolumu sevenler de vardir. Bu bolumu seven kisilere bu aci gercekleri hatirlatmak dogal olarak aci verecektir. Bunun karsisinda da tepkilerini ortaya koyacaktir. Fakat tepkisini ortaya koyarken kim oldugu ve ne oldugu belli olmayan biri benim genetik bolumunden ayrilmamin genetik camiasi adina da yerinde bir karar oldugunu soylemesini ben bir hakaret olarak algilarim. Ve bu hakarete istedigim gibi karsilik vermemin hata oldugunu gormek bence daha buyuk bir hatadir.

      Ilk olarak sunu soylemek istiyorum. Turkiye’de insanlarin rahat bir sekilde ev gecindirmek gibi bir gayeleri oldugu icin universite okudugu bir gercektir. Bu durum utanilacak bir durum da degildir. Asil utanilmasi gereken sey bu konuyu bu kadar basite indirgeyip bu konu ile dalga gecer halde elestirmektir. Bu blogdaki ilk yoruma da bakabilirsin. Genetikcilerin cogu bu durumdadir. Cogu daha fazla para kazanmak istedigi icin genetigi tercih etmistir. Cogu idealist oldugundan, genetigi cok iyi tanidigindan ve kendini bilime adadigindan bu bolumu tercih etmis degildir. Ayrica, senin bilim dedigin akademik kariyer bile cogu bolumde daha fazla para kazanabilmek icin yapiliyor. Ki oyle olmasaydi doktora yapan herkes universitelerde yada bazi kurumlarda arastirma yapmaktansa piyasada calismayi tercih etmezdi. Yani insanlar sadece bilim askindan dolayi bilim yapar diye birsey yok. Daha fazla para kazanmak istedigi icin de yapar. Demek istedigim sey su: insanlarin daha fazla para kazanmak istemesi ya da ev gecindirmek gibi bir derdinin olmasi insanin dogasinda vardir ve ayip ya da elestirilecek bir konu da degildir.

      Yazimi genetik bolumunu her yonuyle tanitmami bekleyerek okuduysan yanilmissin. Ben insanlarin genetik bolumunun genellikle bilmedigi kotu yanlarini anlatmaya calistim. Bu bolumu her yonuyle ABD’den tutup Papua Yeni Gine’ye kadar her ulkedeki durumunu anlatacak olsaydim emin ol bu yaziyi sen de okumazdin, kimseye faydasi da olmazdi. Cunku 100 sayfayi bulurdu heralde. Zaten benim genetik bolumunun Avrupa’daki durumundan bahsetmememin sebebi de budur. Yazi su an bile 5 sayfa iken yaziyi daha fazla uzatmak istememis olmamdir. Ayrica, ben Avrupa’da calismamis biri olarak Avrupa’daki durumdan bahsetmem, senin genetikci olmayan biri olarak yazima karsi nefretle yorum yapman kadar sacma kalirdi. Ama su yorumu yapabilirim: insanlar genelde genetik bolumunun Avrupa’daki halinin ABD’den kotu, Turkiye’den iyi oldugunu soyluyor.

      Tip bolumunun kolay olmadigini bilmeyen yok ama genetik bolumunun yatistan ibaret oldugunu mu saniyorsun. Tip bolumunda TUS varsa genetikte de qualifier ve benzeri cok onemli, hayati sinavlari var. Bizim konumuz zaten bolumlerin kolay yada zor olmasi degil. Bizim konumuz o kadar zorluga katlandiktan sonra nerelere varabildigimizdir.

      MD’lerin yani doktorlarin arastirma butcesinin genetikcilerden fazla olmasini anlamak bu kadar mi zor. Doktorlar yaptiklari her muayene, ameliyat icin tonlarca para alip bir kismini fakulteye aktarir. Bunun da bir kismi arastirmalarda kullanilir. Ayrica, doktorlarin butcesinin daha fazla oldugunu ABD’deki bir hocam soylemisti. Hatta NIH’e sundugu normalde direkt fon alabilecek ve cok kaliteli bir proje cok begenilip en iyi %4’e girmis olmasina ragmen fon verilmeyebilir diyordu cunku NIH’in sistemi degisiyor ve projenin begenilme derecesine gore degil de uretilecek olan sonucun direkt olarak kullanilabilirligine gore verilecegini soylemisti. Yani genetikcilerden ziyade MD/PhD lerin ve MD’lerin bu konuda cok avantajli olacagini soylemisti.

      Sil
  11. Aslında bu tartışmanın ve uzun uzun yazılanların çoğu boş, buraya bir insan, toplum içinde bazı görevlerini yerine getirmesini engelleyen durumların Genetikle ilişkisini ve kişisel bazı maddi kaygılarını aktarmış ve bu yüzden yazının genelinde kendi bilinçsiz tercihinin başkalarının bilinçli tercihlerini etkilemesi gerektiği sanrısı ve para kaygısından başka hiçbir şey yok. ABD ve onun etrafında dönen dünya devasa bir ekonomik kriz döneminden çıkıyor ve bu dönemde 1 yıl iş aramış olmayı başa gelmez bir felaket gibi anlatıyor mesela, komik. Kaldı ki böyle olması dahi tamamen kişisel bir deneyim ve bunu genelleyerek hepiniz yıllarca işsiz kalacaksınız salaklar demenin hiçbir anlamı yok.

    Geleceğin bilimi olma iddiasından bu bilimin üzerine eğilenler gelecekte acayip rahat edecek ve zengin olarak gibi anlamlar çıkardıktan sonra hayal kırıklığına uğramak kaçınılmaz. Bilimle ilişkiniz öğrenmek, araştırmak ve katkıda bulunmaktan ziyade para merkezliyse genetik muhtemelen işinize yaramayacak. Ekonomi okuyan arkadaşımın aldığı para, işletmecinin elde ettiği avantajlar diye ah vah edecekseniz, bu potansiyeli görüyorsanız kendinizde, evet kesinlikle genetik seçmeyin. Sonra internet üzerinde, ekonomi okuyan arkadaşınızın maaşıyla kendi maaşınızı karşılaştırmaktan daha iyi bir iş bulamayabilirsiniz.

    Benim yazdıklarımda da pek çok hata, eksiklik, yanlışlık bulunabilir,, bulunacaktır, bulunsun... Önemli olan bu kadar tek taraflı, bu kadar öznel, bu kadar (kusura bakma ama) sığ düşünceleri baz alarak hayatınızda belirleyici rol oynayacak bir kararı şekillendirmemeniz. Yukarıdakileri yazanın henüz yaklaşık 25 yaşında olduğunu unutmadan pek çok insandan fikir almanız, bunların bazılarının tecrübeli, idealist, işini gerçekten severek yapan insanlar olması gerekiyor. Belli ki Mehmet Fatih İnan bu özelliklerin hiçbirini taşımıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim bu iste 6 yil harcamis bir genetikci olarak, genetik ile tip arasindaki benzerlikleri de cok iyi bilen biri olarak, Turkiye’de ve ABD’de bir suru tip okuyan arkadasimin bulunuyor olmasina ve bu insanlarla bu konuyu surekli tartismama da dayanarak tip egitiminin insandan aldigi seyler konusunda bir yorum yapmam cocukluk oluyor ve haddimi asmis oluyorsam sunu sormak istiyorum: senin ne genetikci ne de bir doktor olarak yani zerre kadar isin icinde bulunmayan biri olarak hem genetik hem de doktorluk ile alakali haddini fazlasiyla asan yorumlarda bulunman acaba ne oluyor? Benim yaptigim cocukluk ise senin ne genetikci ne de bir doktor olmana ragmen haddini asip benim genetik bolumunu tercih etme konusunda danisilacak biri olmadigima karar vermen ne oluyor? Yazdigim seylerin cogunun bos olduguna karar vermen ne oluyor? Laf olsun, torba dolsun diye konusma. Sorun varsa dogru duzgun bir sekilde sor, yorumun varsa dogru duzgun bir sekilde belirt. Sirf muhalif olmak icin muhalefet etme. ise burnunu sokmus olmak icin yorum yapma. Ekmegi birak firinci yapsin.

      Simdi gelelim baska bir elestirine. 1 yil is aramam basa gelmez bir felaket gibi anlatmam komik degil cunku oyle bir durum gercekten felakettir. Ben is ararken genetikle alakali onlarca is basvurusu yaptim fakat 1 tanesi bile donup bana gel bakalim sen kimmissin, seni bi gorelim, mulakata alalim demedi. Yani konumuzun kriz doneminde olmamiz ile alakasi yok. Cunku zaten acik olan pozisyonlara basvurdum ve yillarca calismis olmama, iyi duzeyde ingilizcemin olmasina ve yurtdisinda tecrubeli olmama ragmen mulakata davet edilmeden reddedilmem bu bolum icin gercekten bir felakettir.

      Bu arada, ben bu bolumun ozellikle insanlar tarafindan yanlis bilinen kotu yonlerini belirtiyorum. Bu bolumun iyi yonleri de vardir muhakkak ki hamalligin bile iyi bir yonu vardir mutlaka. Bu alanda o kadar uzmanmis gibi yorumlar yaptigina gore iyi yonlerini de biliyorsundur. Oyleyse sen de genetigin iyi yonlerini yaz da insanlarin aydinlanmasina fayda sagla. ama yok yazamam diyorsan sus ve otur, kuru gurultu yapma...

      Sil
    2. Ayrıca detaylı bir cevap da yazacağım yazınıza. Çünkü sizin amacınızın daha farklı bir bakış açısıyla meslek seçen insanları uyarmak olduğunu görebiliyorum.

      Ama şunu sormak istiyorum: Askerliğinizi yaptınız mı?

      Yapmadınız. Bu yüzden de başvurularınızın sırf askerlik şartını sağlamadığınızdan dolayı bakılmadan elendiğinin farkında dahi değilsiniz. Yapmış olsaydınız 200 başvurunun en az 100 tanesinden geri dönüş alacağınızın da.

      Sil
  12. Merhaba, ben de nacizane fikirlerimi belirtmek isterim. Blog adresini bir arkadasim gonderdi, gondermese boyle bir blog acildigindan haberim yoktu.

    Mehmet Fatih Inan ile ayni bolumden ayni yil mezun oldum. Suan ozel bir universitede biyoloji alaninda yuksek lisansa devam etmekteyim.

    Fatih'e katildigim mevuzlar da var katilmadiklarim da. Ben insanlara bu kadar kati secmeyin demem diyemem, herkesin yasayacagi 'kisisel tecrubenin' her zaman farkli olabilecegine inaniyorum cunku. Fakat gorulmesi anlasilmasi gereken bazi noktalar da cok da kadersel degil.

    Ben Fatih kadar sansli olamadim, bolumu okurken ne harvard ne mit ne sutcu imam hic bir yerde staj yapmadim, mezun olurken ortalamam fena degildi ama referanslarim kuvvetli olmasa da yurt disi sansimi denedim, fakat olmadi. Bazi kisisel nedenlerden dolayi kendi universitemi de denemedim yuksek lisans icin, daha once tanismis oldugum ve cvsine ikna oldugum bir hoca icin suan bulundugum universiteyi sectim. 2 yil gecti henuz mezun olamadim. Fakat mezun olamamak benimle alakali degildi. Turkiyede butce sorununun olmasi, malzemelerin daha pahali olmasi, ithal olan bu malzemelerin size gelis surelerinin en az 4-5 ay surmesi, sizi her zaman bir adim geride birakiyor. Gecen yaz labdaki arkadaslarimizla birlikte yurtdisinda bir kongreye gittik. Ordan edindigim en buyuk tecrube oradaki insanlarin hic biriyle yarismiyor/yarisamiyor olmamizdi. Insanlar inovatif fikirler icin bir yerlerde akademisyenleri tuketirken, biz ancak inovatif yapilan calismalari kendimize ornek alarak biz bundan neler cikarabiliriz mantigindayiz Turkiyede. Evet herkes bu mantik da olmayabilir ama bu mantikla hareket etmek istemeseniz de elinizdeki imkanlar yapmak istediginiz calisma icin yeterli olmayabiliyor. 2 yildir labda pek de bir sey yapmadim, butcesinin cikmasi icin basvurusunu ancak 2. yilda yaptigimiz projemizin sonucu 2 hafta once ancak belli oldu ve sonuc olumsuz. Yani daha tezimin deneylerini yapmami saglayacak malzemeleri alacak paramiz bile yok (baska bir projenin parasi belli oldugu icin oradan kullanilacak ama bu benim mezun olmam zaman gelmis olmasina ragmen mezun olamadigim gercegini degistirmiyor simdilik). En iyi ihtimal Ocak ayinda mezun olabilecegim. Peki ben bu 2 sene de ne anladim. Bu isler Turkiye'de MAALESEF ki yurumuyor. Eger boyle giderse ve hep disariya bagimli kalinirsa yuruyecek gibi de durmuyor. Simdi ben doktorami yapip akademisyen olsam yarin obur gun ayni butce sorunu benim basima gelecek ve ogrencilerim mezun olamayacak, olsalar bile basit calismalarla mezun olacaklar yuksek lisanslarinda. Ama ben hic kimsenin basit calismalar yapmak icin bu bolumu sectigini dusunmuyorum herkes yeni bir sey bulmak, kesfetmek, uretmek icin bu bolumu seciyor. Para olmayinca labinizda bunlar maalesef ki olmuyor.
    Ben de isterim yurumesini ben de isterim dunya capinda yapilan bir calismanin ilk kez turkiyeden cikmasini, ben de isterim Turk bir genetikcinin Nobel almasini. Hatta biz yapmazsak o yapmazsa kim yapacak sorulari da gelmiyor degil akla ama olmuyorsa da olmuyor. Belki amerikada olsam Fatih kadar memnuniyetsiz olmazdim kim bilir ve burda onun yazdigi seylerin tam tersi seyler yaziyor olurdum.

    Ben mezun oldugum gunden beri cevremizden universite tercihi yapacak arkadaslar beni arayip danisiyor. ilk soyledigim sey, yuzde 99 akademisyen olacagim gercekten idealistim diyorsan sec diyorum yoksa bu bolum hamalliktan baska bir sey degil ve suan kendi adima istedigim gelecegi bulamadigimi da bu sene itibariyle yorumlarima ekleyebilirim. Ve tercih yaparkenki idealistliginiz 4 yil icinde cok degisebiliyor.

    YanıtlaSil
  13. -yorumumun devami 1-

    Bir de Deniz Hanim/Bey e yazmak istedigim bir kac sey var. Kendiniz genetik bolumunu birakmissiniz arkadasinizin halen ayni bolumde oldugunu ve memnun oldugunu yazmissiniz. Oncelikle cok ayrintiya takilmak olacak ama neden kendi devam ettiginiz bolumun adini yazmadiniz merak ettim. Yani zaten memnun olan bir ornegi verirken yaninizda bunu yazmamaniz biraz garibime gitti. Bunun disinda siz suan yurtdisindasiniz ve ulkenize donecek misiniz, donmeyi dusunuyor musunuz bundan bahsetmemissiniz. Yani yurt disindan yazmak belki de kolay geliyordur. Turkiyede genetikten mezun olan kac ogrenci sizler gibi yurtdisina gitme doktora veya post-doc yapma imkani bulacak? Yada burada yazin genetigi diye onerebilecegimiz ogrenciler 2 yilda sizin gibi memnun kalmadiklarinda bolumu birakacak cesareti kendilerinde bulabilecekler mi? Cunku ben de ikinci sinifta cok sorun yasadim, universiteye basladigimda tercih donemine kadar maalesef yonlendirmesi cok iyi olmayan egitim sistemimizin kendimde olmayan bazi potansiyelleri ortaya cikarttigimi gordum, mesela dile yetenegim olmasi gibi. Ama bolumumu birakip da bir dil bolumunu sececek cesareti kendimde hic bir zaman bulamadim. Ne dedim o zamanlar kendime, 'sen bu bolumu lise 1 den beri istedin simdi neden birakasin' ' sen birakirsan herkes birakirsa bu bolumde kim ilerleyecek' dedim, 'Ya hep ya hic' dedim. Ve lisansim staj goremese de pratik manada yapabildiklerim ogrenci lablariyla sinirli kalsa da yuksek lisansa devam ettim. Sonuc, cok mutsuzum. Simdi bu mutsuzluktan devam edecegim cunku insanin 25 yasina gelip de hayattan beklentileri ile de alakali, belki fikir verir arkadaslara.

    Ne bu bolumu secerken ne mezun oldugumda ne de simdi maddiyati hic dusunmedim. Hem bir bayan olarak ev gecindirme derdim yok, zaten suan evlilik gibi bir olayim da yok, hem de Allah'a sukur ailemin maddi durumu iyi diyebilirim. Ben de asik olarak sectim bu bolumu ama pratikte asik oldugum seyleri hic bulamadim. Bu da belki benim kisisel tecrubem idi ama herkes amerikaya gidebilecek herkes memnun olabilecek diye de kimseye garanti veremezsiniz, kesin memnun olmayacaksiniz demek de oyle. Suan hayattan ne bekliyorum ben biliyor musunuz gerek sokaktaki herhangi bir insan olsun gerek ulkem olsun bir yere yararim oldugunu hissetmek, ama 2 yildir yuksek lisans yaptigim sure boyunca okudugum okula bile faydam dokundugunu hissedemedim (onun da bana bi faydasi dokunmadi o ayri), bu bizim yaslarimizda ve okul bitirmis insanlar icin buyuk bir dert bence yada benim kisiligimden kaynakli bir dert. O kadar ki kendime bile faydam yokmus gibi dusunmeye basladim hatta bu bolumu ben mi beceremedim gibi kendime olan ozguvenim ve saygim da yikildi diyebilirim. 6 yil oldu zamaninda babami dinleyip TIP tercih etseydim simdi bir saglik ocaginda iki recete yazsam kendimi mutlu sayacaktim o derece. Neden mi cunku yorucu bile olsa doktorluk meslegi bugun birisinin isini gordum diye mutmain olacakti kalbim. Dedigim gibi benim para kazanma derdim yok, ama 4 yil okuduktan sonra bir cok universite mezunu bir yerden geliri olsun istiyor. Yani erkek kadin farketmiyor. Erkeklerin ev gecindirme derdi olabilir evlenecekse eger. Ama kadinlarda da yani kendi arkadaslarim icin konusayim kendileri icin harcamak icin ister gezmek olsun ister alisveris para ihtiyaci oluyor, bunu ailesinden karsilamak istemiyorsa para kazanmak istiyor az bi sey de olsa. O yuzden mezun olurken idealistlik bir yere kadar oluyor.

    YanıtlaSil
  14. -yorumumun devami 2-

    Bu dusuncelerimle bir konuda daha Fatihle ayni dusunmus oldum o da TIP tercih etmek. Ama ben kesinlikle arastirma yaparsiniz garantisi veremem yada para icin onermem bu isi. Neden mi genetik okumak ne kadar hamalliksa, kaldiramayacak bir insan icin TIP okumak da okadar hamallik. Hamallik degil de kulfet diyeyim. TIP kolay bir brans degil okurken ama en azindan mezun oldugunuzda yararlilik gosterebileceginiz bir meslek, arastirma olmasa da insanlar icin yarar saglarsiniz. Cevremde tip okumus herkese simdi tekrar sinava girip TIP tercih etmek istiyorum dedigimde surunuyoruz diyorlar ama onlar suan sadece sinav zorlugu vs gibi yada is yukleri cok fazla oldugu gibi nedenlerden dolayi bence boyle diyorlar, yoksa benim yasadiklarimi yasasalar belki de boyle demezler diye dusunuyorum. Yada bilmiyorum her bolumun kendine gore zorlugu. Ama benim deginmek istedigim nokta bolum zorluklari degil mezun oldugunuzda hayat anlayisiniz sizi memnun edecek mi etmeyecek mi. Bir kucuk ornek, Amerikada olsun TR de olsun labinizin duzeni ile alakali olarak yapacaginiz deneyler olsun fln, giris cikis saatlerinizi genelde siz belirlersiniz, yani saatleri rahat bir alandir bi manada, belki gunde bir memura gore daha cok calisirsiniz ama saat 11 de baslayip gece 12 de bitirebilirsiniz isinizi. Ama bu benim cok da memnun oldugum bir ayrinti degil bu alanla ilgili mesela. Ben hayatim ne kadar duzensiz (bunu da lisansa borcluyum az da olsa) de olsa duzenli hayat hayali kuran bir insanim. O yuzden de bu alan benim kisiligime aslinda uygun degil mi diye sorguluyorum mesela.

    Suan ben kendime yeni bir alan arayisindayim, cunku genetik bolumunu en azindan kendimin kaldiramayacagini dusunuyorum yani idealistligim maalesef ki yorgun dustu gercekten. Deniz, TR de alinan tip egitiminin ABD de gecerli olmadigini yazmis ama ben bu kadar olacagini zannetmiyorum. Yani belki burdaki uzamanlik orda gecerli degildir ama burdaki tip lisansi en azindan bir 4 yillik lisans gibi kabul olunur diye dusunmekteyim, bu konuda bilgim yok sadece yorumum, biraz arastiracagim bu meseleyi. Ve eger ki 4 yillik bir biyoloji lisansi kadar gecerli sayiliyorsa, biyoloji/life sciences alanlarinda en azindan doktoraya devam edilebilir demektir bu ABD'de. Ha bildigim kadariyla TR de TIP egitimi alirken yazlari sizi yurt disinda staj yapmaya gonderebiliyorlar. Bu imkanlari da iyice arastirmak lazimdir bence.

    GENETIK yazacagim idealistim diyenler icin de nacizane onerilerim,
    - okurken ozellikle ilk iki yil ortalamanizi yuksek tutmaya bakin.
    - daha erken demeden ne kadar erken olursa olsun staj bakinmaya baslayin, mumkunse yurt disi olsun ama en azindan ilk yil icin belki yurt icinde yada kendi universitenizdeki bir hocanin labinda olabilir.
    - hocalarla aranizi iyi tutun, ileride referans icin lazim olacaktir. ayni sekilde staj yaptiginiz yerlerde de kendinizi gosterin ki referanslarinizi buralardan da alabilesiniz.
    - benim kanaatim beyin gocunden yana degil. yurt disinda okumayi elbette dehsetle oneriyorum ama eger hep orada kalacaksaniz bu ulke boyle surunmeye sizden sonrakiler de buna benzer bloglar acmaya devam eder. lutfen oralara gitseniz bile geri donun. sahsen bu bolumun idealistliginin bunu da gerektirdigi kanaatindeyim.

    YanıtlaSil
  15. "Somewhere, something incredible is waiting to be known." Carl Sagan:)

    YanıtlaSil
  16. Üniversite sınavında Tıp Fakültesine yetecek puanı almış olmasına karşın Moleküler Biyoloji ve Genetik Mühendisliği bölümüne girmeye istekli bir üniversite adayı tanıdığım adına bu bloğu takip ettim ve neredeyse tüm yazılanlardan ciddi anlamda faydalandım. Özellikle ana yazının sahibi Fatih Beyin sayısal verileri de kullanması, Türkiye ve A.B.D.'ndeki durumu ortaya koyması zaten konuyla ilgili şüphe içinde olan düşüncelerimi oldukça netleştirdi ve ne yazıkki bu bölümün (çok idealist ve aileden varlıklı bireylerin dışında) ülkemiz koşullarında bu derece yüksek puan sahibi öğrenciler için ciddi bir kayıp olacağı fikrimi pekiştirdi. Olayın bu bloktaki üzücü yanı ilk başta Deniz azbilir'in eleştiri yanında anayazı sahibi Fatih'i (Genetik camiasının yararına bu camiadan ayrılmış olması gibi)küçük düşürme gayreti içine girmiş olması, Fatih'in belki de boşuna sert bir üslupta cevap vermesi ama en son aşamada hayati tehlikenin seviyeye dip yaptıran yorumları oldu. Öncelikle şunu belirtmeliyimki asla burada bir taraf olmak ve kişilere sen haklısın sen haksızsın gibi önyargılarla yaklaşmak amacında değilim ve buna haddim de yok. Yaşça sizlerden oldukça büyük olmakla birlikte konu hakkında kesinlikle sizlerden çok şey öğrenecek durumdayım ve sayenizde az da olsa bilgi sahibi olduğumu, MBG bölümü hakkında en azından beni korkutan bir takım olumsuz hususların doğruluğunu anladığımı belirtmeliyim. Fatih Bey'in belirttiği hususların tamamı değil inanın yarısının doğru olması bile benim açımdan (yakınım hakkında) ciddi endişeler taşımama yeterlidir. 46 yaşında biri olarak hayatta evinizin iaşesini temin etmenin veya bekar olduğunuzu düşünürsek kendi geçiminizi temin etmenizin belli bir yaştan sonra önemli bir gereklilik olduğuna inanıyorum ve bu konunun küçümsenecek veya önemsiz bir ayrıntıymış gibi ele alınmasına katılmıyorum. İnsanlar yaşları ne kadar genç olursa olsun üniversiteye sadece ilgi duyduğu (hatta eğlenceli bulduğu) alanda idealleri uğruna (karşılıksız olarak) yıllar boyu süren eğitim ve yüksek lisans-doktora çabaları için değil aynı zamanda bu çabalarını maddi olarak da tatmin edebilecek bölümleri değerlendirerek girebilmeliler.

    YanıtlaSil
  17. 18 yaşında önemli (hayatınızın dönümü olacak) tercihlerde bulunmak zorunda kalıyorsunuz, bu yaşa kadar YGS, LYS yarışması denen ömür törpüsünde neredeyse ilkokul çağlarında dershane-okul derken çocukluğunuzu yaşamayı unutuyorsunuz ve bu saçma yarışta üstün başarı elde ettinizde neredeyse 35 yaşınıza kadar size maddi olarak çok sınırlı getirisi olacak sonrasında ise ne elde edebileceğiniz son derece belirsiz bir bölüme sadece ilgi alanınız, idealim, mesleki/ilmi tatmin diyerek tercihte bulunuyorsunuz. Neredeyse 50 yaşına yaklaşmış biri olarak söylemeliyim ki inanın pek çok kişi için hayat bundan çok daha karışık ve ciddi yaptırımlarla dolu. Evet ideallere, hayallere saygı duymalı ama bu meslek kendisine gönül verenleri bu kadar da hayatta açıkta bırakmamalı bence. MBG bölümünde okuyan veya bu bölümle ilgili olarak yüksek lisans-doktorasına devam eden, mesleki olarak kariyerini bu konuda sürdüren veya MBG'ye gönül vermiş ve gerisini boşvermiş herkese saygı duymak gerekir bu şüphesiz. Ama idealleri uğruna bu bölüme girmiş, beklentilerini (ve yanında mutlaka maddi beklentilerini de) karşılayamaması nedeniyle hayal kırıklığı yaşamış, lisedeki emsalleri garanti veya yüksek gelirli meslek sahibi olmuşken bir yılı eğitimine eşdeğer bir iş bulamadan geçirmek zorunda kalmış birinin getirdiği eleştirilerden neden bu kadar rahatsız olunduğunu kavrayamıyorum. Kendince Genetik camiasından gitmen hayırlı olmuş, hayatta ev geçindirmek dışında bir gayesi olmayan, hayata baktığı yerin ne kadar sığ olduğu vs. ifadelerle neden kesin yargılarla kişi infaz edilir onu da anlayamıyorum. (Aslında anlıyorum da, yani biz Türklere has bir tartışma şekli bu, karşı tarafın fikirlerini beğenmediğimiz zaman hemen kişiliğine oklarımızı fırlatıyor, fikirleri tartıştırmaktan ziyade sen ben kavgasına çeviyoruz olayı. Konuları asla soğukkanlılıkla ve saygı çerçevesinde eleştirmiyoruz. Yine de şükrediyorum ki bu blokta en azından seviye önemli ölçüde korunmuş durumda) Doğal olarak bana ''Sen Genetikle ilgili değilsin, burada MBG ve bizlerle ilgili neden yorum yapıyorsun'' diye sorulabilir ki bunda da haklısınız. Çok değer verdiğim bir yakınım bu bölümü ciddi olarak değerlendirme aşamasında olduğu için konuyla ilgiliydim. Bilkent ve ODTÜ'nün tanıtım günlerinde bazı öğretim görevlileri ve öğrencilerle de defalarca konuştum. İnternette araştırmalar yaptım. Ama Fatih Bey yazdıklarıyla (tekrar ediyorum yazdıklarının yarısı bile doğru olsa) yeni bir bakış açısı, farklı bir perspektif, pencerenin karanlık yüzü hakkında bilgi verdi bana. Bunları tanıtım günlerinde o bölümün ve üniversitenin reklamını yapan öğrenci ve görevlilerden duymak (doğal olarak) mümkün değildi. Bu nedenle Fatih'e katkılarından ötürü teşekkür ettim ve tekrar tekrar aynı duygularımı içtenlikle iletiyorum. Aynı şekilde pleinair'e de benzer duygularımı iletmek istiyorum. Diğer yorumcuların da bilgilerinden istifade ettiğimi ayrıca belirtsem dahi ne yazık ki düşüncelerine fazla katılamadığım (umarım beni hoşgörürler) için yeni bir tartışma veya polemiğin tarafında olmayacağımı da ifade etmek istiyorum. Bu arada Fatih Bey ile telefonda bu fikirleri paylaşmaktan mutluluk duyacağımı ifade etmeliyim. Tabiki kendisi de uygun görürse. Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Savas Bey,
      En azindan sizin gibi bazi kisilerin benim anlatmaya calistigim seyi tam olarak anlayabilmis olmasi beni sevindirdi. Benim dusuncelerime cidden tercuman olmussunuz. Benim sayfalarca yazip anlatmaya calistigim seyi siz birkac paragrafta ozetlemissiniz. Bunun icin tesekkur ederim.
      Bu arada telefonda da gorusmekten memnuniyet duyarim. e-mail adresim: inanfatih@yahoo.com
      bana tel numaranizi mail olarak gonderebilirseniz sizi arayabilirim ya da mail adresinizi gonderirseniz size telefon numarami da gonderebilirim.

      Sil
  18. Benim sorum konuyla direk alakalı olmamakta ancak yinede cevap vermenizi rica ediyorum. ABD'de Bilgisayar Mühendisliği mesleğinde de bu tarz büyük sorunlar yaşar mıyız? Çünkü Yurt dışında yaşamayı düşünüyorum ve seçmeyi düşündüğüm meslek bu.

    Bir diğer sorum -ki aslında sizin için üzerinden yıllar geçmiş ama tecrübenizin yardımı olacaktır- lys-ygs sınavlarına nasıl bir çalışma programıyla çalıştınız? Hedeflediğim okulların puanı çok yüksek ve kazanmak istiyorum ancak "çalışma" konusunda çok bilgisizim. Zamanında liseme girerken de hiç çalışmamıştım ve 430 gibi vasat bir puanım oldu. Siz nasıl bir çalışma planı izlediniz biraz bilgilendirir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ramazan merhaba. Fatih baska bolumlerle ilgili pek yorum yapmiyor sanirsam ama ben etrafimdan ve arkadaslarim uzerinden bir kac bir sey yazmak istiyorum hem boylece baskalari da faydalanir.

      Yazima daha asagida yazdigim kisimlarla baslayacaktim ama once kisa kisa verebildigim kadar cevaplarini vereyim sorularinin. Bilgisayar muhendisligi ve muhendislikler icin yasar miyim dedigin sorular maddi mi yoksa alansal mi? Ben bilgisayar muhendisliginde pek de alansal sorun yasanacagini dusunmuyorum cok genis bi alani var. Ama cok buyuk isler basarmaktan, ABD de cok iyi okullarda devam edip cok iyi firmalarda calismaya devam etmekten bahsediyorsak, iste o is icin cok zeki yada cok caliskan olmak lazim bence. Yani biyoloji olsun herhangi bir bilim olsun insanlar artik hep kendilerinde olmayan yada yanlarinda calisan insanlarda olmayan melekelere sahip takim arkadasini yanina almak istiyorlar. Yani senin yazilim alaninda bilgisayar alaninda gercekten one cikan bi yanin olmasi lazim, bu kesin kilar bana gore oraya gidisini vs.

      Ama diyelim ki iyi bir universitede bilgisayar muhendisligini bitirdin. Ortalaman ne kadar yuksek olursa o kadar iyidir, bunu her zaman bil. Yurt disina basvuracaksin 4. sinifta mutlaka. Yurt disi basvurulrinda aklinda tutman gereken su olacak, doktora programlarindan kabul alirsan okul burs verir ama master icin boyle bir sey yok, basvurursun kazanirsan parani oder gidersin. Diyelim ki kesin kapak atmak istiyorsun isi sansa birakmak istemiyorsun, doktoraya kabul alinma sartlarin da problemli, ozaman master a basvuracak paranla kapagi atacaksin. Bunun icin paran olmasi lazim tabi yoksa eger MEB in yurt disi egitim burslari gibi burslari takip edeceksin vs. Aslinda bunlar simdi sana cok uzak ama neyse. Doktoraya kabul alabilirsen ne ala, gideceksin oralarda belki asistanlik da yapacak parani alacak yasamaya yukselmeye devam edeceksin tabi fikirlerinle ve calismalarinla, orada da doktorada tutunmak okadar kolay degil zor sinavlar yapiyorlar doktoraya devam edebilmek icin aklinda bulunsun.

      Bizim zamanimizdaki sinav sisteminin uzerinden cok zaman gecti bizim zamanimizda adi OSS idi mesela sinavin tek sinavli sizin girdiginiz ilk asamaya daha yakindi sanirim. Fakat ben sinav islerinde tek bir sey var derim o da olabildigince calismak. Yani bunun benim icin bir programi yoktu, ben lise hayatim boyunca dersaneye gittim ama 1 ve 2 de bana hocalarimin verdigi soru cozme odevlerini hic yapmadim. Son sinifta da ilk baslarda ortalarda fln hic kendimi kasmadim. Yani dersanenin gerektirdigi sinavlara girdim, bazen okulda test kitaplarimi cozdum ama aksam evde oturup soru cozme aliskanligim pek yoktu. Ama son 3 ay cok soru cozdum. Son gun bile konu okudum.'Mesai her zaman fark yaratir' derdi bi tanidigimiz. Yani sen ne kadar soruya kafa yormussan calisma doneminde ne kadar cok soru cesidi gorebilmissen okadar iyidir herzaman.

      Sil
    2. Bir de, iste burasi yukarida 'asagidaki kisim' dedigim kisim;
      Oncelikle hayalleriniz olmasi amaclariniz olmasi cok guzel bir sey. Aslinda simdi hayal amac demisken, cumlemi soyle kursam daha iyi olur amaclarinin hayal olmamasina dikkat et. Hic bir turlu heves kirmak istemem, zamaninda genetik secimimle ilgili heves kiranlar oldu hayatimda simdi onlari hakli bulsam da yine de heves kiran insanlarin yaptiklarini sevmem.

      Hayal amac derken ne demek istiyorum 'Çünkü Yurt dışında yaşamayı düşünüyorum ve seçmeyi düşündüğüm meslek bu.' demissin. Eger bu hayalse bunun olmayabilecegini yada sartlar uygun olmadigi icin bir sekilde bunu basaramayabilecegini aklinda tut. Ornek vereyim mi Bogazicine giren her ogrenci daha hazirliktayken yada belki daha once 'Ben su bolumle CAP (cift anadal programi) yapmak istiyorum yaa' der, bu notlarini yuksek tutabilen stabil ders calisabilen bir insan icin ne kadar kolay bir ayakustu istek ise bu kadar duzenli ders calisamayan ve notlarini yuksek tutamayan bir ogrenci icin okadar zor bir hayaldir pratik manada. Calisan adam icin de zordur, cunku notlarinin bir donem dusmesiyle capin iptal olur vs. Daha cok gencsin ve herseyin senin istedigin olgunluktaki sartlarda ilerleyemeyebilecegini bil. Ben de bitirince kesin yurt disina gitmek istiyorum diyordum ama hem benden kaynakli hem de dis etkenlerden kaynakli suan burdayim gordugun gibi. Bunu bil derken vazgec demiyorum, sen bunlari bil ki b plani c plani olusturabilesin. Yani oturdugun yerde kalip gitmek istiyorum demekten cikip, gidebilmek icin gerekli girisimleri arastirman ve hayata gecirmen lazim gerceklesmesi icin. Bu arada bunlari tamamen genel icin yaziyorum, soyle ki ben girisken bi insan degilim suan yaziyi okuyan da sorulari soran da nasil karakterde bi insan bilemem, oyuzden boyle yaziyorum. Yani girisken degilseniz de girisken olmaya zorlayin kendinizi bu istekler icin, giriskenseniz zaten dedigim seyleri dogal olarak yaparsiniz gibime geliyor:)

      Sil
    3. Pleinair'a katiliyorum

      Sil
  19. Bu blogu açtığınız için çok teşekkür ederim. Keşke sadece genetik değil, Boğaziçi'nin diğer bölümlerl ile TIP yazmak arasında kalan tercih dönemindeki bütün kişiler bu blogu okusa. Ben de aynı üniversiteden mezun biri olarak tercih yapacaklara sadece şunu söylemek istiyorum: Boğaziçi üniversitesinde sayısal bir bölüm (mühendislik, fen bilimleri vs..) okuyup da TIP tercih etmediği için pişman olmayan kişi sayısı çok azdır. Belki fazla iddialı bir cümle ama gerek Boğaziçi'nin çok farklı bölümlerden mezun olan arkadaşlarımdan gerekse orada okuduğum dönemdeki çevremden bunu beş sene boyunca sürekli gözlemlemiş bulunmaktayım. Ve hatta defalarca kez bunun dile getirildiğini de bizzat şahitim... Tabi herkes bu cümleyi söyleyip kendi okuduğu bölümü kötülemek istemeyeceği için, böyle düşünen ama bunu itiraf edemeyen de bir çok insan olduğunu düşünüyorum. Bu ister Türkiye dereceli ilk 100'e girmiş en iyi mühendislik bölümlerine yerleşmiş insanlar olsun, ister şu anda iyi yerlerde çalışma hayatına başlamış insanlar olsun, ister akademisyenliği tercih edenler olsun, farketmiyor. Böyle insanların kaç tanesinden kulaklarımla duymuşumdur: tıp tercih etmediklerinin pişmanlığını yaşadıklarını, içlerinin cızz ettiğini. Bu demek değil ki Boğaziçi'ni tercih eden kimse mutlu değil, herkes pişman. Tabiki böyle değil. Bunu iddia etmek çok saçma. Tabiki orada da bölümünü severek okuyun ve geleceğe umutla bakan insanlar var. Tabiki orada da "İyi ki burayı yazmışım" diyenler var. Benim dikkat çekmek istediğim sadece şu: iyi tıp fakültelerine girmek için gerekli olandan bile çok daha yüksek puan alıp, o genç yaştayken ve etrafında aile baskısı ile tıp yazmasını isteyenlerden bunalan bir çok kişi şu anda da var biliyorum. Eminim tıp bölümünü "KLİŞE" buluyor ve hatta küçümsüyorsunuz. Fakat siz boğaziçinde kendi bölümünüzde soru işaretleri ile boğuşurken, mezun olduğunuzda seveceğinizden emin olmayacağınız bir meslek sahibi bile olmanızın garantisi yokken, sizin o beğenmediğiniz ve tıp okuyan arkadaşlarınız, çoktan bir yerlerde en azından aile hekimi olmuş milyarlarca maaş alıyor olacak. Önemli olan ise bence para değil de, herkes tarafından prestij sahibi ve ailelerinde el üstünde tutuluyor olmaları.. VE bence asıl en önemlisi de insanlığa bir hayırları dokunuyor olacak... Herşeyden önemlisi bu. Kendilerini faydalı hissedecekler. Siz ise ailenizi de dinlememenin verdiği pişmanlıkla kalabilirsiniz! Lütfen tekrar düşünün.
    Tekrar ediyorum: Boğaziçi ve TIP arasında kalan tercih dönemindeki arkadaşlar lütfen Boğaziçi markasına ALDANMASIN.... İçlerinde tıp okuma isteği varsa, okuyabileceklerini düşünüyorlarsa tıp yazsınlar. Tabiki tıbbı da sevmeme ihtimali var, orada da çok, belki daha çok zorlanacaksınız ama sonunda elde edecekleriniz hayat boyu olacak ve tatmin olma ihtimaliniz daha yüksek... Markaya aldanmayın... Saygılar..

    YanıtlaSil
  20. Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğrencilerinden kamuoyuna duyuru

    DİKKAT: Eğer gözünüzü para bürümüşse ve hayatınızı çok para kazanmak üzerine kuruyorsanız bu yazıyı okumayınız!!!

    Siz değerli okuyucularımıza ve genetik bölümünü tercih etmek isteyen ülkemizin genç, dinamik, çalışkan ve araştırma ruhlu değerli arkadaşlarımıza bir bilgilendirme amaçlı bu yazıyı yazıp seslenmek istiyoruz. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki bu yazıda olabildiğimce objektif olacağıma hayatımı vermeye hazır olduğum, insanlığın ortak birikimi olan bilim üzerine söz veriyorum.

    Öncelikle genetik bilminin geleceğin mesleği olup olmamasını tartışalım. “Genetik” esasen bir meslek değildir ve bunu hiçbir şekilde geleceğin mesleği veya değil şeklinde tartışmaya lüzum yok. Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü bitirdiğinizde genetikçi değil moleküler biyolog olursunuz. Peki genetik geleceğin araştırma konusu mu olacak? Elbette ki kesin delillerimiz yok geleceğe dair ama büyük ihtimalle olacaktır. Şu anda tedavisi bulunan birçok hastalığa baktığınız zaman göreceksiniz ki o hastalıklara tedaviler genelde makro düzeyde getirilen tedaviler. Mesela bir katarakt hastasının tedavisi gözündeki lensin değiştirilmesi şekliyle olur. Bunun sebebi de lensin artık saydamlığını yitirmiş olmasıdır. Bir bypass ameliyatı da kalbi besleyen damarların yetersizliği sonucu iyi beslenemeyen kalbe aorttan kalbe gelecek şekilde vücudun başka bir yerinden alınmış bir damarın bağlanması sonucu yapılır. Örnekler çoğaltılabilir ve illa ki bütün tedaviler makro düzeyde değildir ben sadece iki örnek verdim. Makro düzey dediğimiz işte bu elle tutulabilen gözle görülebilen tedavilerdir.
    Devam edecek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ilk olarak sunu soylemek istiyorum. bu blogda genetik bolumunun neden okunabilecegi ile ilgili bir yorumun bulunmasi sartti. Cunku amacimiz genetik bolumunu tercih etmeyi dusunenlere olabildigince bilgi vermekti. Ben bu blogda insanlarin genelde bahsetmekten cekindigi ve bu bolumun neden secilmemesi gerektigi ile alakali kesinlikle yalan icermeyen bilgilerle yorum yapmayi tercih ettim. Buna karsilik olarak birinin cikip neden tercih edilebileceginden bahsetmesi kesinlikle iyi oldu. Bu yuzden tesekkur ediyorum. Yorumunuzdaki cogu seye katiliyorum. Fakat bu durumla alakali bazi elestirilerde bulunmak istiyorum.

      ilk elestirim bu yazinin Bogazici universitesindeki genetik ogrencileri adina yazilmis oldugu soylenmesi. Yaptiginiz yorum eger genetik bolumundeki herkese teker teker onaylatildi ise sorun yok. Fakat bir kac kisi tarafindan yazildi ise genetik ogrencileri adina yazildigini soylemeniz dogru degildir. Neden mi cunku ben de blogdaki ana yaziyi yayinlamadan once su an genetik bolumunde okuyan ve mezun olan bazi kisilere gonderip elestirilerini aldim. Duzeltilmesini onerdikleri yerleri de duzeltip son halini verdikten sonra yayinladim. Bu molekuler biyolog (halk dili ile genetikci) arkadaslarimin cogu bu blogu yayinlamami onayladi ve genetik ile alakali bazi gerceklerin gosterilmesi konusunda faydali olacagini soyleyip tesekkur etti. Ayrica, yayinladiktan sonra da bazi kisiler arayip bazi kisiler de mesaj atip tebrik ve tesekkur etti. Yani demek istedigim, her ne kadar yorumunuzun buyuk bir bolumune katiliyor olsam da, yaptiginiz yorumun tum genetik ogrencilerinin gorusunu yansitiyor olmamasi. Yani sizin mantiginiz ile hareket edip, isteseydim ben de bazi genetikcilerin onayini aldigimdan genetikciler adina kamuoyuna duyuru diye yayinlayabilirdim ki bu dogru olmadigi gibi sizin yaptiginiz da dogru degildir.

      Ayrica sunu da eklemek istiyorum. Sundan emin olun ki eger benim bu bolum ile alakali su anki goruslerim genetik egitiminin 4. sinifinda bile olsaydi ben daha fazla zaman kaybetmeden bu bolumu birakip baska bir bolume baslardim. Ama o zamanlarda bazen elestirsem de bu bolumu icten olmasa da seviyor imaji vermeye calisiyordum. Neden mi cunku bu bolumu sevmedigimi gostermem benim daha fazla mutsuz olmama sebep olacakti. Bu konu ile alakali bir animdan bahsetmek istiyorum: bir arkadasim 4. sinifta bu bolumu birakma karari alip farkli bir alanda master yapmaya karar vermisti. Bu arkadasimla bir karsilasmamda elimde dunyanin genetik alanindaki en meshur dergilerinden biri olan "Cell" dergisinde yayinlanmis bir makale vardi. Arkadsimin ortalamasi da yuksek olmasina ragmen bu bolumu birakmaya karar verdiginden "Cell" dergisinin logosunu gosterip su sozu soyledigini cok iyi hatirliyorum: "Allah bana bir daha bu yaziyi gostermesin." Arkadasima bu kadar nefrete gerek olmadigini soylemistim ama icimden sunu da gecirdigimi hatirliyorum: "keske ben de cesaretimi toplayip bu sozu kullanabilsem." Buna ragmen ben disaridan bakildiginda genetigi seven biri olarak taniniyordum. Bu bolum ile alakali bildigim ama memnun olmadigim bazi gercekleri icime atip devam ediyordum. Eminim aranizda bu durumda olan kisiler de vardir. Ozellikle bolumden mezun olduktan sonra bolum ile alakali sevmedigim seylerin katlandikca artacagini bilmiyordum. iste bu yuzden ben bu bolumde israrla devam etmistim. Bunu neden mi anlattim? Cunku bu bolum mezun olduktan sonra gercekten taniniyor. Cunku taninmasi gereken seylerle asil mezun olduktan sonra karsilasiliyor. Bu yuzden, karsilasmak istedigim bir durum olmasa da, genetik ogrencileri adina yazilan bu yorumu destekleyen bazi kisilerin mezun olduktan sonra bana hak vereceginden eminim.

      Sil
  21. Fakat öte yandan günümüzde tedavisi bulunamayan birçok hastalığa baktığınız zaman göreceksiniz ki makro düzeyde bir tedavi getirilemiyor. Veyahut semptomatik tedavi dediğimiz yani sadece semptomları yok edici teedavi uygulanabiliyor bu da esasen bir tedavi değil sadece hastayı uyutmadır. Bu hastalıkların tedavisi emin olun ki moleküler boyutta ve büyük olasılıkla genetik yöntemlerle yapılacaktır. Bir hastalığa bakılırken önce bu hastalığa sebep olan genler ve bu genlerdeki mutasyonlar ve bu mutasyonların lokasyonlarına bakılır. Sonrasında bu mutasyonlar sonucu ne oluyor, proteinler yanlış mı katlanıyor yoksa hiç mi üretilemiyor. Aktivasyon bölgelerinde mi mutasyon olmuş v.s v.s incelenir. Sonrasında tedavi olarak gene terapisi mi uygulanacak, siRNA ya da miRNA mı kullanılacak ona bakılır. Veyahut o gendeki mutasyon sonucu gerçelkleşen eksiklik kök hücrelerle falan giderilmeye çalışılabilir. Çok ayrıntıya giremeden anlatabildim kusura bakmayın ama siz bu konuları araştırabilirsiniz. İşte bu tarz tetkikler ve araştırmalar tamamen moleküler düzeyde ve genetikle ilgilidir. Bu da kesinlikle gösteriyor ki genetik bilmi geleceğin bilmi olmaya adaydır. Bu tezime bir diğer kanıt olarak şunu sunmak istiyorum. Nobel ödülü Fizik kimya Tıp, Edebiyat Barış... v.s alanlarında verilmektedir. Biyoloji, genetik veya moleküler biyoloji diye bir alan yoktur. Fakat Son yılların Tıp alanındaki ödüllere bakarsanız göreceksiniz ki geneli moleküler düzeydeki araştırmalardır. 2011 yılında nobel ödülü Dentrik hücre ve adaptif immünütedeki keşfinden dolayı, 2010 yılında İn-vitro fertilizasyon (cansız ortamda döllenme) gelişiminden dolayı, 2009 yılında Kromozomların telomerler ve telomeraz enzimi tarafından nasıl korunduğunu keşfinden dolayı, 2008 yılında İnsan immün yetmezlik virüsünü keşiflerinden dolayı, 2007 yılında Serviks kanserine neden olan İnsan papilloma virüsünü keşfinden dolayı, 2006 yılında Embriyonik kök hücrelerin kullanımı ile farelerde belirli gen değişikliklerinin ilkelerini keşiflerinden dolayı, 2005 yılında RNA engellemesini (çift iplikli RNA tarafından gen susturulması) keşiflerinden dolayı, 2004 yılında Helicobacter pylori bakterisini ve onun gastrit ve peptik ülser hastalığındaki rolünü keşiflerinden dolayı... verilmiştir. Çok açık ve ent bir şekilde görülmektedir ki son çalışmaların çoğu moleküler düzeyde yapılmış ve nobel ödülü almaya hak kazanmıştır. Ve bu ödüller Tıp alanında verilmektedir. Genetik veya Biyoloji diye bir alan yoktur. Bu da gösteriyor ki Genetik geleceğin bilmi olmaya adaydır.
    devam edecek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslinda ben tam 7 yil once bu bolumu arastirirken Bogazici Genetik ogrencilerinden biri ile gorusmustum ve aynen sizin anlattiginiz seyleri anlatip ikna etmisti. Ki disaridan bakildiginda cidden hersey cok cekici duruyor. Yani genetigi tanimasam tekrar yazardim heralde. O derece. Ama ozellikle mezun olduktan sonra sunu farkettim eger bir bolum ile alakali bilgi alinmak isteniyorsa o bolumun ogrencileri ile degil, o bolumden mezun olduktan sonra is arama safhasini da atlatan kisilerle gorusmek gerekiyormus. Bu durum sadece genetik bolumu icin gecerli degil. Tum bolumler icin gecerli. Cunku bu kisiler bu bolumden mezun olduktan sonra bolumlerini tam olarak taniyabiliyorlar. Bu yaziyi okuyan herkese en buyuk onerim budur. Sutcu Imam - bilgisayar muhendisligini tercih etmeyi dusunseniz bile su an bu okulda ogrenci olan kisilerle degil de bu okulun bu bolumunden mezun olan kisilerle gorusmenizi oneririm. Dedigim gibi cunku bu bolumu bu kisiler mezun oldukta is arama sıkıntısını da yasadiktan ve piyasanin ihtiyaclarini da gordukten sonra daha iyi taniyacaktir.

      Bu arada bence yukaridaki yorumunuzdan Nobel Tip odullerini sadece genetikcilerin aldigi anlami cikiyor. Arastiracak olursaniz Nobel Tip odulu alanlarin arasinda medikal doktorlarin da oldugunu goreceksiniz ki bu da aslinda benim dusuncem olan doktorlarin da genetik alaninda iyi isler yaptigini gostermektedir.

      Sil
  22. Şimdi bu geleceğin bilmi olmaya aday olan genetik üzerine çalışmak istiyorsunuz ve dünyada sayılı genetik profesörlerinden biri olmak istiyorsunuz. Ne yapacaksınız? Tıp tahsili alıp sonra genetik üzerinde mi çalışacaksınız yoksa Bilkent veya Boğaziçinin Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümlerine mi geleceksiniz? Elbette ki Tıp daha güzel geliyor insana. Çünkü daha kapsamlı eğitim veriyor ve toplumdaki saygınlığı fazla. Amerikada genetik üzerine çalışanların bir çoğu doktor oluyor. Ama unutmayın siz Türkiyedesiniz ve Türkiyenin şartlarına göre haraket etmek zorundasınız. Türkiye şartlarında Tıp eğitimi tamamen ezber üzerine dayanıyor ve kesinlikle araştırmaya yönelik yetilerinizi köreltiyor. Analitik düşünme yeteneğinizi o teorik bilgi çamurunun içinde kaybediyorsunuz. Eğer 6 yılın sonunda hala araştırma ruhunuz hayatta kalabilirse ve o 6 yılın yorgunluğu sonucunda paraya tamah etmeyen, bilim yoluna baş koymuş biri olabilecekseniz kendi çapınızda bir araştırmalar yapmaya başlayacaksınız. Neden kendi çapınızda dedim çünkü Türkiyenin şıu anki şartlarında ne yazık ki araştırma yapma olanaklarımız çok kısıtlı. Her şeyimiz dışarıya bağlı. Parmak kadar bir enzime 900$ veriyoruz Amerikaya. Ya da bir geninizi sekanslatacaksınız almanyaya yolluyorsunuz ve 2-3 haftada sonuç geliyor. Ama amerikada öğleden önce yapılan bir PCRın sekans sonucu akşama gelebiliyor ve çok daha ucuz maaliyetlerle. Bu sebeplerle Türkiyedeki araştıamalar yavaş ilerliyor. Ne yazık ki... Ne yazık ki diyorum çünkü ben ülkesini çok seven ve onu eleştirmeyi sevmeyen biriyim. Ama gerektiği yerde de eleştirmek lazım ki geliştirebilelim. İnanıyorum ki ileride de Türkiye belli kurumlarıyla bu araştırmalara önem verecek ve bu işler bizim ülkemizde de kolay olacak. Ama şimdiye bakarsak Türkiyede olmaz bu işler ve yurt dışına gitmek-kısa süreliğine de olsa- şart halde. Tabi neden şart? Siz Dünya çapında sayılı genetik profesörlerinden olmak istiyorsunuz. Peki Tıp okuduktan sonra yurt dışına gitme olasılığınız nedir biliyor musunuz? Amerika neden böyle yapıyor bilmiyorum ama Türkiyedeki doktorluk lisansını kendi ülkesinde saymıyor. Yani adamlar buradaki doktoru doktor olarak görmüyor. Böyle bir durumda nasıl mezun olduktan sonra amerikaya gitmeyi düşünüyorsunuz. Hele ki Türkiyede aldığınız maaşın kat kat daha azını alacakken. Amerikaya gittiğiniz zaman tekrar Medical School okuyacaksınız ve tonlarca harç ödeyeceksiniz. Sonrasında PhD yaptıktan sonra araştırmaya başlayacaksınız. Ne yazık ki bu Türkiye için böyle. Ve ben hala inanıyorum ki o 6 yıllık ağır eğitimden sonra sizler araştırma ruhunu kaybedecek ve biran önce şu TUStan iyi bi,r puan alayımda göz möz biyerlere gideriz ohh iyi de maaş ev eş çoluk çocuk hayalleri kurmaya başlayacaksınız. Nerede bilim yapmak nerede dünyada sayılı profesörlerden olmak? Ama öte yandan bizim bölümümüzde yurt dışına gitmek çok kolay. İyi bir ortalamayla mezun olursanız, ki TIPtaki çalışmanızın yarısı iyi bir not ortalaması yapmanız için size yeterli olacaktır, Amerikada çok güzel üniversitelerde doktoraya kabul alabilirsiniz. Ama yine söylüyorum alacağınız maaş az olacaktır ama siz para için değil bilim için orada olacaksınız. Yazının başındaki uyarıda da belirttiğim gibi eğer para için okuyorsanız bu yazıyı hiç okumuyor olmanız lazımdı. Hatta ve hatta bizim bölümümüzde okurken bile amerikaya gitmek çok kolay. Yazları ameikada Harvardda MITde ve birçok sayılı üniversitede stajlar yapabiliyorsunuz. Boğaziçi üniversitesinin verdiği imkanlar dahilinde Amerikaya bir dönemlik okumaya gidebiliyorsunuz. Her gidişiniz sizin için bir tecrübe ve yeni insanlarla tanışma oluyor. Bu imkanlar kesinlikle ve ne yazık kı TIPlarda yok.

    devam edecek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bogazici genetik bolumunu yazan kisilerin cogu zaten buyuk hedeflerle genetik bolumunu tercih eder. Yani ben bogazici genetik okuyup Sutcu Imam universitesi hastanesinde laborant olacagim hedefi ile gelen birinin oldugunu sanmiyorum. Cunku Bogazici universitesinden bahsediyoruz. Bu arada sunu da unutmamak gerekiyor. Turkiye'deki lise mezunlarinin cogu maalesef arastirma yapmanin ne demek oldugunu bilmiyor. Bu yuzden bu kisiler her ne kadar dunyanin en iyi genetik profesorlerinden biri olmak isteyip genetik bolumune gelse de aslinda arastirma yapmanin ona gore birsey olmadigini farkedebiliyor. Bu, genetik bolumunde karsilasilmayan bir durum degil. Cunku omru boyunca televizyonlarda gordugu ilgi cekici duran mikroskoplar disinda yada bir fen bilgisi dersinde mikroskopta gordugu ilgi cekici bir sekilde hareket eden hucreler disinda hicbirsey gormus olmuyor. Bu yuzden her ne kadar dunyanin en iyi genetik profesorlerinden biri olma hedefi ile genetik bolumune gelse de bolume basladiktan sonra bu bolumun ona uymamadigini ve onun bir arastirmaci olmamasi gerektigini farketmesi cok dogal. Cunku genetik bolumu oyuncak olarak kullanilan ve insanin cani sıkıldıgında oyun oynamak icin kullandigi bir mikroskoptan ibaret degildir. Ama genetik bolumu sadece arastirmacilara uyan bir bolum. Zaten bunu farkedene kadar birkac yil kaybetmis olan bir ogrencinin bu durumda ne yapmasi gerekiyor? Kesinlikle daha fazla zaman kaybetmeden okulu birakip baska bir bolume baslamasi gerekiyor. Aksi taktirde is arama surecinde benim yasadigim gibi buyuk sıkıntılar yasayacaktır. Simdi sizin su sozunuze geldik: "Unutmayın siz Türkiyedesiniz ve Türkiyenin şartlarına göre haraket etmek zorundasınız" Halbuki, bu ogrenci tip tercih ettikten sonra arastirmaci olamayacagini farkedecek olsaydi mezun olduktan sonra bu ogrencinin ozellikle Turkiye'de cok degerli ve prestijli bir meslek olan doktorluk bulunacaktir. ve mezun olduktan sonra en kotu ihtimalle bir aile hekimi olarak calisacaktir. Tabii tip okurken bir arastirmaci olmasi gerektigini de farkedebilir. Bu durumda bu kisi arastirmaci olamayacak mi? Bunun icin ne tur yollar takip etmesi gerektigini bilmiyorum ama basit ve kisaca yaptigim bir arastirmama gore kesinlikle olabilir. Google'daki basit bir arastirmada asagida CV'lerini gorebileceginiz gibi Turkiye'de tip okuduktan sonra buyuk arastirmalara imza atip oduller alan ve su an yurt disinda Harvard dahil, bir cok yerde arastirmaci olarak calisan kisilerin oldugunu goreceksiniz. Sirf bu risk bile bence genetik tercih etmemek icin yeterlidir.
      http://www.easo.org/documents/GSH_CV_2010_SEP.PDF
      http://www.tamerseckin.com/
      http://www.hss.edu/physicians_semih-gungor.asp
      http://fertilitypreservation.org/oktay_cv_current.doc

      Bu arada aci ama gercek olan baska bir seyden de bahsetmek istiyorum. Benim durumumda da gordugunuz gibi Harvard yada MIT'de staj yapmak insani kurtarmiyor. Bogazici genetik okurken Harvard'a staja giden ve genetik okurken ayni zamanda kimya ile cap yapan yani cift diplomali olan bir mezun arkadasimin ne yaptigini soylemek istiyorum. Bu arkadasim su an NALBUR. Yanlis okumadiniz. Bu arkadasim su an bogazici universitesi mezunu bir cift diplomali nalbur. Ki nalburlugu tercih etmesinin sebebi babasinin nalburlar krali olmasi filan degil.

      Genetik mezunu ve yine Harvard'ta staj yaptiktan sonra bir de New York universitesinde yaklasik 2 yil arastirma gorevlisi olarak calisan bir arkadasim da su an bu isle ugrasmiyor. Alakasiz islerle ugrasiyor.

      Genetik mezunu baska bir arkadasim ABD'de iyi bir universitede master yaptiktan sonra ayrica yaklasik 3 yil arastirma gorevlisi olarak calismasina ragmen Turkiye'ye dondukten sonra is bulma konusunda cok sikinti yasadi. Kac ay ugrastigini hatirlamiyorum ama o da benim gibi cok ugrasti ve su an Istanbul Ticaret universitesinde calisiyor ama genetikci olarak degil, siradan bir memur olarak calsiyor.

      Sil
  23. Bu sebeplerle yine diyorum ki, eğer parada gözünüz yoksa ve araştırma ruhunuzu öldürmek istemiyorsanız TIPa gitmeyin. Tıp kesinlikle kötü bir bölüm değil ve kesinlikle kötü bir meslek değil. İnsanlara şifa kaynağı olmak kadar güzel bir şey olabilir mi? Doktorluk kesinlikle çok kutsal bir meslek. Ama doktor olmak o kadar zeka, analitik düşünme ve araştırma ruhu gerektirmiyor. Bırakın rahat hayat isteyenler, iyi maaş isteyenler düzenli hayat isteyenler Tıpa gitsinler. Onların önünü kapatmayın. Ama biz araştırma ruhlu insanlar, parada gözü olmayanlar, önce insanlığa sonra ülkesine bir şeyler katmak isteyenler, ölüp gidip unutulmak değil de arkasında bir şeyler bırakmak isteyenler, insanlığın ortak bilgi birikimi olan bilime bir nebze de olsa bir şeyler biriktirmek isteyenler, ve Dünyada sayılı genetik profesörlerinden olmak isteyenler gelin Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümüne gelelim.

    Sabırla okuduğunuz için teşekkür ediyorum umarın sizlere yardımcı olur.
    Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğrencileri adına...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlattigim seyler arasinda zerre kadar yanlis bilgi olmamasina dikkat ettim. Farkinda olmadan yanlis anlattigim ya da yine farkinda olmadan yanlis anlayacaginiz sekilde yazdigim bir yorumumun oldugunu sanmiyorum ama siz oldugunu dusunuyorsaniz soyleyin duzelteyim.
      Ama yazdigim o kadar cok gercege ragmen, farkli kisiler tarafindan tecrubelerle tasdik edilmis o kadar cok olaya ragmen hala genetik yazmayi dusunuyorsaniz, buyurun.

      Oyle bir durumda da size dunyanin sayili genetik profesorlerinden biri olma yolunda size basarilar dilemekten baska yapabilecegim bir sey yoktur.

      Sil
  24. Çok güzel bir inceleme. Keşke ben de yazarın yaşında iken çevremde olan bitenin bu kadar iyi şekilde farkında olsaydım.

    Aynı kaygılar her alanda, her memlekette var. Meselâ şu yazı biraz eski olmasına rağmen hâlâ geçerli: http://wuphys.wustl.edu/~katz/scientist.html

    Yazarı paragözlükle itham edenler, "para peşindeysen yapma, bu idealizm işidir" diyenler yazıyı doğru düzgün okumamış. Yazının ilk yarısında, idealist bir şekilde bilim yapmanın bile ne kadar zor olduğu anlatııyor zaten. Sizin araştırmanızı destekleyecek bir yan sanayi yoksa, hükümet temel bilim araştırmalarını baltalamakla meşgulse, 15-20 saat ders yükünüz varsa, çevrenizde işbirliği yapabileceğiniz kimse yoksa, istediğiniz kadar idealist olun, faydasız.

    Ben bir idealistim. Yazar gibi Boğaziçi'nde temel bilimler okudum, yurtdışında doktora yaptım, döndüğimde uzmanlığıma uygun (ve bilimsel kalitesi yeterince yüksek) bir bölümde iş bulamadığım için yedi yıldır ilgisiz bir alanda ders veriyorum. Makul şekilde geçiniyorum, ama çok sevdiğim meslek alanımdaki araştırmayı sadece hobi olarak yapıyorum.

    bounmbg'yi yadırgamıyorum, ben de eskiden onun/onlar gibiydim. Ancak doktorayı bitirip iş aramaya başlayınca idealizmin arz/talep eğrisini lehinize çevirmediğini görüyorsunuz. Ne iş bulursanız onu yapıyorsunuz, ve sonunda "madem bu işi yapacaktım, bari baştan o işe gireydim, şimdi yükselmiştim" diye hayıflanıyorsunuz.

    "Memlekette 200 üniversite var, birinde iş bulunur" diyorsanız, buyrun gidin o üniversitelere ve idealizminizi ne kadar sürdürebileceğinizi görelim.

    Blogun yeni yazılarla zenginleşmesi dileğiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dusuncelerinizi paylastiginiz icin tesekkur ederim.
      Blogun yeni yazilarla zenginlesmesi icin sizin de bir katkiniz olursa yayinlamaktan memnun olurum.

      Sil
  25. Düşünceleriniz ve yorumlarınız büyük hatalar içeriyor. Hiçbirşey bilmeyen birisi sizin yazınızı okuduğunda direkt aşağıdaki sonuca ulaşacaktır: "Kimya, fizik bitirdiğimizde akademisyen olmamız çok kolay, ama genetiği bitirirsek akademisyen olma şansımız çok düşük ya da metalurji, inşaat mühendisliğini bitiren herkes yüksek maaşlı iş buluyor." Sizi gerçekten yanlış bilgilendirmişler, matematik, fizik ve biyoloji bölümleri çok fazla mezun verirler ve bu bölümlerde doktora v.s yapan herkesin yrd. doçent olmasını beklemek gerçekten mantıklı değildir. Bunun dışında gemi inşaatı mühendisliğini dahi bitirseniz, ihtiyaç fazlası elemandan dolayı 800-1000TL maaşla işe girmek zorundasınız. Amerika'dan verdiğiniz istatistikler bana sizin söylediklerinizi değil de, ABD de biyoloji temelli bilimlerin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Ayrıca bu Biological Sciences dediğimiz terim:

    genetics and molecular biology
    biochemistry and biophysics
    cell and developmental biology
    neuroscience
    computational biology
    bioengineering
    gibi farklı alanları da kapsıyor, yani o söylediğiniz %46 moleküler biyolojiden ibaret değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu yazida yuksek hedefleri oldugundan dolayi genetik tercih edenlere yada tercih etmeyi dusunenlere seslendim. Ana yazi ile beraber tum yorumlari da dikkatli bir sekilde okuyan birinin bunu anlamakta zorlanmayacagini dusunuyorum. Buyuk hedeflerle genetik tercih eden kisilerin nelerle karsilasabileceginden bahsetmeye calistim. Ki buyuk hedefleri olan kisilerin ozel sektorde calismak icin genetik okudugunu sanmiyorum. Zaten oyle bir hedefi olanlara da ne tur seylerle karsilasabileceklerini acikladim. Ayrica hedeflerine ulasabilmek icin bu kisilerin dusuncesi doktoradan sonra yardimci docent olmaktir. Zaten doktora yaptiktan sonra piyasada calismak isteyenler ile alakali bir bolum yorumlarda geciyor. Ozellikle bir kisi doktora yaptiktan sonra ne tur seylerle karsilastigindan bahsetmisti.

      Yuksek hedefi olan kisiler icerisinde de genetik yerine tip tercih edilmesi gerektigini soylememden de anlasilabilecegi gibi tip icin puani yeten kisilere onerilerde bulundum. Zaten son paragraflardan birinde de Bogazici, ODTU, Bilkent gibi okullarda genetik okuyan ve bu okullardaki genetik bolumunu tercih edecek kisilere seslendigim anlasiliyor. Yani Sutcu imam universitesinde genetik okuyan yada okuyacak olan kisilere seslenmiyorum. Bir hakaret olarak algilanmasin ama bu kisiler genelde 800-1000 TLlik bir is icin bu boumu tercih etmistir. Seslendigim kisilerin hepsinin tip tercih etmeye puanlari yettiginden genetik tercih edip bahsettigim sikintilari yasamaktansa tip tercih etmelerini onerdim. Yani ben sadece genetik ile tip bolumlerini karsilastirmaya calistim. Buradan fizik, kimya gibi bolumlerin cok iyi durumlarda oldugu anlamini cikaran pek fazla kisinin oldugunu sanmiyorum. Ama oyle bir anlam ciksa bile Bogzici mezunu arkadaslarim arasinda karsilastirma yapacak olursam genetikcilerin fizik ve kimyacilardan daha fazla sikinti cektigini soyleyebilirim.

      Bunun disinda biyoloji temelli bolumler tabii ki ABD'de cok onemli. Saglik sektoru her yerde onemlidir. Ama yazimdan da anlasilabilecegi gibi bu kadar oneme sahip olan bir sektorde genetikcilerin payini alamadigi da ortada.

      Bahsettigim %46'lik oran sizin de dediginiz gibi biyolojinin tum alt dallarini iceriyor. Ama molekuler biyoloji ve genetik bolumunden mezun olan bir kisi saydiginiz tum alanlarda doktora yada post-doktora yapabilmektedir. Zaten Turkiye'den Molekuler biyoloji ve genetik lisansi alan birine ABD'de genetikci gozu ile bakilmiyor. Bu kisi bir biyolog olarak degerlendiriliyor. Ayrica, genetik bolumunden mezun olan biri bahsettiginiz alanlarin hepsi birbiri ile baglantili oldugundan bu alanlarin cogu ile alakali ders alir. Yani bir genetik bolumu ogrencisi 4 yil boyunca sadece genetics and moleculer biology dersleri almaz, diger alanlardan da ders alir.

      Yani dusuncelerim ve yorumlarim buyuk hatalar icermiyor. Ama sizin buyuk hata olarak gordugunuz baska bir sey varsa duzeltebilirim.

      Sil
  26. Büyük hatalarınız derken kastettiklerim:

    1. Bu tip sadece akademi de geleceği olan bölümler dünyanın her yerinde, akademisyen olabilecek kişi sayısından daha fazla mezun verir. Mezun olanlardan başarılı olanların hepsinin iyi üniversitelerde hatta sıradan üniversitelerde kadro bulması zordur. Bu Biyoloji, Fizik, Kimya, Matematik v.s. bütün alanlar için geçerlidir. Yani Moleküler Biyoloji'ye özgü bir durum yoktur.

    2. Maalesef günümüz koşullarında en yüksek puanlarla girilen mühendislik alanlarından da mezun olsanız işsiz kalabiliyorsunuz ya da çok düşük maaşlarla çalışıyorsunuz. Bulduğunuz iş, genel olarak mühendislik ile alakası olmayan pazarlama, satış v.b işler oluyor. Bugünden sonra yapılan düzenlemelerle doktorların saltanatının da çok yakın dönemde sona ereceğini ve aynı bataklığa onların da sürükleneceğini düşünüyorum.

    3. Tıp Fakültesi mevzusuna geldiğimizde, Moleküler Biyoloji mezunlarından bazılarının tıp fakültelerinde kariyer yaptığını biliyorum. Buna ek olarak Tıp Fakültesi'nden mezun olmak, her ne kadar zevkli konular olsa da, sizi insan sağlığı ya da gelişimi temelli konularda sınırlayacaktır. Biyoloji altında Moleküler Biyoloji ise Biyoremediasyon, Fermantasyon v.s. gibi endüstri de kullanılabilecek alanları ve bitki v.b. canlılar üzerine de çalışma imkanlarını içerir. Eğer işe iş boyutundan bakmazsak, Tıp Fakültesi'nde olmanın size yegane artısı, insan üzerine çalıştığınızda örneklere ulaşma imkanınızın çok daha kolay olmasıdır.

    4. Ben lisanstan mühendislik kökenliyim ve ülkemizin ilk 3 üniversitesinden birinde MBG master ı yaptım ve doktoraya devam ediyorum. Ve benim tek amacım, hedeflediğim konuda istediğim keşifleri yapabilecek imkanı elde etmek, yoksa maaşı 3000TL olmuış, 10000TL olmuş çok umurumda değil. Eğer yaşlanma ile ilgili büyük bir keşif yapamadan ölürsem, kendimi boşuna yaşamış gibi hissedeceğim. İşte bilim ruhu budur,karnınızı doyurmayabilir, ama budur. Diğerlerine gelirsek, sizin sandığınızın ya da inanmak istediğinizin aksine, bu bölümü yazan kişilerin çoğu gördüğüm kadarı ile, bilimle yakından uzaktan ilgili değil. Sadece bir pipet kullanayım, genetikçiyim deyip iki kişiye hava atayım diye bu bölümde okuyan ve oldukça iyi derecelerle (geçmiş seneden çıkan soruları toplama, lise öğrencisi gibi ödev ineklemeler ile) mezun oluyorlar. Bunların bir kısmı yine hiçbir bilimsel kaygıları olmadan sadece yurtdışına gitmeyi amaç edinip yurtdışına gidiyorlar master doktora yapıyorlar.

    Ben aşağıdaki konular üzerine eleştirilerinizi beklerdim (Bütün bölümler için):

    1. Üniversitede alınan notlar, bir bilim adamı adayının akademik kariyer yapıp yapamayacağını belirlemek için ne kadar uygundur ya da yeterlidir? Mezuniyet notları, kişinin bilimsel keşif yapma kapasitesini, bilimsel algılama düzeyini ne ölçüde yansıtmaktadır?

    2. Akademik kariyer sırasında, doktora öğrencilerinin dahi sürekli olarak konu kısıtlaması ile boğuşması ne ölçüde doğrudur?

    3. Araştırma destekleri ne ölçüde bilimsel kriterler üzerinden verilmektedir?

    4. Erasmus v.b. akademik öğrenci değişim programaları ne ölçüde bilimsel amaçlı kullanılmaktadır? Değişim programına katılan öğrencilerin çoğunluğu, değişim programını sadece gezme amaçlı kullanmakta mıdır?

    5. Kozmoloji, kanser genetiği v.s. üzerine araştırma yapan bir öğrencinin, bir hamburgerci de çalışması ona ne katmakta, ondan ne götürmektedir?

    6. Burslar ne ölçüde adaletli ve uygun şekilde dağıtılmaktadır?

    Bu yukarıdaki soruların maalesef çoğunun cevabı olumsuzluklar içermektedir. Ülkemiz insanı Avrupa'da ya ABD'de uygulanan her sistemi doğru zannettikleri için, sadece notlar, dereceler üzerinden yapılan akademik ölçütlendirmeler her ne ölçüde yetersiz olsalar da, bunları doğru kabul etmekte, uygun bulmaktadırlar.

    YanıtlaSil
  27. merhaba ben de suan izmir yüksek teknoljıde genetik okuyorum hazırlık bitti 1. sınıf olucam, her seyi acık acık yazmıssınız merak ettigim henuz yeni mezun olmussunuz 2010 mezunusunuz , bu tarz karar vermek icin erken degil mi sonucta cok iyi unıversitelerde staj yapmışsınız o kadar emek verip bogazıcını bıtırmıssınız.. benim de gelecege dair endişelerim var sizce ne yapmalıyım öss planım var yeniden ama.. genetik okumak istiyodum ama Türkiye'yi gectim dünyada ve Amerika da durum böyleyse korkmuyor degilim sonradan pişman olcagıma yeniden össye girerim..tesekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ailenizin durumu ortalamanın üzerinde değilse veyahut bir yerden destek almıyorsanız (kendi paranızı kendiniz kazanıyorsanız) idealism uğruna sosyal beklentilerinizi sürekli ertelemek durumunda kaldığınızı farkediyorsunuz MBG de, en azından benim tecrübelerim malesef bu yönde oldu sınıf arkadaşlarım evlerini, arabalarını kendi maaşlarıyla alırken...
      (bilkent cs den mezun 1 arkadaşım 3000 ile işe başladı 23 yaşında, tıp okuyan bir arkadaşımda ayda dönerlerle birlikte 4000 üzeri alıyor 25 yaşında, mbg master için tubitak 1500 doktora için 1800 lira veriyor, tubitak çıkmazsa okul 650 lira veriyor: mezun birinin harcamalarının 18 yaşındakiyle bir olmayacağı da göz önünde bulundurulmalı)

      Gerçekten idealistim, çocukluğumdan beri, ortaokul ve lise andaçlarımda (hani yukarı da bir yorumda para için gelenler demişler, daha onun ne anlama geldiğini bilmediğimiz yaşlarda,ekmek elden su gölden her şeyin aileden temin edildiği ve hep öyle kalacağını sanacağımız zamanlardan beri) arkadaşlarım yazardı geleceğin genetikçisi diye. Küçüklüğümden beri bilim ve teknik okurdum ve dergiden okuduklarımın da etkisiyle ne olucaksın diye soranlara kendimi bildim bileli hep genetikçi derdim.

      İlk össde çok istediğim bölümü 0.2 puanla(950. son girmişti) kaçırıp aynı okulda sırf puanım yanmasın diye bilinçsizce farklı bir bölüme yerleştim, çap yaparım ya da geçerim diye ama gelince gördük ki o zamanlar bilkentte ne çap varmış ne yandal ne de şimdikinin aksine bölüm dersleri veriliyor. Ayrıca bölüm geçişlerinde 3.5 üstü ortalama isteniyor ki matematikte 3.5 ortalama yapan kişi sayısı nadirdir. Bense tüm imkansızlıklara rağmen 2. sınıfta hocaları ikna edildiği taktirde kişiye özel derse izin verdiklerini bir doktora öğrencisinden öğrenip soluğu bölüm başkanınn yanında aldım ve kendisini ikna edip mbg dersine kota açtırıp( o zamanlar diğer bölümlere açılmıyordu kota, yeni rektor ile açılmaya başladı)matematik okurken dersler almaya başladım masterda genetikten devam etmek için. Sonra Bölüm başkanı değişti, eski bölüm başkanının hakkımdaki master için onay yetkisi gitti, yeni bölüm başkanı matematikten dolayı düşük olan ortalamamla zor olduğunu bir makalede adımın geçmesinin gerektiğini belirtti. Daha 2 ders alan birinin makalede adının geçmesinin olabilirliğini: piyango tutturmak daha olasıdır. Ben ne mi yaptım gittim öğrenci işlerine, oradan dekana çıktım, bölüm değiştirebilmek için tüm prosedürleri zorlamaya çalıştım ama olmadı, kapı dışarı edildim. Bende kapıdan almazsanız bacadan girerim diyerek bölümümü 3. sinifin 2. dönemi bırakıp, sil baştan 5 ay öss kastım. Tüm bunları neden bu kadar detaylı anlattım çünkü gerçekten genetik labına girerken heyecan doluyordum. Parası pulu umrumda değildi, yeterki bir şeyler bulayım, bir gen bulayım, ölmeden nobel sahibi olayım hayaliyle amacıma ulaşmıştım katıksız bir aşkla.

      MBG yi kazandım. İlk iki sene A harici bölüm dersim yoktu. Stajların koşulları, mezunların durumları sürekli kulağımıza geliyordu ama kulak asmıyordum, kendimce hepsi zayıf karakterli, sürekli şikayetleniyorlar işlerini yapmaya odaklanacaklarına, çözüme yönelmeyip engellere takılmışlar gerçek birer bilim insanı değiller diye iç geçiyordum. Ama blogu başlatan arkadaşımızında dediği gibi ne zaman yolun sonuna geliyorsunuz hayatın gerçekleriyle yüzleşiyorsunuz. Üst dönemlerden bir arkadaşım MIT den aylık 1800 dolara anlaştı ki daha tax(vergi) kesilecek bunun üzerinden, ev kirasi ki bostonda evde tutamıyorsun yaşam pahalılığından ötürü, evin odasını tutuyorsunuz oda 1300 dolar, kasılınca 900-1000 dolara da bulunuyor).Başka bir tanıdığım ise yine doktora için Harvardda gitti, 2000 dolar aylık ama ev kirasi ve salt beslenme derken elinde bir şey kalmıyor (dışarıdan beslenirseniz ucuz yemekler 12-20 dolar arası, en ucuz burgerkingdir onda da 8 dolar civari menuleri ki her gün dışarda yerseniz ay sonunu göremezsiniz genelde herkes yemeğini götürür, ayrıca yine bu maaşlardan eyalet vergisi kesilir ortalama yüzde 8 civarı). Günde 12 saat üzeri çalışıyorlar ve haftada 2 saat filme gitmek lüksleri.
      Değer mi?

      Sil
    2. Burada tamamen kişisel beklentiler devreye giriyor. Bana ailemden fabrika ya da evler kalsaydı bir miktarini satıp kendime ciddi oranda finansal destek sağlayabileceğim için onca zahmete değerdi, ama 5 yıl ömrümü nefes almadan harcayıp iki yakam yan yana gelemeden ay sonu telaşıyla hala indirimdeki ürünleri almak, benim hakettiğim değil. Dahası oraya gitmek içinde bu arkadaşlar 3.90 üzeri ortalama yaptılar ki bunun için de 4 sene gerçekten çok sıkı çalıştılar, herkes tatile vs giderken lablarda çalışarak. Bu da yaklaşık 5 ( ki genelde 6ya uzar) + 4 = min 9 yıl limitli bir geçim demek. Daha sonrasında post doc için doğru zamanda doğru yerde olmanız gerekiyor ki yine top class unilerde alacağınız 3000 bin civaridir ki oradaki yaşam standartlarında yine yetmez: aileye falan bulaştığınızı hiç düşünmüyorum bile salt bilime kendinizi adadığınızdan, daha assistant prof, assoc prof, full prof siz düşünün... 50 yaşına kadar, yerin yurdun belli değil...
      Her mesleğin elbette zorlukları var. Bu mesleğinde zorluğu sürekli stress altında biran önce başkası çıkartmadan alanınız ile ilgili paper çıkartmaya çalışırken bir yandan kendinizi finansal açınızdan güçlü tutabilmek hem de araştırmalarınız finansal açısından yeterli grantlar bulabilmek.

      Lakin finansal açıdan güçlü, sizi 35 -40 yaşına kadar destekleyecek sağlam bir aileden geliyorsanız, okunacak meslek, maddi konularla ilgilenmek durumunda kalmazsınız, kendinizi maddi konulardan soyutlayıp işinize verip yoğunlaşabilirsiniz. Ben gidip 5 yıldızlı otellerde değilde 3 yıldızlı otelde tatil yapayım, bir restaurantta değil onun yerine 3 öğün simit peynir yesem problem değil, gerektiğinde labta yatar, yemeğimi de kendim hazırlar laba getirir, yine de deneyimi yaparım diyorsanız doğru yerdesiniz. ( kimi uzakdoğulular: hintli, çinli deneyleri uzayınca labta yatar, yemeğini bir dondurma kabına koyup laba getirir). Tekrarlamakta fayda görüyorum tüm bunlar top class unilerde ailelerinden destek almadan yaşayanları bekleyecek olasılığı çok yüksek durumlar(yaşananlar). Fakat aileniz size ayda 5000-10.000 dolar gönderiyorsa oda değil evde tutarsiniz, yemeğinizi de 3 öğün dışarda yiyip vakit kazanırsınız, altında arabanızda olur laba direk gidersiniz, tüm derdiniz çıkmayan deneylerinizi nasıl çıkartabilirim olur, hatta vakit yaratıp evlenebilirsiniz bile=)

      MBGçi olmak cidden çok isterdim. Paralarla tanışmaktan önceki hayalim idi... Benim kadar iadelist birini bile finansal desteksizlikler yüzünden vazgeçirdi.

      Görülmeyen: bizimde bir sosyal hayatımız var, hayattan bir beklentimiz, bir yaşantımız, onca emeğimizin karşılığını değecek bir yaşam standartını beklemeye hakkımız var. Para kolay kazanılmıyor evet ama paper basacağım diye, tek kaş, sakal - bıyık birbirine karışmış durumda olmayı da gerektirmemeli ya da 40lı yaşlara kadar kiralarda oturmayı. Ben Manisalıyım, memleketimde özel bir hastanede daha 40 ını doldurmadan primler hariç net 25.000 aylık alan bir doktor tanıyorum ki aynı hastane de 22 ve 20 alanda var. Kolay mı geldiler oralara? Elbette ki hayır, ama en az onun kadar çileli bir yoldan geçip full prof olsa bile asla bu standarttaki yaşam gücüne ulaşamayacak olan moleküler biyolog ve genetikçi olmak, asıl sorulması gereken bu Deger mi?

      Ben 25in de bu sene mezun olup tekrar össye girmeyi planlıyorum tıp için. Seda arkadaşım sende girersen haberleşelim.

      Sil
    3. evet ben karar verdim sayılır tekrar hazırlanıcam bu sene çünkü ailemin durumu iyi olsa dahi 5000 10.000 dolarlar söz konusu olamaz. sonucta ben meslegimi elime almış olucam nereye kadar aileye dayanabilirsin? iki sene once ben de idealist bi sekilde yazdım iyte genetik fakat bu sene aklım başıma geldi.. yeniden deniycem bu sene ilerde pişman olmaktansa bir senem iki senem gitsin.. tesekkür ederim paylaştıklarınız icin..

      Sil
    4. Kazein naptin hocam sen oyle. sahane idealist insan hikayesiyle baslayip, sonra manisada ozel hastanede ayda 25.000 lira aylik alan doktordan bahsetmeye basladin.
      idealizmin tanimi bu mu? idealizm baskasinin kazandigina bakmadan yaptigi isi sirf sevdigi icin yapmadir.

      ayda 5.000-10.000 dolar ailenin para gonderme abartmasi da Seda Nur Sayar'i biraz yanlis yonlendirmiyor mu sence. Kimin ailesi o kadar parayi gonderebilir ABD de doktora yapan evladina. Fazla uc nokta olmadi mi bu? Neyin luksunu yasayacak o kadar.

      Kusura bakma ama Harvard'da doktora yapan insan, aylik 2000 dolarla gecinmeyi de kabul etmeli, kit kanaat gecinmeyi de. Sartlari bu olmali demiyorum. Idealistse gercekten, deger mi diye sormaz tum bunlara.

      Sil
  28. Maalesef su an ki Turkiye şartlarında (ki 5-10 sene sonrasını kestirmek daha guc ) hic bir mesleğin garantisi yok. Yeni çıkarılan ve yolda olan yasalarla tıpçılar, dis hekimlerinin de gelecekte bir suru problemleri olacağı öngörülüyor.

    Ancak asıl konumuza dönersek, ben kendim de bir MBG öğrencisi olarak açıkçası geleceğimiz adına, en azından ülkemiz sınırları içinde, umutlu değilim. Benimle aynı gorusu paylasan ayrıca bir cok arkadaşım da var. Master-Phd- Postdoc derken bir anda kendinizi 30lu yasların ortasında buluyorsunuz ki bundan sonrası için geleceğin hic bir garantisi yok. Bir şekilde Turkiye’ye donup Yard. Doc olarak universitelerde akademisyenlik pesinde koşmak ya da yurtdışında ozel sirketlerin sınırlı sayıda pozisyonlarında danışman veya proje sorumlusu olarak calısmak seçenekleri bence cok cok fazla idealistlik barındıran planlardır. Bu süreçte yaşanacak sıkıntılardan yeteri kadar bahsedilmis zaten fakat yapılacak fedakârlıkları cidden iyi düşünmek gerekir. Yaşıtlarının düzenini oturduğunu, aile kurduğu ortamda hala gelecek için çabalayan biri olmak gerekli. Bu gerçekten hic kolay bir şey değil.

    Bu blog içinde kendisinin ve cevresinin deneyimlerini de katarak bence real sekilde aktaran Fatih Inan arkadaşımıza da ayrıca hak vermekteyim. Kendisi bolumun görülmeyen taraflarını dile getirmiş. Bunu dısardan bakan insanların farkedebilmesi gerçekten cok zor. Hatta bolum ıcındeki insanlar bile bunu ancak 3. – 4. Sınıfa gelince anlayabiliyorlar. Su an için sorunların gun yüzüne çıkmamasının nedeni mezun sayısının azlığı ve zaten ilk mezunların hala Phd- postdoc için çabalıyor olması. Asıl sıkıntı sayının çoğalmasıyla ortaya çıkacak gibi. İsin ilginç tarafı hala memleketin dört bir yanına yeni MBG bolumlerinin açılması ki cogu da Turkce eğitim verecek zannediyorum. Tamamen yabancı kaynaklara dayalı bir bolumun ki Turkce kaynak var mı gerçekten bilmiyorum, cunku çok çok hızlı gelişen bir alan ve yayınlar İngilizce malumunuz, Turkce eğitimle surdurulmesi bir diğer hata olur bence.

    Ha bu bolum gerçekten mi cok kotu durumda, kesinlikle değil. Ancak benim düşüncem, bu bolum ben dünyanın sayılı Profesörlerinden biri olacağım ve o sabrı, cesareti, fedakârlığı kendimde goruyorum diyebilecek kişilerin bolumu, aksi halde kaybolan yıllarınıza yanabilirsiniz. Umarım gelecek beni ve benim gibi düşünenleri yanıltır.

    YanıtlaSil
  29. ek olarak, arastırmalar yaparken Fatih arkadasımızın bundan sanıyorum 2 yıl once, tercih doneminde bulunan arkadaslarımıza yazdıgı soru-cevaplara rastladım. o zamanlar da umutlu oldugu izlenimi aldım. ama su an ne yazık ki vaziyet gercekten olumsuz yonde. bu da MBG sartlarının gelisimi acısından ornek teskil eder diye dusunuyorum.
    http://www.tercihdonemi.org/onceki-oturumlar.php?id=39

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklisiniz. Genetik bolumu ogrencilerinin genel durumu bu sekildedir. Aslinda akademik kariyer yapmayi planlamayanlar bolumden mezun olmadan umutlarini tuketiyor ama akademik kariyer yapmayi planlamasina ragmen benim gibi bazi kisiler de mezun olduktan sonra kesiyor. bazi kisiler de daha once de dedigim gibi baska alternatif yok deyip bolumden beklentilerini cok yuksek oranda dusurup akademik kariyer yapmaya devam ediyor. Ama hepsinin ortak noktasi bolume idealist olarak, cok buyuk hayallerle ve bir askla gelip bu sekilde baslamalari. Mezun olduktan sonra da buyuk bir kisminin ideallerinden vaz gecip, buyuk hayallerini koreltmeleri...

      Sil
  30. Merhaba. Mbg öğrencisiyim, 3. sınıfa geçeceğim. Yazınızı okuyunca büyük bir umutsuzluğa kapıldım.Hiç olmazsa ilaç şirketleri veya tüp bebek merkezlerinde çalışırım diyordum ama(3000 civarı) pek mümkün değil anlaşılan. Üniversitemde çap olayı yok(Bilkent) ancak yandal programları var, kimyayla yandal yapsam nasıl olur sizce? Yıllarca çalıştıktan sonra emeklerimin bir karşılığını görmek istiyorum sadece :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüp bebek merkezleri için: Türkiye de büyük bir tıp hegomanyası var, 6 yıl okumak genelde onların çoğuna göre her şeyi en iyi biz biliriz demek. Yaptıklarından sağlam gelir elde ettikleri için bunu paylaşmak istemeyip seni biyologmuşsun gibi görürler, çok komik ücretlere ve abiyane tabirle amele gibi çalıştırırlar. Yerin büyüklüğüne göre 1000- 1500 liraya, yükselemeden ömür boyu bir biyolog gibi çalışırsın. Hoş bizim okulda bu kadar pure science görüp oralarda çalışmak ve tepeden bakan gözleri görmezden gelebilmek emeğine yazık diye düşünüyorum şahsi görüşüm olarak. İlaç şirketlerini bilmiyorum yanlış yönlendirmeyeyim.
      Kimya minoru mantıklı olabilir zira technical electivelerini onlara saydırabilirsin. Daha hiç seçmeli almadıysan en azından daha vasıflı bir kişi olarak mezun olursun. İlerde akademik kariyer düşünüyorsan bakış açında etkileri olucaktır.

      Sil
    2. Kazein'e katiliyorum.
      Bahsettiginiz yerler genetikcileri alirlarsa biyolog kadrosuna aliyorlar. Benim gordugum kadari ile biyolog pozisyonlarina da genellikle Bogazici, ODTU, Bilkent gibi okullardan adam alinmiyor cunku bu tur yerlerden mezun genetikcilerin beklentileri 1500 TL den daha fazladir. Bu yuzden en basta ise baslayacak olsa da kisa bir sure sonra isten ayrilacagini dusunup bu tur okullardan mezun kisileri almiyorlar. Sen bizim isimiz icin over-qualified deyip reddediyorlar. Ayrica, yillar once ellerine gecen firsati tepip tercih etmedikleri tip bolumunu okuyan kisilerin altinda olacaklar. Bu yuzden durumdan memnun olmayacaklarindan genelde bu tur pozisyonlarda kalici olarak calismaz genetikciler. Kalici olarak calissa bile her zaman bir doktorun gerisinde calisir. Hicbir zaman bu adam bogazicili, bu adamin kafasi calisir deyip yonetici kadrosuna almazlar. Onun yerine yeni gelmis olan doktorlari almayi tercih ederler. Cunku onlar her zaman daha ustunlerdir.

      Sil
    3. Hypatia ben de Bilkent Mbg üçüncü sınıf öğrencsiyim ve aynı zamanda yan dal yapıyorum. Eğer son bir yıl içinde bir değişiklik yapılmadıysa -ki sanmıyorum- yan dal derslerini technical elective dersler -ya da anadalındaki herhangi bir ders- için saydıramayacağınızı söylemek istedim. Yani yan dal yapan öğrenci fazladan 6 ders alma yükünü de kabul etmiştir.
      Aynı zamanda yorumu okuyan ve bu konuda fikri olanlar için sormak istiyorum: Yan dal yapmış olmanın öğrencinin geleceği açısından ne tür artıları olabilir?

      Sil
  31. merhabalar bende genetík mezunuyum bu sene mezun oldum turkiyede calisilabilecek bir cok alanda staj yaptim 5 tane suanda 6.yi yurtdisnda bir universitenn genetik laboratuvarinda yapiyorum. ayni sekilde bu alani tercih ettim gayet guzel puan gayet bi dolu tercih skalasi fakat 'gelecegin meslegi'olacagini dusunerek ve herkesin bu yonde cokta guzel soylemesinden etkilenerek bu bolumu yazdim. Ben Fatih beye cok katiliyorum. Yorumlarinda gayet hakli oldugunu dusunuyorum.Evet bilim ayri bisey asik olmak lazim ona o sekilde yapilir bunu savunun arkadaslar bu konuda hakli fakat sunuda unutmamak lazim ki eger maddi acidan rahat okumadiysaniz ve bakmakla yukumlu insanlar varsa hayatinizda bu kismi es gecemiyorsunuz malesef.Sadece bilim yapmak biseyler bulmak icin ugrasmak cabalamak mukemmel o zevki tadan biri olarak bunlari soyluyorum ama unutmayin gercek dunyada yasiyoruz bazen yasanilanlar bu arzularin onune gecebiliyor malesef. Kabul etmeyenler olacaktir ama ben yazinin gayet dogru oldugunu dusunuyorum keske benim zamanimda da bu sekilde biri biseyler yazip bana gercekleri gosterseydi... simdi yurt disindayim bi proje icin geldim sdc 2 ay sonra donucem ve is ariyacagim bu beni cok korkutuyor suan...
    Fatih beyin yazisini dogru bulmayan insanlarin ya imkanlari cok iyi yada hayati yasamayi bilmiyolar diye dusunuyorum.Kim ne derse desin paranin her daim cok onemli bir ihtiyac oldugunu dusunuyorum.Tabiki dedigim gibi bunlar kendi fikirlerim herkes istedigini dusunmekte yapmakta ozgur.Amacim yeni bir tartisma ortami yaratmak degil. Biri fikrini soylemis yeni girecek olanlar icin baskalari karsit fikir sunmus bu cok guzel bisey esasnda ama tartisarak ve incitici konusarak degil daha medeni bir sekilde konusulursa guzel. Eminim bu yaziyi okuyan bir cok tercih yapacak arkadasa yardimci olmustur. Bende onlara cok iyi dusunmelerini istiyorum hayattan beklentileri ne imkanlari sorumluluklari ne once onu belirlesinler ondan sonra tercihlerine tekrardan goz gezdirsnler. Cok zor bir surec kolay gelsin herkese...

    YanıtlaSil
  32. merhaba ben 10. sınıf galileo galilei italyan lisesi ogrencisiyim. yazınızı merakla okudum. hayalkırıklıgı yasamadım degil. genetik,bilim kucuklugumden beri benim icin bir tutku. ileride kendimi amerikada genetik okurken gorurdum hep. fakat yazınızdan sonra fikrim degisti. senelerimi vermek istedigim meslekten illaki karsılık beklemem lazım(maddi olarak) ama goruyorum ki ne amerika da ne de turkiye de okuyayım hic bir sekilde karsılık gormek mumkun degil. peki bana oneriniz ne olur? genetik dısında buna benzer bir bolum,meslek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eger saglik sektorunde calismak istiyorsan tip okumani oneririm. Dunya genelinde her zaman hem su anin hem de gelecegin meslegi olarak kalacagi kesin. Arastirmaci olmak istesen de genetikte yapmayi planladigin arastirmalarin aynisini doktor olarak yaparsan genetikcilere gore hem maddi hem de manevi yonden cok daha iyi durumda olursun.

      Sil
  33. Bence bu blogun en esaslı problemi bir temel bilim dalına İnşaat Mühendisliği ya da Çocuk Hekimliği gibi bir meslek olarak yaklaşmasıdır.

    Bence blog sahibinin ve diğer yorum sahiplerinin ıskaladıkları:
    "Genetik geleceğin en önemli bilim dalı olacaktır" cümlesidir. Buradaki geleceğin bilim dalı kısmını bir kısım medyanın kullandığı şekilde geleceğin mesleği diye yorumlarsanız yanılırsınız, ikisi aynı anlama gelmez. Meslek, en azından ülkemizde geçim kapısı olarak yorumlanmaktadır. Ve ister beğenelim, ister beğenmeyelim, büyük düşünürler ya da bilim adamlarının birçoğu ne okul birincileri, ne burs şampiyonlarıdır, bilime gönülveren ve (genel kanıya göre) baba parası yiyen zengin çocuklarıdır. Örnek: C. Şengör (TR), C. DARWIN (UK)

    Eğer biyoloji de bütün iş sağlık sektöründe ya da diğer özel sektörde çalışmak olsaydı, evrimsel biyoloji, zooloji gibi alanlar varolamazdı.

    Kısacası daha nasıl soru soracağımızı öğrenmeden bilim üzerine tartışamayız.

    Ve merak ettiğimden soruyorum:
    Burada yorum yapan arkadaşlarımız veya blog sahibinin herhangi bir bilimsel yayın aboneliği var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genetik, gelecegin en onemli bilim dali olabilir. Fakat su gercegi unutmamak gerekiyor. Biz Turkiye’de yasiyoruz ve Turkiye’de insanlarin buyuk bir bolumu genetigi “gelecegin bilim dali” oldugu icin degil “gelecegin meslegi” oldugunu dusundukleri icin tercih ediyor. Bunlarin tamami yanlis tercih yapmis oluyor. Ayrica, genetigi, gelecegin bilim dali oldugu icin tercih edenlerin de daha sonradan aslinda dusundukleri gibi bilim adami olamayacaklarini gorup buyuk hayal kirikliklari ile karsilasmasi da ayri bir olay. Bu duruma dusen bazi kisilerin yorumlari da yukarida bulunuyor. Hayal kirikligina ugramayan bir kac kisi de genellikle sizin bahsettiginiz gibi baba parasi yiyen kisiler oluyor. Oyle bir durumda olan, baba parasi yiyemeyen ve buyuk hayal kirikligina ugrayan kisilere oluyor.

      Benim bu blogu yazmamin temel sebebi de aslinda buydu. Yani bu bolumu gelecegin meslegi oldugu icin yazmanin buyuk bir hata oldugunu gostermek. Ayrica, bu bolumu gelecegin bilim dali oldugu icin yazanlarin da sunu gormesini istedim: Daha once de bahsettigim gibi Turkiye’deyiz ve buna gore adim atmaliyiz. Eger gelecegin bilim adami olmak istiyorlarsa bu bilim Turkiye’de gelecegin bilim dali olacak gibi durmuyor. En azindan onumuzdeki 10 senede oyle bir hal alacagini sanmiyorum. Yani ben maddi durumlari hic umursamadan kendimi adayip sadece bilim yapmak istiyorum diyenlerin de Turkiye’de bazi sikintilar yasayacagini gostermek istedim.

      Ayrica, genetigi gelecegin bilim dali oldugu icin degil de gelecegin meslegi oldugu icin tercih edenlerin amaclari “sağlık sektöründe ya da özel sektörde” calismaktir. Yani bu dusuncedeki insanlarin evrimsel biyoloji ya da zooloji gibi bir bilim dali var olsun diye bu bolumu tercih etmiyordur. Para kazanmak icin tercih ediyordur.

      Sayfalarca tutan ana yazidan ve onlarca kisinin yaptigi yorumdan bu blogun ana konusunun anlasilmasi icin sorularin baslik baslik yazilip sonuna soru isaretlerinin mi konulmasi gerekiyor. Bunu yapmamak nasil soru soracagimizi bilmemek mi oluyor?

      Ve merak ettiginiz son soruyu da cevaplayayim. Ben ABD’de iken 2 makalemden birinin yayinlandigi Cell dergisine abone idim ama bir insanin bir dergiye abone olup olmamasi artik hicbir seyin gostergesi degildir. O eskidendi. Cunku artik internet var.

      Sil
    2. Son bir soru-cevapla son yorumumu yaparak sitenize veda ediyorum ve size başarılar diliyorum.

      Soru: Genetik Türkiye'de geleceğin bilimi olacak gibi görünmüyor demişsiniz, peki Türkiye'de geleceğin bilimi hangisi olacak?
      a)Kozmoloji
      b)Parçacık Fiziği
      c)Evrim Biyolojisi
      d)Nanoteknoloji
      e)Hiçbir Bilim Dalı

      Doğru Cevap:E
      Not: Maddi durumu olmayanlar notları iyiyse, TÜBİTAK bursu ile gayet rahat geçinirler. Zaten bir işte size verecekleri maaşta bu civarda birşey olacaktır.

      Sil
    3. TUBİTAK bursu ile rahat gecinebilecegini dusunen insanların olması gercekten hayret verici. bu insanlar omrunun sonuna kadar tubitak bursu ile mi devam etcek, ailesini ona guvenip mi kurcak?

      dogrudur zaten yeni baslayanlar icin bu civarda birsey verilecektir insanlara. zaten sorun da burdan kaynaklı. o kadar yılı insanlar cuzzi miktarlarda calısıp belirsizlik icinde gecirmek icin mi okuyor?

      sorunların caresi, bu alanı sadece universite bazlı arastırma yeri olarak gormeyip, yatırımlarla ozel olarak arastırma merkezleri kurulması veya bu alanda ozel sektor girisimcilerinin desteklenmesidir. boyle istihadam olusur. yoksa hocaların baskısı altında universitelerde calısıp "gayet gecinilebilir" Tubitak bursuna umut baglanması mantıklı durmuyor.

      ha bunlar Turkiye'de olur mu su an icin cok cok zor gozukuyor.

      Sil
    4. O zaman akademisyen olmayı seçmeyin, bankada çalışın, ya da tersane de ya da demir-çelik tesisinde, yüksek maaşlar sizleri bekliyor! Sizden farklı olarak ben hem mühendisim, hem de moleküler biyologum, dolayısı ile özel sektörde de (şanslı küçük bir azınlık dışında) insanların geneline ne kadar düşük maaşlar verildiğini biliyorum. Ayrıca oradaki işlerinde bir garantisi yok, çoğunlukla haftasonları da çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Maalesef, ülkemiz her ne kadar tersi söylense de iyi durumda değil, bu her alanda etkisini gösteriyor.
      Eğer bilim adamı, sanatçı v.s. olmak istiyorsanız, özellikle bizim gibi ülkelerde biraz dişinizi sıkacaksınız, bu açıdan gerçekten bu işle ilgili kişilere rahat rahat yetecek bir paradır Tübitak bursu. Evlenme v.s. niyetlerinizi biraz erteleyeceksiniz maalesef.

      Sil
    5. Zaten bu yuzden en bastan beri hem akademisyen olmak isteyen hem genetikle alakali isler yapmak isteyen hem de para kazanmak isteyenlere hepsini birden yapabilecekleri bolum olan tipi tercih etmelerini oneriyorum. Boylece risksiz ve garantisi olan bir is yapmis olurlar.

      Ayrica, daha once de bahsettigim gibi ogrenciler liseden mezun olduklarinda ne istediklerini tam olarak bilemiyorlar. Tercih ettikleri bolumlerin ne oldugunu da tam olarak bilemiyorlar. Zaten bunun en buyuk orneklerinden biri sizsiniz, digeri de ben. Genetik tercih edip daha sonra aslinda akademisyen olmamalari gerektigini farkedecek olursa geri donusleri olmaz. Ki akademisyen olmasi gerektigini farketse bile genetikteki arastirma olanaklarinin yerlerde surunuyor olmasindan yine istedigini yapamamis olacaktir. Bu yuzden en bastan beri genetik yerine tip tercih edip hayatlarini riske atmamalarini oneriyorum. Bu sayede maddi sıkıntılar da yasamamis olurlar

      Sil
  34. ben bir elektronik mühendisi olarak birşeyler yazarak bu önemli konuyu açmak istiyorum, eğer kabul etmezseniz yayınlamayınız.
    Benim puanım da iyi sayılacak yerlere yetiyordu. mesleğin okula göre daha mühim olduğunu düşünüp dandik sayılacak bir taşra üniversitesinde elektronik müh. okudum. Çooook iyi yaptığımı düşünüyorum. Geri sonradan etikete bakarlar diye en iyi okullarda master ve doktoramı yaptım ama kopyayla sınav aşan öğrencileri, zorla mezun etme tasasında olan hocaları görünce yok artık diyerekten umursamaya umursamaya buraları bitirdim.
    Şimdi elini sallasan elektronik ve bilgisayar mühendisine çarpıyor. Üstelik hepsi bomboş, yüksek liseye dönüşmüş okullar. Aynısını tıp ve diğer bölümler içinde yapıyor devletimiz. Herkese bir diploma kampaynası var. Gir vatandaş gir. Ama sonrası : HÜSRAN.
    İnsan ne ile uğraşmak istediğini ve neyi sevdiğini iyi anlamaya çalışmalı. ama ben genetiği çok seviyorum demek veya hatta ben tıpçı olmalıyım veya tam bir elektronik mühendisi ruhum var demek bu ülkede külli yalan! asla zeka ölçmeyen bir sınava girip "şurayı seç koçumlar" ile yönlendirilen binlerce genç.
    Araştırmacı ruh karnı aç olana hikaye. Her meslek aynı maaşı alsa ve iş garantisi olsa ben orman mühendisi olmak isterdim, tabiatın içerisinde ve doğaya göz kulak olarak, araştırmaysa araştırma. ama öyle değil işte.
    bence tıp filan da bir süre sonra hikaye olacak. ülkede nüfus çok, para az.az olan değerlidir. Doktor az diye el üstünde tutuluyor (manevi yönünü kastetmiyorum) ancak benim zamanımda elektronik ve bilgisayar müh. öyle idi.
    ben bugün tercih yapacak genç arkadaşlara rahatlıkla söyleyebilirim ki dandik onlarca üniversiteye kapak atmak hiiiiçbir işinize yaramayacak. bilmemne üniv. elektronik müh.'e bakıyorum: 1 yrd. doç, 3-4 asistan, al sana bölüm. Bu adam kalifiye olmayacak, piyasada sürünüp alakasız bir işe girmek için yıllarca bekleyecek.
    babamın zoru olmasa okul okumaya niyetim yoktu. ama o zamanlar üniv. diploması azıcık fark oluşturuyordu ki girdik bitirdik. ama onlarca arkadaşımın polis, özel güvenlik, ilaç mümessili, banka memuru, sekreter, teknik servis elemanı vs olduğunu biliyorum. Bunların içinde %3-5 e girerim de sivrilirim derseniz kısmet derim.
    esasında iş çok, üstelik adam da çok, ama o kadar adam bu kadar işe uygun olmadığı için iş arayan da adam arayan da azalmıyor. çünkü kalifiye eleman da yok. boğaziçi bilgisayardan bir arkadaşla tanıştım, daha yeni bitirmiş, inanın booooboş. 1200 tl ile biryerde başladı. yazık yahu dedim. üniversiteler mesleki yeterliliğe çok uzaklar. Üstelik 10000 e yaklaşan elektronik müh. kontenjanları her gün daha da artıyor. Ne yapacak bu kadar adam. Diş hekimliği ne kadar popülerdi, para kazanırdı. Şimdi etrafımdaki diş hekimleri teker teker muayenehane kapatıyor. Mantar gibi heryerdeler. devlet ağız diş sağlığı merkezine kapak atsam yaşadım diyorlar artık. 4000-5000 tl maaş onlar için eski günlerin yerini aldı. Tıp için de 6-7 sene sonra aynı sıkıntılar başgösterecek. 3000 civarı olan tıp kontenjanı bugün 10000 civarında. Bugün tıbba giren vatandaş 13-14 sene sonra uzm olsa ortalık tıpçıdan geçilmiyor olacak. O zaman ne olacak?
    Yönlendirme yok, hükümetler boyna trübüne oynayıp duruyorlar. Üniv ve bölüm açma hızına ağzım açık kalıyor.
    Şu anda çok iyi maaşla çalışıyorum ama bu kadar mühendisin olduğu yerde "ulen bu adama ayda 10000 vereceğime , daha az tecrübelisine 3000-3500 vereyim, bunu da dehleyeyim" diyecekleri bir gün gelecek.
    Ah ülkem...

    YanıtlaSil
  35. Hocam okurken içim daraldı resmen.Çok umutsuz bir yazı olmuş.Biyoloji okuyan biri olarak bende korktum tabi ki.Eğer ilgilenirseniz birkaç öneri isteyeceğim sizden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umutsuz bir yazi oldugunu biliyorum. Ama bu yazida gercekler disinda hic birsey bulumuyor.

      Ana yazidan sonra yorumlari da detayli bir sekilde okumani oneririm. Bu yorumlarda bir cok oneri bulunuyor. Diger insanlarin tecrubeleri ve onerileri de bulunuyor. Bunlari okuduktan sonra herhangi bir sorun olursa cekinmeden sorabilirsin

      Sil
  36. Öncelikle herkese kolay gelsin, yorumlar olayı farklı pencerelerden irdeleyebilmek için çok güzel. herkes sübjektif fikrini paylaşmış bende bu yazıyı okuyan arkadaşlara madalyonun diğer yüzünü bi nebze gösterebilmek adına üç yıl önceki tercih dönemimi anlatmak istedim . tıp mı genetik mi köprüsünün TIP tarafında kalanlarındanım.. 3 yıl önce üniversite sınavında uzun tartışmalar sonucu tıp tercih ettim o dönem gerçekten benim için sınava girmekten kat ve kat zordu..
    Okula başlamadan önce bile bilimsel icatlara kuşlara böceklere ilgi duyan biriydim ve ailem de benim gibidir, her zaman beni desteklemiştir.. İlkokuldayken TÜBİTAK dergilerinin bağımlısıydım ve o zamandan beri de genetik okumak benim en birinci idealimdi. Ne olmak istediğimi soranlara bıkmadan usanmadan ilerde yapacağım deney modellerini anlatırdım. Lisedeyken birçok projeye katılmıştık genetik varvasyonler, hibritleme, mutajenik faktörler, vs.. Öylesine kalbimdeydi ve de aklımda (aslında şu an bu blokta olmam bile halâ bunun göstergesi)
    Ta ki üniversite tercihlerine kadar.. Artık seçim vakti gelmişti ama aklım karmakarışıktı.. o zamana kadar genetikle uğraşan bi kaç kişiyle tanışmıştım ama bi tanesi bile olumlu sinyal vermemişti bana öyleki onlardan ilki de Boğaziçi genetik mezunuydu ve adam röprezanttı hiç unutmam elinde kolşisin tabletleri vardı bana kendi durumunu anlattı uzun uzun Türkiye şartlarını, üniversite durumlarını, lab imkan(sızlık)larını vs fazla ayrıntıya girmeye gerek yok çoğu zaten burada önceden yazılmış.. işte o an kalbim kırılmıştı yapmak istediklerimle olmak istediğim çizginin uzaktan yakından alakası yoktu
    Derken tam da o dönemde kader beni hastanede tıbbi genetik uzmanıyla karşılaştırdı. İşte bu kişi benim için dönüm noktası olmuştu. Neyse anksiyeteden dibe vurmuş bi halde derdimi anlattım kendisine :) adam bana o zamana kadar yaptığı vaka çalışmalarından oluşan kocaman bi klasör çıkardı meğer prof’luğunu almak için yaşını bekliyormuş. Yaptığı araştırmaları gösterdi, literatüre giren makalelerini.. Çalışmaları o kadar çeşit çeşitti ki abortuslardan tutun beyin tümörlerine kadar pek çok şey vardı o anlattıkça gözlerim açıldı. Bunlar tam olarak yapmayı hayal etiyim şeyler değildi ama yine de hiç bir şeyin yanında “bir şey”di.. Sonra dedi ki bak en azından bu şekilde de çalışabilirsin eğer genetiğe güvenmiyorsan tıp yaz sonra tıbbi genetik okursun.. 6 yılımı genetik için feda edecektim.. (o zamana kadar aklımdan bi kere dr olmak geçmemişti hâlbuki benim) peki ya sonunda pişman olursam?? Çok düşündüm gerçekten.. o dönem birde üstüne ailem kaza yapmıştı maddi yönden de baya yıpranmıştık.. Boğaziçi yazmamaya karar verdim ilk tercihim Bilkent genetik bursluydu ve başka genetik de tercih etmeyecektim sonra kendi şehrime yakın olan tıbbi genetiğini beğendiklerimi tercih ettim. Artık sonuçları beklemek kalıyordu her gün Bilkent gelsin diye dua ettim.. ve sonuç.. Kendi oturduğum şehirden bi tıp fakültesi gelmişti..
    İlk sene özellikle temel bilimlerden tıbbi genetik derslerimiz yoğunluktaydı idealisttim sonuçta gittim kendime Thompson&Thompson vs kitaplar aldım okudum baya bi halbuki notlarla idare edebilirsiniz komitelerde genetikten baraj yediğim sınavlar oldu (ezber yapmayı bilememekten) beklediğim genetikle derslerin pek bağdaştığını söyleyemem belki de hocaların İngilizce literatür kopyalarını not diye vermesindendi bilemiyorum ama yıldan yıla genetikten soğumaya başlamıştım ama soranlara cevabım tabii ki genetikti. Halâ.. ama özellikle üçüncü sınıfta patoloji aldıktan sonra spesifik klinik genetiği tekrar hoşuma gitmeye başladı sendromların üstünden anlatılan genetik morfoloji üstünden gittiğinden daha akılda kalıcı olduğundan da olabilir.. sonunda temel bilimler bitti ve bir ay sonra klinikte stajyer doktorum dönüp baktığımda yaptığım tercih gerçekten doğru muydu diye.. O dönem param olsaydı kesinlikle şu an Bilkent’teydim ama içinde bulunduğumuz şartlar altında en iyisi bu evet.

    YanıtlaSil
  37. Gelelim tıbbi genetik çalışma alanlarına.. buradaki genetikçi arkadaşın dediğin gibi birebir aynı deneyi yapma durumu her yerde geçerli olmayabilir ama isterseniz yaparsınız tabi o ayrı demek istediğim tıbbi genetikçiyle genetik mühendisinin ilgi alanlarının farklı oluşu.. nasıl yani?? Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki tıbbın gelişimi olacaksa ilerde en fazla nöroloji ve genetik alanında olacak bu branşlar diğer medikal branşları tedavi alanında uçuracak emin olabilirsiniz. Yani evet geleceğin bilim genetik! Halâ daha hastalık etiyolojisi anlatılırken %30 gibi rakamlar idiopatik deniyor yani henüz daha sebebi bilinmeyen yani daha bilim adına keşfedilmeyi bekleyen büyük sırlar var. Fakat gen terapi gibi kavramlar yakın gelecekte henüz uzak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için.. peki ne yapar bu uzmanlar?? Basit bir baş ağrısından tutunda en ağır anatomik defektlere kadar bi şekilde hastalıklar kalıtımsal olarak alakalı olabiliyor işte bu tür sendromları tanımlandırmak tıbbi genetikçilerin işi ve gerekli olan tedavi izlemini onlar yapıyorlar.. fakat henüz radikal tedavi yöntemlerimiz olmadığı için aslında tıbbi genetikçinin işi Türkiye koşullarında prenatal tanı, teşhis koymak, aileye soy ağacı yapmak, taramalar ve genetik bilgilendirme ve danışmadan öteye gidemiyor.. Yani benim gözlemlediğim kadarıyla şimdilik durum böyle.. Ha hiç lab çalışması yapmıyor mu yani bu insanlar? Tabiî ki hayır.. basit bi örnek verecek olursak eğer herkesin bildiği Thlasemi yani Akdeniz anemisi genetik kökenli bi hastalıklıktır globulin zinricini kodlayan gende oluşan defektlere bağlı olarak çok farklı modellerde karşımıza çıkar genelde bu sekanslar tanımlanmıştır fakat halâ daha yeni yeni genetik varyantları bulunmaya devam etmektedir. (en yenilerinden birini bu dersi aldığım hocamın ekibi bulmuş hatta geçen sene) bunun gibi mutant gen bazlı daha pek çok çalışmalar devam etmekte.. Genetik bölümünde çalışmalar nasıl oluyor net bi bilgim yok ama bizde genelde sitogenetik çalışmalarda FISH yapılıyor, moleküler genetik içinse PCR kullanıyor tabiî ki problar yurt dışından geliyor onun dışında başka neyimiz var pek bi bilgim yok açıkçası.. yapılan testler içinde en hoşuma gideni amniyosentez bence en aktif kısmı bölümün budur..
    Bu sene itibariyle aldığım onkoloji derslerinden sonra ciddi anlamda bende bi merak uyandı bakalım eğer stajlarından memnun kalırsam ilerde onkoloji yan dal genetik yapmayı bile düşünüyorum özellikle embriyonik kök hücrelerde telomer bazlı araştırmalar ve sinyal yolakları üstünde çalışmak istiyorum.. peki bu bana kaç yıla mal olacak dersiniz?? 6 yıl tıp 4 yıl uzmanlık üstüne yüksek ihtisas yapmadan olur mu en az 2 yıl da o evet sanırım çift dikiş yapmazsam genetik benim için 12 yıla mal olmuş olacak..
    Sabrınız için teşekkürler,
    Herkese çalışma hayatında başarılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz icin tesekkur ederim. Durumu bir doktorun da kendi penceresinden degerlendirmesi eminim genetik bolumunu tercih etmeyi dusunenler icin faydali olacaktir.

      Yalniz sunu da eklemek istiyorum. Ben genetik bolumunu tercih etmeden once aslinda tip yazmayi istiyordum. Fakat genetigi biliyormus gibi bol keseden atan kisilerin genetikle alakali asiri olumlu dusunceleri yuzunden genetigi tercuh etmistim. Yani sizin durumunuz benimkinin tam tersi oluyor. Ama aramizda soyle bir fark var. Ben genetige geldikten sonra genetik degil de tip istedigimi farkettikten sonra benim tipa gecis yapma imkanim olmadi. Bu yuzden gercekten istedigim bolum olan tipi hic bir zaman okumadim ve okuyamayacagim. Fakat siz bir tip ogrencisi olarak aslinda genetikci olmaniz gerektigini farkettikten sonra kendi yolunuzu bu yonde degistirme imkanina sahipsiniz ki 12 sene sonra da olsa genetikci olacaksiniz. Tip bolumundeki ihtisas yardimci docent olmak icin gerekiyor diye dusunuyorum. Eger hakliysam, zaten genetik okuyarak yardimci docent olabilmeniz icin yaklasik 17 sene genetikte ilerlemeniz gerekiyor ki yardimci docent olabilesiniz. Yani su an karda oldugunuzu soyleyebilirim.

      Genetik ile tip arasindaki fark tam da buydu. Benim anlattigim seyi tamamen dogrulamis oldunuz. Benim en basindan beri anlatmaya calistigim konuya cok iyi bir orneksiniz. Tip ogrencisi iken gercekten genetikci olmak istediginizi farkedecek olursaniz genetikci olup yolunuzu bu sekilde degistirebilirsiniz ama genetige geldikten sonra aslinda genetikci olmamaniz gerektigini farkedecek olursaniz yillarinizi kaybedip bolum degistirmek zorunda kalacaksiniz. yani kacisiniz yok. tekrar OSS'ye calisip tip kazanabilecek kadar puan alip alamayacaginiz da ayri bir olay.

      Ayrica, herkes su konuya onem vermeme cok tepki gosteriyor ama aslinda cidden cok onemli bir konu: isin maddi durumu da cok farkli olacak. Siz 6 seneyi bitirdikten sonra yaklasik 4000 tl maas ile baslayacaksiniz ve bu surekli artip 12 sene sonunda 10.000tl yi bulacaktir ama bir genetikcinin maasi 17 sene sonra bile 4000 tl yi bulamayacak.

      Sil
  38. Ben bu sene Sabancı Üniversitesi'ni tam burslu kazandım.Sabancı da diğer ünivlerden farklı bi şey var.Lisansın 2. yılında bölümünü seçiyorsun.Ben orayı Biyoloji Bilimleri ve Biyomühendislik okumak için Cerrahpaşa Tıp'ı kazandığım halde gitmedim.Yazınızı okuyunca içim karardı.Fakat Sabancı'da Biyomühendisliğin yanında Elektrik müh.den ya da Mekatronik müh. den ders alıp kendimi diğer konularda da geliştirebilirim.Bu bana iş bulma konusunda fayda sağlar mı yoksa boşu boşuna kafa mı patlatmış olurum?


    Ayrıca liseye gelene kadar ben de hep doktorluk istiyordum.Ama okulumuza doktorluğu tanıtmak adına gelen pratisyen bi hekim anlattıklarıyla aynı sizin gibi içimi kararttı.O günden sonra yavaş yavaş soğudum doktorluktan.Şimdi aynısı genetiğe de olsun istemiyorum.Hiç mi umut yok yani?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doktorlukta icinin kararmasinin sebepleri ile genetikte icinin kararmasinin sebeplerini karsilastirmalisin. Doktorlukta icinin kararmasi cesetlerle, kanla vs vs ugrasmak mi?

      Anladigim kadariyla biyoloji ile alakali birseyler yapmak istiyorsun ama is imkani filan da olsun diyorsun. Ayni zamanda da tip istemiyorsun. Bunun icin biyolojide devam edip ustune elektrik dersi alman piyasadaki sansini pek degistirmez. Ama eger ikinci sinifta istedigin bolumu secebiliyorsan Elektrik-elektronik yada bilgisayar sec. Secmeli olarak da biyoloji ile alakali dersler al. Lisansini bitirdiginde de biyomedikal'e kaymaya calis. Biyomedikalde is olanagin biyolojiye gore cok daha yuksektir. maddi olanaklar da cok daha iyidir. Biyoloji ile de biraz alakalidir. Ama tip kadar risksiz ve kesin olarak iyi bir is bulma garantin hala yok. ayni zamanda orada elektrik-bilgisayar-matematik-fizik gibi seylerle ugrasacaksin. Bunlari sevmiyorsan bahsettigim opsiyon da sana uymaz.

      Doktorun senin icini hangi nedenlerle kararttigini bilmiyorum. bu sebepleri iyice dusunmelisin. Eger konu zorluk ise her meslegin kendine gore zorlugu vardir. Bence bir kisi tip kazanabilecek kapasitedeyse zar zor da olsa kesin bitirir.

      Sil
  39. Kadavralar da sebeplerden biri ancak ben çok asosyal olduğum için toplumdan uzaklaşabileceğim bir meslek istiyordum.Doktorlukta çok fazla insanla ilgilenmem gerekiyor.Ama laboratuvarda doktorlukta olduğundan daha az insan var.Ve gerçekleştirmek istediğim bir kaç hayalim var insanlık adına.Ailemin maddi durumu o kadar iyi olmasa da benim derdim maaş değil o kadar da.Bu mesleği seçerken milyonlar kazanamayacağımı biliyordum.

    Biyomedikali araştırdım.Ama benim istediğim bu değilmiş.Ben şimdi bakış açımı genişletmek için elektronikten ders alırım diyorum.

    Dediğiniz gibi her meslekte zorluk var.Ben bilgi donanımına sahip olmak istiyorum.İş bulamazsam kendi kendime bilim yaparım.Bayan olduğum için beni çalışmaya zorlayan da yok.

    Sevmeyen biri için bu meslek çok zor.Ben tıpı sevemedim.O da benim için çok zordu.Gene de sağ olun bana yolun başında zorlukları gösterdiğiniz için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ilk olarak sunu soyleyim. Asosyallik konusu eminim universiteye basladiginda cok degisecektir.
      ikinci olarak, sen su an genetigi de tanimiyorsun, laboratuvarlari da. eminim daha once bir laboratvura gidip laboratuvarda nelerin yapildigini incelememissindir. eminim ki genetik ve arastirma yapma ile alakali televizyonlarda yada genetik bolumlerinin sitelerinde bulunan cekici laboratuvar resimleri, oyuncak gibi duran mikroskoplar vs vs disinda tanimiyorsundur.

      genetigi tercih edenlerin cok buyuk bir kismi senin gibi insanlik adina hayalleri olan insanlardir. benim de hedefim oyleydi. Hatta doktorlarin insanlara faydasi olur ama genetikcilerin insanliga faydasi olur diye dusunuyordum. Ama yaziyi ve yorumlari iyice ve dikkatli olarak okuyacak olursan sunu goreceksin. Olay dusunuldugu gibi degil. bir turk genetikci olarak insanliga dogru durust faydan da dokunmayacaktir. cunku Turksun. Cunku Turkiyede yasiyorsun. Cunku arastirma sartlari ortada. Yurtdisina gitsen de benzer sikintilar yasayacaksindir.

      Benim basindan beri insanlara onerim suydu. eger kesinlikle arastirmaci olmam gerekiyor diye dusunup bunu cok somut delillere dayandirmiyorsan, genetik okumak cok buyuk bir risktir. genetik yerine tip okusunlar ki arastirmaci olmamalari gerektigini farkedecek olurlarsa acikta kalmasinlar. buyuk hayal kirikliklari yasamasinlar. mezun olduklarinda bir altin bilezikleri olsun.
      Ayrica, tip okurken genetikci olmasi gerektigini farkedecek olursa da tip okurken genetige yonelme imkani var (Sumeyye Yildiz isimli kullanicinin yorumunda gorebilirsin) ama genetige geldikten sonra hayir ben arastirmaci olmamaliymisim dersen daha sonra tipa yonelemezsin.

      Kesin olarak yok ben tip okumak istemiyorum diyorsan da genetik okurken, sonda yasayacagin sikintilari bil ki onlari minimuma indirebilmek icin universite egitimin sirasinda yapilabilecekleri yap. baska bolumden ders almak gerekiyorsa ders al. cift anadal gerekiyorsa bunu yap. yani ne gerekiyorsa mezun oldugunda yapmis ol.

      Sil
  40. Türkiye de genetik tanı merkezlerine moleküler biyoloji ve genetik mezunlarını almıyorlar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Turkiyede genetik tani merkezlerine iyi okullardan mezun olan genetikcileri almiyorlar cunku iyi okullardan mezun olan kisilerin beklentileri her zaman yuksektir. asgari ucret karsiliginda yada 1000 tl ye calismazlar. Calissalar bile kisa bir sure sonra tatmin olmayip isi birakacaklari kesindir. Ayrica, genetik tani merkezlerinde yapilan isler beyin gucu gerektiren isler degildir. Bu sebeplerden dolayi iyi bir okuldan mezun genetikci calistirmak yerine anadolunun herhangi bir okulunun biyoloji bolumunden mezun birini asgari ucrete yakin bir miktar karsiliginda calistiriyorlar. Bu kisiler genetik tani merkezlerinin isini fazlasi ile yapabiliyor. Bu sayede uzun sureli calisacak birini daha dusuk maas karsiliginda calistirmis oluyor genetik tani merkezleri. Zaten oyle bir yere gidecek olsa bile burada bir doktor varsa kac yillik tecrubesi olursa olsun mutlaka doktorun altinda calisacaktir. Hicbir zaman doktorun ustundeki bir pozisyona ulasamayacaktir. Maasi da daha dusuk olacaktir.

      Sil
    2. Ben de genetik ve biyomühendislik okuyorum hazırlık bitirdim bu sene 1.sınıf olcam mbg ile ne fark var hala bilemiyorum fakültelerimizde farklı keşke yazınızı geçen sene eklemiş olsaydınız ben yazınızı gördüğümden beri sıkıntıdayım sonuçta herkes iş sahibi olmak için okuyor ve banada güzel yerler gelrken bu bölümü tercih ettim ailemde karşıydı seçmemi.Kendim ettiğim için üniversiteyi bırakmak istemiyorum galiba bende çap yapmayı deneyecağim.Daha önce mezun birisini tanımadığımız için bilemiyorduk internetten araştırınca tarım ve ilaç sanayide,adli ve klinik tıp ta,genetk merkezlerinde ve akademi de çalışılabilineceği yazıyor ama demek doğru değilmiş size bir sorum daha olcak bizim üniversite de tıp ta var tıptan çap yapılması mümkün olabilir mi?

      Sil
    3. baska bir bolumle cap yapma sartlari okuldan okula degisir. Hangi okulda oldugunu bilmiyorum ama hangi okul olursa olsun bana tip ile cap yapmaya izin verilmez gibi geliyor. Tip ile cap yapmak yapilabilecek bir seymis gibi gelmiyor. Cunku tipin dersleri zaten cok agir. Bu durumda ikinci bir bolumun okunmasina izin verilmez diye dusunuyorum. Tipa gecis yapmana izin verilir mi bilmiyorum ama cap yerine gecis yapmak dusunulebilir.

      Sil
    4. melike hnm merhaba,
      bende genetik ve biyomüh. bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. bence burada yazılanlar sizi bu kadar etkisi altına almamalı. çünkü iki bölüm arasında dağlar kadar fark var diyebilirim, en azından fatih üni. deki dersler yarı yarıya biyomüh. derslerinden oluşuyor ve bu bizim açımızdan 2. bir şans olan biyomühendis olarak çalışma imkanı tanıyor. yeditepede okuyorsanız orası daha genetik dersleri yoğunluklu olsa da sanırım bu da sizin biyomüh. adını almanızı engellemez. öteyandan zaten mbg mezunlarına genetik mühendisliği ünvanı verilmez, bu ünvanda bize aittir fakat türkiyede mbg mezunlarını bile genetik tanı merkezleri gibi yerlere almayabilirler ki bu merkezlerden birisinin sahibi bana "bizim mühendislere para yetiştirmemiz imkansız, kaldı ki bizim işlerimizi herhangibir biyologda yapabilir" bile demişti. demem o ki genetik mühendisi ünvanı özellikle türkiyede işe yaramasa bile eminin ki biyomühendis ünvanı bize türkiyede bile çok kapılar açabilir. mezun tanıdıklarımın çok fazla maaş aldıklarını iddia edemem ama beklentimden çok kişinin iş sahibi olduğunu söyleyebilirim.

      Sil
  41. Yazınızı okuduktan sonra içimin sıkıntısı daha çok arttı. Ben de Bilkent Mbg üçüncü sınıf öğrencisiyim. Bu bölüme karşı ortasonda aldığımız kalıtım dersinden beri ilgiliyim ama yazdıklarınızın bir çoğunu farketmiş olduğum için ve derslerde öğrendiklerimiz de beklentilerime uymadığı için bölümü bırakmayı düşündüm ama cesaret edemedim. Psikoloji bölümünde yan dal yapıyorum şu an ama ne yazık ki okulumda çift anadal uygulaması kaldırıldığı için diploma değil, -muhtemelen pek işe yaramayacak- bir yan dal sertifikası sahibi olacağım. Bu dönemki bölüm değiştirme başvuru tarihini de kaçırmış olduğum için başka bir bölüme geçmem durumunda okulumun uzaması ihtimali büyük. Zaten geçersem de geçeceğim bölüm Psikoloji olacağı için ve bu bölüm de Mbg gibi mezunları için lisans derecesiyle bir işe yaramamak gibi bir sorun teşkil ettiği için, her halükarda master, doktora yapmak durumunda kalacağım. Bu sebeple bölüm değiştirmeyle yıl kaybedeceğime, eğer psikoloji alanında devam etmek istersem master doktora yaparım diye düşünmüştüm. Ya da ingilizce eğitim aldığım için ve daha önce ufak tercüme tecrübelerim olduğu için free-lance tercümanlık yapmamın mümkün olabileceğini düşünmüştüm. Benim sormak istediğim iş arama sürecinde edindiğiniz tecrübelere göre mbg bölümünden mezun olup, başka bir alanda master, doktora'ya kabul almanın ne derece mümkün olduğu? Ne tür zorluklarla karşılaşıldığı? Tercümanlık seçeneği konusunda bir bilginiz var mı? Özel olmazsa iş arama dönemizde ne tür işlere başvurduğunuzu ve hangilerinden nispeten olumlu yanıtlar aldığınızı belirtirseniz çok mutlu olurum. Bir de ortalamanın yüksek olmasının (3.80 ve üstü gibi) başka bir alanda işe girmede etkili olup olmadığını öğrenmek istiyorum eğer bilginiz varsa. Yani bir insan bilkent gibi bir üniversite'de 3.80 üstü ortalama yapabiliyorsa bu işe -tabi ki çok teknik bilgi gerektirmeyen bir iş- de kısa sürede uyum sağlar, yapar diye düşünülüyor mu?

    Son olarak sizce bu durumda yani yolu yarılamış genetik öğrencileri ne yapmalı? Başka bir bölüme geçip yıl kaybetmeye değer mi, ki bu geçilen bölümün tıp olmadığını varsayarsak ve başka bir bölüm için de madden tatmin edici iş sahibi olmanın yine belirsiz ve zor olduğunu düşünürsek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ilk olarak sunu soyleyeyim. Okulunun uzamasindan bence cekinme. Eger 1-2 sene kaybettiginde istedigin isi yapabileceksen bence deger. Yapmak istemedigi isi omur boyunca yapmaktan cok daha iyidir.

      Sen psikoloji bolumunu ne kadar taniyorsun. Geleceginin ne durumda oldugunu dusunuyorsun? Psikoloji bolumunu okuduktan sonra ne isle ugrasmak istiyorsun? Turkiyede yada ABDde bu bolumun sartlari nedir? bunlari iyice arastirip ogrenmeni oneririm. Aksi takdirde yagmurdan kacarken doluya tutulabilirsin. Bu yuzden bu bolumu yeterince tanidigindan emin olmaya calis.

      Yan dal sisteminin nasil isledigini bilmiyorum ama galiba psikoloji ile ilgili bircok ders aliyorsunuz ama diploma yerine sadece sertifika aliyorsun. Oyle bir durum da senin psikoloji alaninda akademik kariyer yapmana yardimci olur. cunku basvuru yaptiginda seni mulakata cagirip neden psikoloji istedigini somut delillere gore anlatmani istiyorlar. psikoloji cap'i yapmak istedigini ama okulun sistemi degistirip sadece yandala izin verdigini soylediginde izin anlayisla karsilanir. Ayrica, psikoloji derslerinde aldigin dersleri de delil olarak gosterek o alana ilgili oldugunu gosterebilirsin. Bilkent mezunu olup 3.80 ortalamanin olmasi kabul edilmende ekstra puan kazandirir. Ama hangi okullarda master-doktora yapmak istiyorsun? aslinda onemli olan bu. eger abd de psikolojide master yapmak istiyorsan iyi bir yerden kabul edilme ihtimalin dusuktur. ama Turkiyede psikolojide master yaptiktan sonra ABD de doktoraya kabul edilme ihtimalin artar. Yalniz sunu soyleyim: eger kesinlikle psikolojide devam etmeye karar verdiysen mezun olmadan once psikoloji bolumunden olabildigince fazla ders alip master-doktora sirasinda cekebilecegin sikintiyi minimuma indirmeye calisabilirsin. Ayrica, hangi okulda master yapmak istiyorsan gidip okuldaki ve bolumdeki hoca ile samimiyetini arttirmaya calis. Kendini tanit ve istekli oldugunu gostermeye calis. Bu sayede o okuldan kabul edilme ihtimalin yukselir. Ozellikle Bilkent'te master yapmayi dusunursen bunu cok kolay bir sekilde yapabilirsin. cunku zaten o bolumden ders de aliyorsun.

      Benim is ararken ne tur sikintilar cektigimden de bahsedeyim. Genetikle alakali yaptigim is basvurularinin hicbirinde mulakata bile cagrilmadim. Kariyer.net uzerinden genetikle alakali ve alakasiz 200un uzerinde basvuru yaptim. tamami mulakata bile cagirmadan reddetti. Bunun sebebi Bogazici mezunu olmamdir diye dusunuyorum. cunku genetikle alakali yapilan isler genelde olaganustu isler degil. anadolunun siradan bir universitesinden daha dusuk bir maasa adam almak isverenler icin daha mantikli.
      Ayrica, tanidiklarin CV'mi gonderdigi yerlerde de soyle bir sikinti yasadim: ben lisans sirasinda sadece gerekli olan dersleri almistim. Diger bolumlerden piyasayi pek ilgilendiren ders almadim. Bu yuzden mulakatlarda burada calisip buradaki isi sevecegine bizi inandir dendiginde somut deliller veremiyordum. Cunku cogu genetikci gibi piyasadaki calisma sartlarini tanimiyordum. Bu yuzden piyasada calismak istiyorsan lisans sirasinda piyasaya yonelik bir kac isletme yada ekonomi dersi de almalisin.

      Su an Tukiyede tonla universite mezunu var. sirf bilkentli olmana dayanip bunun icin insanlarin seni alacagi cok yer yok. Bunun yerine bilkentli degil de atiyorum ankara universitesi mezunu bir isletmeciyi almak daha mantikli geliyor insanlara. cunku bu adamda is zekasi var deniyor. Peki bu isletmeciye yaptirilan isi sen yapamayacak biri misin? kesinlikle degilsin. hatta belki de isletme mezunundan daha iyi yapabilirsin ama piyasadaki genel mantik bu.

      Sil
    2. Ayrica Turkiyede kimin tanidigi, kimin akrabasi oldugun da cok onemli. Nufuzlu bir tanidigin varsa bu kisinin yardimi cok ise yarar. Ama sunu unutmamak gerek. Hic kimse babasinin hayrina bir kisiyi alip calistirmaz. Nufuzlu bir tanidigin da olsa eger is verenin isini gormeyecek biriysen seni ise almaz. Ama bilkent mezunu olman burada devreye girer ve nufuzu yuksek olan kisinin seni karsi tarafa kabul ettirmesini kolaylastirir ve kabul edilme ihtimalini yukseltir.

      Bilkent mezunu bir genetikci olarak cok ucuk bir maasla bir is bulabilecegini sanmam. ozellikle genetikle alakali is yapmak istemiyorsan biraz ugrasirsin. Belki 1 haftada is bulursun belki de 1 yilda ancak bulursun ama sonunda 1500-2000 tl bana yeter dersen bir sekilde is bulursun diye dusunuyorum.

      Sil
  42. Merhaba ben yaşım gereği daha düşünmüyorum benim için çok erken biliyorum :) ama kuzenim bu alanı düşünüyor seneye sınava girecek ben de tesadüfen bu blogu buldum ve okudum baya içim karadı diyebilirim :D kuzenim bu ya da buna benzer bir alanda gerçekten çalışmak istiyor, bu tür şeylere meraklı dersleri de iyi, Boğaz İçine girebilir durumda bence.acaba biyolojiyle alakalı başka bir dal var mı tıp haricinde? Doku ve Organ Mühendisliği diye bir meslek duydum acaba onlarda iş bulma şansı nasıldır, Türkiye'de ya da dünyada mbg'den daha çok iş olanakları olan bir meslek midir, kuzenimin açıkta kalmasını istemiyorum...Doku ve Organ Mühendisliği ile ilgili yardımcı olamasanız bile benzer bir alan önerirseniz gerçekten çok sevinirim...Tüm o yorumlar için de teşekkürler ben de kuzenime bağlı olarak o memnun olsaydı ben de Mbg düşünüyordum ben vazgeçtim şimdi sıra kuzenimin fikrini değiştirmekte :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doku ve organ muhendisligi, genetikten daha buyuk bir facia olur. Biyoloji ile alakali ve okunabilecek ilk meslek Tiptir. daha sonra da genetik gelir. Kalanlarin tamami genetikten sonra gelir ama tip haric, genetik dahil hepsinin durumu Turkiyede vahimdir.

      Sil
  43. Merhaba, yazilanlari okudum, benim sorum şu: peki hiç genetik mezunu olup da özel sektörde ya da devlette çalışan yok mu? varsa bu insanlara oralara nasıl girmişler ve maaşları nasıl?

    YanıtlaSil
  44. http://www.tercihdonemi.org/onceki-oturumlar.php?id=39 bu linkte bulunan sorudarıda siz mi yanıtladınız acaba? kafam karıştı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha once bu soru boris blade tarafindan su sekilde sorulmustu:

      ek olarak, arastırmalar yaparken Fatih arkadasımızın bundan sanıyorum 2 yıl once, tercih doneminde bulunan arkadaslarımıza yazdıgı soru-cevaplara rastladım. o zamanlar da umutlu oldugu izlenimi aldım. ama su an ne yazık ki vaziyet gercekten olumsuz yonde. bu da MBG sartlarının gelisimi acısından ornek teskil eder diye dusunuyorum.
      http://www.tercihdonemi.org/onceki-oturumlar.php?id=39

      Verdigim cevap da su sekilde olmustu:
      Haklisiniz. Genetik bolumu ogrencilerinin genel durumu bu sekildedir. Aslinda akademik kariyer yapmayi planlamayanlar bolumden mezun olmadan umutlarini tuketiyor ama akademik kariyer yapmayi planlamasina ragmen benim gibi bazi kisiler de mezun olduktan sonra kesiyor. bazi kisiler de daha once de dedigim gibi baska alternatif yok deyip bolumden beklentilerini cok yuksek oranda dusurup akademik kariyer yapmaya devam ediyor. Ama hepsinin ortak noktasi bolume idealist olarak, cok buyuk hayallerle ve bir askla gelip bu sekilde baslamalari. Mezun olduktan sonra da buyuk bir kisminin ideallerinden vaz gecip, buyuk hayallerini koreltmeleri

      Sil
  45. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adli tipta calisma ihtimalin var. Ama genetikcilerin girebildigi kadro olan biyolog kadrosu pek acilmiyor. Mesela Istanbuldaki adli tip her yil sadece 1 yada 2 kisi aliyor. KPSS ye girmen gerekiyor. Ama doner sermaye ile beraber 3000 tl civarinda maaslari var. En iyi secenek bu. Ve bunun disinda girip de bu kadar maas alabilecegin baska bir is yok. ama bunun disinda 1500 TL civarinda bir maasla mutlaka bir is bulursun diye dusunuyorum

      Sil
  46. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Istanbul Adli tipta calisan bir arkadasim var. Ama adli tipa girmek pek kolay degil. KPSS'den cok yuksek bir puaninin olmasi sart. onun disinda cok guclu bir siyasi referansa ihtiyacin var. Bunlar olmazsa olmaz.

      Devlet ihtiyaci kadar aliyor. Universitelerin genetik acmasinin sebebi genetigin kulaga hos geliyor olmasi. Su an Turkiyede sordugunuz 10 kisiden en az 9 u genetigi hic tanimiyor olmasina ragmen gozun kapali yaz der. Bunun sebebi de basinin genetik ile alakali ilgi cekici seyler yayinlayip genetikcilerin buyuk bir kisminin halinden yani gerceklerden hic bahsetmemesi. Yani universiteler bu acigi kullanip biyoloji ile dusuk puanli insanlari kabul etmek yerine bolumun ismini genetik yapip daha kaliteli kisiler cekmeye calisiyorlar.
      Ama bu durum maksimum 5 sene, yani su anki genetik ogrencilerinin hepsi mezun olana kadar devam eder. Daha sonra bu genetikciler de is bulamadiginda insanlar genetik bolumunun biyoloji bolumunden daha beter oldugunu goreceklerdir. Bu arada genetigin daha beter olmasinin sebebi de su: Insanlar genetige buyuk beklentilerle gidip beklentilerine hicbir zaman ulasamiyor. Biyoloji bolumune gidenler ise zaten cok buyuk beklentilerle gitmediginden en bastan olayin farkinda oluyorlar

      Sil
    2. Bir yanlışı düzelteyim: KPSS'den yüksek puan aldıktan sonra ve Adli Tıp Kurumu'nda kadro açıldıktan sonra, hiç bir şekilde referansa falan ihtiyaç olmaz. Çünkü atamalar ÖSYM tarafından merkezi atama şeklinde yapılıyor. Yani 2 kişi alınacaksa kuruma, puanı en yüksek olan 2 kişi giriyor. Herhangi bir mülakat falan yok..

      Sil
  47. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  48. Hayalim, idealim olan bir meslek üzerine gecenin bir saati kafam esiyor araştırma yapıyorum ve ortaya çıkan şu sonuca bak. Bütün yorumları ve yazınızı okudum gerçekten şuan çok şaşırdım ve kendimi amaçsız ve ortada kalmış hissediyorum.
    Soracağım soru Moleküler biyoloji ve Genetik mezunlarıyla Genetik Mühendisligi mezunları değerlendirilirken aynı kefeye mi konuyor yani iş olanakları bakımından? Ve bu kadar yazının sonucunda ve çok büyük tecrübeye sahip biri olarak fatih abi sen günümüz adına hangi mesleği önerebilirsin?
    şimdiden çok teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben en bastan beri genetik okumak isteyenlere genetik yerine tipi oneriyorum cunku genetik tercih ederek seceneklerini sinirlandirmis oluyorlar ama tip okuyanlarin durumu ayni sekilde olmayacak. Zaten genetigi de seceneklerinin arasinda surekli bulunduruyor olacaklar. Yani genetik okurken tip'a gecmek istersen bu mumkun degil. Bu durumun ben dahil bir suru ornegi var. Ama tip okurken genetikte devam etmek istersen daha sonra genetige yonelebiliyorsun. Yorumcularin arasinda bu durumda olan da vardi. Sonuc olarak, o kisi hedeflerine bir sekilde ulasabilecek ama ben ve benim gibi genetik okurken yanlis yerde oldugunu farkedip tipta devam etmek isteyenler hicbir zaman tipa yonelemeyecekler. Karar verirken bu durumlari goz onunde bulundurmalisin.

      Sil
  49. Turkiye'deki arastirmalar icin cok dogru tespitlerin var. Ulkeye geri donmek konusu gecince tekrar tekrar tartistigimiz konulari oldukca guzel ozetlemissin. Ancak, genetik bolumunu para icin, prestij icin yazmissin, koskoca bir bilim dalina haksizlik yapmissin. Bana sorarsan en buyuk hatayi Avrupa denilen koca kitayi es gecerek yapmissin. Avrupa'da ABD'yle karsilastirilamayacak kadar is guvenligi, ortak calisma, temel (tip'ta kullanilmak zorunda olmayan) bilim uzerine kuruludur. Aldigin paranin cok da bir onemli yoktur. Saglik harcaman yoktur, egitim harcaman yoktur, toplu tasima diye ABD'de henuz kesfedilmemis bir sistem mevcuttur. Yasam standarti ABD'nin kat ve kat ustundedir. Bu nedenle gazete'de, arkadaslar arasinda Harvard-MIT-Stanford en iyisidir demissin, oraya staja gitmissin, kendine cok yazik etmissin. Arkandan gelecek parlak genetikcileri de cok yanlis yonlendirmissin. Kriz sirasinda ABD'de fonlarin kisildigini soylemissin. Almanya'da fonlarin hic olmadigi kadar arttigini soylememissin. Kriz sirasinda is gucu toplamak adina 17000 akademisyen icin pozisyon acildigini atlamissin. ben henuz genetik doktorasiyla issiz kalan birine (sayiyla 1) rastlamadim. Zengin olan da gormedim. Zaten burada calisan adamlar zeki adamlar, 3-5 kurus daha fazla kazanayim, ama luks icinde yasayayim diyecek basit insanlar degil. Benim hocamin haftasonlari dahi labda geciyor, adam bu isten zevk aliyor. Milyon dolari olsa ne yapar acaba parayi. Su an calistigim yerde, bir post-doc maasi aldigi fellowship'e gore 3000-4000 Euro arasinda degisiyor. Bunun icinde yil icinde bedavaya gittigi konferanslari, gezileri, toplantilari, retreatleri, yedigi yemekleri de koyarsan bence sahane bir hayat yasiyorlar zaten. Yok mu doktoradan sonra daha canavar bir maasla calismak isteyip de sirketlere giren var. Saygi duyarim.
    Uzun lafin kisasi, genetik bolum olarak bir tutkudur, bilimin biyolojideki kalbidir. Bilim felsefesinin uygulandigi yerdir, bu nedenle secimlerine para-luks-prestij ekseninde karar veren tipcilarincok ciddi anlayis ve felsefe eksigi vardir, gelecegin meslegi falan de degildir, zaten bana sorarsan meslek de degildir. Bu nedenle ABD'ye staj-doktora icin gidenlerin kole gibi kullanilmasi sasirtici de degildir. Molekuler biyoloji ve genetik Avrupa gibi hala bilim ve yasam standartlarinin ABD gibi sirf reklamdan ibaret olan bir ulkeden daha yuksek oldugu bir yerde yapilmasi gerekmektedir.

    Yukaridaki yazinla genetik tutkusu olan insanlari yanlis yonlendirdigin icin bence hata yapmissin. Ama yine de kolay gelsin. Avrupa'da devam etmek istersen elimden geldigince sana yol gostermeye calisirim. Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin ilk hatan, sayisi 100u bulan yorumlari okumaya usenip bir suru genetikcinin bu bolum ile alakali dusuncesini gormeden yorum yapmis olman olmus. Bu yuzden daha once yazdigim seyleri tekrar yazmak zorunda kalacagim.

      Ilk olarak, Avrupayi es gecmemin sebebinden baslayalim. Genetikle alakali yayinlanan makalelere baktigimizda, bu makalelerin buyuk bir kisminin Avrupa'da degil, ABD'de yazildigini gorebiliriz. Zaten dunyanin en iyi 500 universitesine bakacak olursan bu universitelerin buyuk bir kismini ABD'deki universitelerin olusturdugunu gorebilirsin. ABD'deki universiteri dunyanin en iyi 500 universitesi arasina sokan da yayin sayisidir. Yani en iyi universitelerden biri olmak ile kaliteli makale yayinlamak birbiri ile tamamen paraleldir. Velhasili kelam, sadece dunyanin en iyi universiteleri listesine bakmak bile genetikte ABD'nin Avrupadan onde oldugunu gosterme konusunda yeterli olacaktir.

      Ozellikle su sozlerin beni kilitledi! Bu yuzden atliyorum:
      "toplu tasima diye ABD'de henuz kesfedilmemis bir sistem mevcuttur. Yasam standarti ABD'nin kat ve kat ustundedir."

      Genetik doktorasi alip issiz kalan birini gormek istemiyorsan blogdaki yorumlara bakmani onermem.

      Kendi kendinle celistigin bir konu da su: "Zaten burada calisan adamlar zeki adamlar, 3-5 kurus daha fazla kazanayim, ama luks icinde yasayayim diyecek basit insanlar degil" diyerek para kazanma amaci olan kisilere hakaret ettikten sonra o kadar idealist biri olmana ragmen post-doktora icin daha fazla ya da daha kaliteli yayin yapma ihtimalinin oldugu ulke olan ABD'yi tercih etmek yerine ABD'de 2700 dolar maas alacakken 3-5 kurusun hesabini yapip 3000-4000 Euro civarinda maas almak icin Avrupa'yi secmis olman. Yani kendi kazdigin kuyuya kendin dusmus oldun aslinda. Yani kucumsedigin insanlarin yaptigini sen de yapmis oluyorsun.

      Uzun lafin kisasi, genetik madem ki bir tutkudur, neden daha iyi arastirmalar yapabilecegin ulke olan ABD'yi tercih etmeyi dusunmuyorsun? Neden birkac sikintiya daha katlanmayi kabul edip karsiliginda bu tutkundan maksimum derecede haz etmeyi tercih etmiyorsun? Cunku senin oldugu gibi diger insanlarin da kendine gore bazi konularda limitleri vardir ve seninkinden farkli limitleri olan kisilere hakaret etmek yerine saygi duymalisin.

      Son olarak, ben yaklasik 15 aydir genetikten tamamen kopmus durumdayim. Genetikten ayrildiktan sonra tonla sıkıntı yasamis olmama ragmen birakma konusunda zerre kadar pismanligim olmadi. Olacagini da sanmiyorum. Yine de Avrupada devam etme konusunda yol gosterme teklifin icin tesekkur ederim.

      Sil
    2. Yukaridaki yorumlari okumadim, haklisin. Tekrar aciklamissin, tesekkur ederim. Simdi gelelim, genetikte basilmis makalelerin cogunlugunun simdilik ABD'den cikiyor olmasi (ki bu farkin artik bir iki dergiye bakilarak anlasilamayacak kadar kucuk olduguna dikkat cekerim), molekuler biyoloji ve genetik alaninda ABD'ye gittigin zaman kaliteli isler yapan bir laboratuvar'da calisma olasiligini artirmiyor. Mesela en basitinden, soyle bir bakabilirsin: ABD'de harvard'da kac tane grup lideri ve kac tane calisan var. bunun yaninda almanya'nin orta olcekli bir sehri olan gottingen'de max planck fur biophysical chemistry'de, ENU'da kac tane PI var, kac tane calisan var ve bir de onlarin bastiklari makalelere bak. Cok da bir fark olmadigini goreceksin ki eger bugun cikan Nature'a bakarsan da kapak konusu bu zaten. Afedersin ama MIT, Harvard, Stanford var gerisi yalan muhabbetini ben bolume yeni gelen lise ogrencileri yapiyor -ben de yaptim-, sonraki yillar biraz daha mantikli oluyorlar saniyordum -ben bu muhabbeti uzun sure devam ettirim bir de ABD'ye gittim-. ABD ve Japonya gibi genetikte grant alma baskisiyla, rekabet nedeniyle retract edilmis makale sayisi da malesef Avrupa'dan daha fazla (orana vurdugun zaman ne olur, bilmiyorum ama sayisi fazla)."Yani en iyi universitelerden biri olmak ile kaliteli makale yayinlamak birbiri ile tamamen paraleldir." demissin. Bana sirf makale sayisina ve makale oranina gore, makalelerin aldiklari atif sayisina gore yapilmis bir liste goster, ben de diyeyim ki haklisin. Ama sirf akademik veriler uzerine duzenlenmis bir liste bulamazsan da kusura bakma yanilmisim dersin umarim. Malesef artik bilimin icinde olmadigin icin farkinda degilsindir belki ama makalelerin degerlerini bile cok aci bir sekilde, hangi universite'den yapildigina, hangi dergide yayimlandigina gore yapiyorlar. Bir makale bir dergiye neden/nasil kabul edilir, sen de dahil olmak uzere bu konu uzerine konusan insanlarin cogunun en ufak bir fikri yok. (O yuzden en iyi 100/500 universite diye referansi cahil birine ver, benim gibi daha az cahil birine verme)

      Evet ne diyorduk, yasam standartlari. Malesef hem Avrupa'da, hem ABD'de uzun sure calismis biri olarak yasam standartlarini karsilastirma hakkim olsun. Malesef ABD'de reklam isiklarinin altinda gonlunu eglendirirken, suc oranlarini gormemissin. Neyseki basina birsey gelmemis oralarda. Yine kabul ediyorum boston'da adi suc oranlari abd ortalamasinin altinda ama malesef genel olarak ABD guvenli bir yer degil. Onu da gectim de toplu tasimanin yasam standartlarini nasil degistirebildigi konusunda da bir fikrin olmamasi, malesef ABD reklamlarindan kafayi kaldirim Avrupa'da akademik bir yasam surmemenden de kaynaklanmis olabilir. (Sakin ola ki tekrar tekrar ama ABD en iyi dediler, inandim oraya gittim deme, ABD'nin en iyi olmasi gibi bir durum artik yok)

      Baska, celiskiyi cok guzel yakalamissin. Yanlis anlasilmadan kaynaklanmis: Aciklayayim: Hayatta amaci para kazanmak olan insan afedersin ama basittir, bunda alinacak hicbir sey yok. Kimisi basit yasamayi sever. Post-doc icin daha kaliteli yayin yapma olasiliginin ABD'de oldugunu farzetmissin, yanlis. Az once acikladim, yasam standartlari ABD'de de calismis biri olarak, oranin cok uzerinde olan bir yerde calisiyorum. Su anda su anda laboratuvar'da ABD'de cok cok iyi diyebilecegin lablarla ayni yerde makale basabiliyoruz. daha ne ister, degil mi bir insan. Yine de hadi baska bir labda oldugumu varsay, cok iyi makale basmadik diyelim. N'apalim birakalim mi bolumu. Benim ilgilendigim isle kimse ilgilenmiyor diye doktor mu olayim. Yaptigin calismanin degerini makaleyle olcmek de ABD hayranlarinin en sevdigi islerden biridir. Avrupa'da sana hakkin olan parayi veriyorlar, ne ABD'deki gibi somuruluyorsun, ne de kimi doktor gibi zengin oluyorsun. Yoksa hedefleri olmak, "bana para vermeyin, ben acken de calisirim" demek degildir, degil mi? Umarim bu konuda anlastik.


      Sil
    3. Sondan bir onceki paragrafin icin, tekrar yaziyorum: ABD'de daha cok calismanin yapildigi bir yer olabilir, daha iyi calismanin yapildigi bir yer dersen sana kaynak sorarim. Iyi calisma diye bana impact faktoru yuksek dergilerde cikan yayinlari gosterirsen (ki malesef ABDnin mutlak ustunlugu gibi bir sey soyleyemezsin) o zaman derim ki hayir efendim, bunlar populer yayinlardir, iyi yayinla populer yayin arasinda fersah fersah yol vardir.

      Genetik konusunda cok yanlis yonlendirilmissin malesef. Keske merak ettigin sorulari cevaplayabilecegin bir laboratuvar olsaydi onunde. Cevap kimin hosuna gider, kimin gitmez diye dusunmeden, merakini bilimle yenmeye calissaydin. Yanlis yonlendirildigin ikinci konu su ki keske bilimsel yayinlari birinci kaynagindan okusaydin, ABD'de kaliteli bilim var, en iyi isteyenler oraya yanilgisina dusmezdin gibi geliyor.

      ABD'de neden durum boyle dersen, Neil deGrasse Tyson'in ki ABD'nin en entellektuel insanlarinin basinda geliyordur, senatoda yaptigi konusma youtube'da mevcut. Konusmanin ana konusu, neden ABD'ye artik iyi bilim adamlari gelmiyor, neden artik ABD bilimde onceligini surduremiyor. Hakikatten guzel bir konusma.

      Tekrar soyluyorum. Genetik bir tutkudur. Somurulmeden, kendinizi tatmin edebileceginiz yerlerden biri Avrupa'dir. ABD'de tum lablar kotudur demiyorum. Kotu bir laba denk gelme olasiliginiz Avrupa'dakine kiyasla cok daha fazla sadece. Dogru yonlendirildiginiz surece bosta kalmazsiniz. Dogru yonlendirmek icin, kulaktan dolma bilgiler yerinde direkt olarak mezunlarla iletisime gecin derim.

      Sil
    4. Maalesef konustukca batiyorsun, kendi bacagina kursun sikiyorsun. Sen diyorsun ki onemli olan makalenin kalitesidir, populer bir makale olup olmadigi degildir. Ayrica, sunu da eklemissin: "makalelerin degerlerini bile cok aci bir sekilde, hangi universite'den yapildigina, hangi dergide yayimlandigina gore yapiyorlar"
      Sunu unutmamani oneririm. Dunyada yasiyoruz ve dunyada gecerli olan kurallara gore yasamalisin. Kendi koydugun kurallara gore degil. Futboldan ne kadar anladigini bilmiyorum ama bu konuyu cogu kisinin bildigi bir zamanlar Fenerbahce'nin forvetlerinden Guiza'nin durumuna benzetiyorum. Ozellikle futbol uzmanlari Guiza'nin iyi bir futbolcu oldugunu soyluyordu cunku capraz kosulari ile rakip defansin dengesini bozuyor ve Fenerbahcenin diger oyuncularinin gol atmasini sagliyor deniyordu. Bunun gibi siralanan bir suru sebep vardi. Ama eksik neydi? Guizanin gol atamamasi. Yani Guiza iyi bir oyuncu ama gol atamiyor. Peki sonuc ne oldu? Husran. Neden? cunku herkes ondan gol atmasini bekliyor, iyi futbol oynamasini degil. Bu durum senin durumuna cok benziyor. Sen iyi oyun oynayip kendince kaliteli makaleler yayinliyor olabilirsin ama herkesin istedigi populer makaleleri yayinlayamiyorsan yani gol atamiyorsan seninn de sonun pek ic acici olmayacaktir.
      Yok ben yine de kendi kurallarima gore oynarim diyorsan, yani senden gol atman beklenirken benim icin onemli olan gol atmis olmam degil, takimin gol atmasidir dersen kaybeden sen olursun.

      Ayrica, su konuda anlasamamisiz galiba. ABD'de toplu tasimanin yaygin olmamasi konusunu neye dayanarak soyledigini anlayamiyorum bir turlu. Ben Chicago, new york ve boston'da iken metro ile istedigim her yere gidebiliyordum. gitmek isteyip de metro ile gidemedigim yer olmamistir. Hatta bir bucuk yil boyunca bir halk otobusune bir defa bile binme ihtiyaci duymadim. Daha ne isteyim? Siz Avrupada toplu tasima araci olarak helikopter yada ucak mi kullaniyorsunuz? Yada isinlanma aracini mi kesfettiniz? Anlayabilmis degilim...

      Onemli olan soyle bir nokta da var: Ben Fransa'nin cok kaliteli bir okulunda genetikte doktora yapan bir arkadasimla sirf senin icin gorustum. Adam diyor ki maasi 3000-4000 Euro civarinda degilmis. Maasi 1200 Euro. Post-doktora ogrencilerinin maasi icin de 3000 Euro almalari mumkun degil diyor. Farkli bir avrupa'dan bahsediyorsun galiba. Sunu da ekliyor, ABD'nin arastirma olanaklari Avrupadan daha fazla. bu arkadasimla istiyorsan senin de gorusmeni saglayabilirim. yada hangi gezegende bulunan bir Avrupadan bahsettigini soyle de biz de oraya gidelim.

      Ki senin bahsettigin kadar maas verilse bile bence hala kole olarak kullaniliyorsun. neden mi? cunku sen post-doc isen senin yasin 30-35 cinvarindadir. Avrupada mean (average demiyorum) maas miktari 5000 euronun uzerinde iken senin doktorasini almis, uzerine bir de post-doktora yapan biri olarak 5000 euro'yu coktan gecmen gerekirdi. Ama dedigim gibi hala kole olarak kullanildigindan gecemedin. Yani sadece ABD'de degil, Avrupada da insanlar kole gibi kullaniliyor. ucuz isci olarak kullaniliyor.

      Sil
    5. Bu gun son defa buraya birseyler yaziyorum. Malesef, azıcık hata yaptigini kabul etme gibi, benim ne demek istedigimi anlama gibi bir gayretin olsaydi, bu kadar anlamsiz seyler soylemezdin. Senin icin degil baskalari icin cevaplayayim:
      1) Sen diyorsun ki onemli olan makalenin kalitesidir, populer bir makale olup olmadigi degildir. Ayrica, sunu da eklemissin: "makalelerin degerlerini bile cok aci bir sekilde, hangi universite'den yapildigina, hangi dergide yayimlandigina gore yapiyorlar" Aynen bunu soyluyorum. Makalenin onemli olan kaliteli olmasidir. Ama bunun olcusu kendin olmalisin. Malesef makalelerin degerleri yanlis ve tarafli belirleniyor.
      2) Dunya'da birilerinin koydugu kurallar var istersen uyarsin, istersen kendi degerlerinle yasarsin. Koyun olmak istiyorsan, yolun acik olsun. Kazanan ve kaybeden kelimesini o kadar cok kullaniyorsun ki arkadas yasamaya mi geldik maca mi geldik belli degil.
      3) Evet ABD'de halk otobuslerine bile binmedim demissin. Basina birsey gelmesinden korkmus olmayasin. Yine ABD'de metrosu olan ender sayidaki yerlerden bahsetmissin. Yine malesef toplu tasima hatlari gelismis olmasina ragmen sehir merkezine sıkışmış yerlerden ornekler vermissin. Koca bir ulkeyi sehirlerden ibaret sanman pek sasirtici sayilmaz.
      4) Eger yukarida Avrupa'nin bir cok yerinde ABD kadar olmasa da epey kotu. Avrupa'da a post-doc icin labdan laba, ulkeden ulkeye, fondan fona farklilik var. Fransa'da yasal duzenlemeler nedeniyle oldukca karmasik bir sistem var. Hollande iktidara gelirken bunlari duzeltmek adina da pek cok soz verdi, bu da dogru. Ancak Fransa kaynakli pek cok fon post-doc'lara 3000-4000 Euro arasinda bir para vermekte. Su anda calistigim labda post-doclardan 3000 Euronun altinda para alan kimse yok. Arkadasinin bahsettigi post-doc'lar bir bursa basvurma zahmetine girmemisler muhtemelen. Hatta post-doc olarak malesef kapagi bir laba atmaya calismislar. Pazarlik sanslari pek olmamis. Eger Fransaysa, durum kismen anlasilabilir ama Almanya icin boyle bir durum olmadigini biliyorum. ABD'de arastirma olanaklari Avrupa'dan fazla, o zaman oraya gidelim. Yau bu kadar sacma bir cumle kurulabilir mi yau. ABD'de en cok arastirma fonlari Boston'da, genetik calisacaklar sadece oraya gitsin o zaman. Bu neyin kafasidir.
      5) Sen kole gibi dersin, ben kral gibi derim, sanirim bu goreceli bir kavram. Goreceli olmayan tek kavram neyse ki doktor olmamissin. Dini imani para olan bir doktor olurmussun.

      Sil
    6. Bu da sanirim son elestirim olacak bu sayfada:
      Bak ne guzel, hayatinda ilk defa Avrupa'da calisan birini arayip arastirmissin ve simdi tum Avrupa senin icin o arkadasinin anlattigi gibi, geri kalan avrupa ise baska bir gezende bir yer, oyle mi. Sana mantikli geliyor mu simdi soylediklerin?
      ABD'deki hayat standartlari demissin. Suc demisim, guvenlik demisim, sesini cikarmamissin.
      Kolelik demissin, dogru doktora ogrencisi olmak, ogrenci olmakla calismak arasinda bir yerde oldugu icin doktora ogrencilerinin cok caba karsiliginda yeterince para almadiklari dogru. Afedersin ama bir universite ogrencisi olarak bir o kadar calismana ragmen para da almiyorsun. Hic kole miyim acaba diye dusunmedin mi, simdi mi aklina geldi az paraya doktora ogrencisi olmak kolelik diye. Bunun yaninda post-doc ise sorumluluk acisindan doktora ogrencisinden cok daha farklidir ve en azindan Avrupa'da aldigi maas da bu yonde degisiklik gostermektedir ve ABD'nin aksine oldukca rahat bir yasam surmesine el vermektedir. Simdi sirf bu soylediklerimi anlamayip aha aha kendini yanlisladin diye gelme.

      Neyse kime ne anlatiyorum ben ya, bunca isin gucun arasinda.

      Sil
    7. Soyledigim seyler anlamsiz seyler mi? Yaa nasil bir insaftir nasil bir vicdandir sizinkisi anlayamiyorum. Bir arkadasim diyordu ki benim gozumde genetik bolumunu oneren kisi dunyanin en kotu insanidir cunku genetigi oneren kisinin yaptigi bir insani koru korune batakliga itmek oluyor. Bu arkadasima hak vermiyor degilim.

      Bak bugun bir kac saat once ogrendigim bir durumdan bahsedeyim. Genetik bolumunde bizim bir ust donemimiz olan bir arkadasim vardi. yani bu kisi 2004 yilinda genetige baslamis biriydi ve ben mezun oldugumda yani 2010 yilinda hala mezun olamamisti. Gectigimiz sene bu kisi 6 senesini harcadigi genetigi birakip tekrar OSS'ye girmis. Derece yaparak baska bir bolume gecis yapmis. (Bu durumda olan ve gordugum tek kisi bu degil. benzer durumda olan cok kisi var.) Bu adam sence genetigi neden birakti? Sana soracak olursak suclu olan kesin bu adamdir. kafasi basmadigindan ve yapamadigindan birakmistir. bolumun bos oldugunu anladigindan degil!!! Simdi soruyorum: bu adamin 6 senesinin hesabini kim verecek? Senin gibi genetigi oneren kisiler mi? Dile kolay, 6 sene. adamin omrunun en degerli yas araligi olan 19-25 yas araligini yani beste birinden fazlasi heba oldu. Bunun tek sebebi de senin gibileridir.

      Simdi gelelim senin problemlerine.
      1) iyi o zaman sen git kendince cok degerli olan makalelerini tarafli olmayan dergilerde yayinla. Sana onerim, Şahan'in "Hair and style" dergisi. (tanidik gelmiyorsa internette arat.)
      2) Demissin ki: "Dunya'da birilerinin koydugu kurallar var istersen uyarsin, istersen kendi degerlerinle yasarsin. Koyun olmak istiyorsan, yolun acik olsun." Sadece makale yayinlama konusunda mi dunyada birilerinin koydugu kurallara uymak koyun olmak oluyor? madem ki baskalarinin koydugu kurallara uymak koyunluk oluyor, mesela neden yolda kirmizi isigi gorunce durup yesil isigi gorunce duruyorsun? Neden yasalara uyuyorsun? yasalara uyarak yada kirmizi isikta gecmeyerek baskalarinin koydugu kurallara uymus ve koyunluk yapmis olmuyor musun?

      3) Demissin ki: "Evet ABD'de halk otobuslerine bile binmedim demissin. Basina birsey gelmesinden korkmus olmayasin." Aferin, ABD'de metroya guvenilir insanlar biniyor ama otobuslere sabikalilar biniyor! yada sabikalilar metroya binemiyor. Bu yuzden otobuse binmeye cekiniyordum ve binmiyordum! Guzel bir mantik.
      "Yine ABD'de metrosu olan ender sayidaki yerlerden bahsetmissin. Yine malesef toplu tasima hatlari gelismis olmasina ragmen sehir merkezine sıkışmış yerlerden ornekler vermissin." Sadece gidip gordugum yerlerden bahsediyorum. gormedigim yerlerden bahsedecek olursam senin durumuna duser, Fransa'yi Avrupa'dan cikarmak zorunda kalirim.

      4) Sayende Fransa'nin Avrup'da olmadigini ogrenmis olduk. Yalniz su anki korkum, Avrupa'daki ulkeleri teker teker tartisacak olursak aslinda Avrupa diye bir kitanin olmadigini iddia edecek olman.

      Sil
    8. Onu bunu gec de su an post-doktora yapiyorsan ben senle yaklasik 5-10 sene sonra gorusmek istiyorum. Cidden bunu cok istiyorum. Neden mi? cunku su an gittigin bu yolun 10 sene sonra Turkiyedeki siradan bir universitenin laboratuvarinda sona erecegini goremiyorsun. Cunku belki de su an arastirma atesi ile yaniyorsundur ama Turkiye'ye yard. doc. olarak dondugunde laboratuvarda birak deney yapmayi sinek avlamak icin sinek avlama aparati bile bulamayacagini goremiyorsun. Sonra da asiri idealist biri olarak ve parada-pulda zerre kadar gozun olmasa da, ideallerinin burada suya dusecegini farkedeceksin. Ayni Bogazici universitesinde gordugum hocalarim gibi. Dunyanin en iyi universitelerinde doktora-postdoktora yaptiktan sonra Turkiyedeki okullarda gunlerini depresif modda gecirirsin. 10 sene sonra mutlaka tekrar goruselim...

      Sil
  50. Bilkent Mezunlarinin neler yaptigini gormek icin de su adrese http://www.google.com/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=65&cad=rja&ved=0CDYQFjAEODw&url=http%3A%2F%2Fwww.fen.bilkent.edu.tr%2F~bilmbg%2Frepo%2Fuploads%2F2012%2F07%2FBilkent-MBG-Alumni.pdf&ei=DNZ3UJ7yC6aF4gTgxICADg&usg=AFQjCNHsghubYDp96MyrjfT4TPQo_NTDGw
    bakabilirsin.
    Kac tane universite kac tane bolumun boyle basari dolu bir mezun listesi vardir, bence yoktur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Listeyi inceledim ama detayli incelendiginde soru isaretleri ile dolu oldugu gorulebilir.

      2011 mezunlarina baktigimda 42 ogrenciden 12sinin yurtdisina gidebildigini goruyorum. Kalanlarin biri (sayiyla 1) haric hepsinin Turkiyede master-doktora yaptigini goruyorum. Ilk sorum su: 42 ogrencinin 41i de kendini genetige adamis, idealist kisiler miydi? Yoksa piyasada is bulamadigindan ve akademik kariyeri tek yol olarak gorduklerinden mi akademik kariyer yapiyor? Cevabi ben vereyim: baska alternatifleri olmadigindan bu yolu seciyorlar. Bu durum da bence kesinlikle cok kotu olan bir durumdur. Cunku daha once de bahsettigim gibi lise mezunlari genetigi secerken bilimin b'sini bile bilmeden tercih ediyor. Cunku lise boyunca bilim ile alakali zerre kadar bir egitim gormemislerdir. Yani hepsinde bilim adami olma potansiyeli vardir diye birsey soylenemez. Bu kisilerin de mezun olduktan sonra kendilerine bir alternatif olabilecek bir mesleklerinin olmasi gerekiyor. Ama bu kisiler "ne yapayim, baska bir alternatifim yok" deyip genetikte devam etmek zorunda kaliyorlarsa bu durum cidden vahim bir durumdur.
      Bu arada, bahsettigim 41 kisinin baska alternatifleri olmadigindan akademik kariyeri tercih etmis olmalarina sunu da delil olarak gosterebilirim: Bi defa, bahsettigin gibi idealist olan birinin kendini gelistirebilmek icin genetigin daha iyi bir durumda oldugu yerlere gitmek istemelidir dogal olarak. Yani Turkiyede kalmamalidir. Eger bu adam Bilkent universitesinden bile yurtdisina gidemiyorsa, bu durum ancak ogrencinin yanlis bolumde yani kendisine uymayan bir bolumde olmasi ile aciklanabilir (kisiye bagli istisnalari olusturan ozel durumlar da vardir mutlaka). Bu adamin da bence bilim adami olmamasi gerekiyordur. Bunun icin kendisine uymayan bilim adamligi icin akintinin tersine yuzmeyi birakip baska islere yonelebiliyor olmasi gerekiyor. Fakat daha once de dedigim gibi, adamin baska caresi yok ki akintinin tersine yuzmeyi kabul edip master-doktora yapmaya calisiyordur. Bu adamlarin bu durumda olduklarini 2011 yilinda mezun olan 42 kisinin 29unun yurtdisina cikmak yerine bilkent, odtu, hatta hacettepe, Ankara ve Fatih universitelerinde master-doktora yapmaya devam ediyor olmalaridir.

      Bu durumda ben gonderdigin listede herhangi bir basaridan ziyade bir basarisizlik ve mezunlar adina buyuk hayal kirikliklari goruyorum.

      Sil
    2. Malesef cesitli nedenlerle liste git gide daha kotuye gidiyor, dogru. Bunun nedenlerini burada tartismayacagim, tek diyecegim paranin gozu kor olsun. Listede epey bir eksik var aslinda, su anda ABD'de, Almanya'da ve Hollanda'da olanlar var, adinin yaninda nerede calistigi yazmayanlardan.

      Tespitlerin cok dogru. Akademik yasamdan baska bir secenek yok. Ama ben tam anlamadim, bunun neresi yanlis. Turkiye'de bu konuda herhangi bir ozel sektor olmadigindan haberi olmayan varsa sorarim arkadas hangi dunya'da yasiyorsun diye. Ayrica, ABDde ve Avrupa'da genetikte olanlar genelde master/doktoradan sonra, ama bir kismi post-doc'tan sonra ozel sektorde calislar. Ozel sektor'de, Roche-Novartis vs. gibi bir sirkette de arastirma yapiyorsan, bonn universitesinde de arastirma yapiyorsan calisma kosullarin arasinda cok buyuk farklar yok. Yani neden bu bolumu isteyip de akademide olmayayim ben onu tam anlamadim.

      Yani diyorsun ki akintinin tersine yuzmeye calisiyor.
      Akintinin tersinde birsey yok ki. Rutin bir hayat var, evet belki biraz daha fazla para var, daha fazla bos zaman var vs. Ama akintiya kaptirirsan iste o zaman bilinmeyeni bulma durtusu var, dunyayi dolasma olanaklari var, sahane insanlarla tanisma ortami var, dogayi anlama yetisi var, dunyanin en zeki adamlariyla sabahlara kadar tartisma yapmak var. Eger bunlar seni cezbetmiyorsa, o zaman baska bir bolum demek ki senin istedigin alan. En guzeli yok yakinken donmek. Mesela senin icin, yukarida demissin ya, bilimin b'sinden yolun gectiyse, bunca zevki nasil geride birakabildin anlamam mumkun degil. Istedigin yerlerden kabul almamis olabilirsin ama eminim yeterince destek de almamissin. Dogru yonlendirilmemissin. Yeterince denememissin. Bunun baska bir aciklamasi olamaz. Ya da yetenegin yoktu, yol yakindan donmussun. iyi yapmissin ama insanlari yanlis yonlendirmek niye?

      Yine yukaridaki listede benim tanidiklarim arasindan yurtdisina gitmeyen de epey insan var. Bunlarin bir kismi dedigin gibi yanlis yonlendirmeler sonucunda bolume gelmis. Bir kismi ailevi nedenlerden dolayi Turkiye'de. Bir kismi Turkiye'deki yasam kosullarini yurt disina tercih ettigi icin TR'de. Bir kisminin undergradda/masterda basladigi projeleri bitirmek daha sonra doktoraya baslamak var. Cok ama cok kucuk bir kismi da bu is icin istekli ama yetenekli degil. Eli titreyen cerrah gibi. Isini yapabilecegine dair insanlari ikna edemiyor ve pozisyon bulamiyor. Olabilir. Genetik bolumune gidecegim, meslek garantim yok diyorsan zaten gitmesin kimse. Neredeyse 10 senedir bu isin icindeyim, sunu soyleyebilirim: Meslek garantisi, bu konuyu dert etmeyenlerin problemi olmadi hicbir zaman. Issizlik, parayi dert etmeyenlerin derdi de olmadi hicbir zaman. Iyi bir konuda, iyi bir labda calismak da malesef bulbul gibi ABD diyenlerin, agzina Harvard, Stanford, Yale vs.'den baska universite almayanlara da nasip olmadi.

      Sil
    3. Yine ayni noktaya geldik. benim dedigimi tam olarak anlamamissin. Yazdiklarimi okumamissin. Diyorsun ki: "Akademik yasamdan baska bir secenek yok. Ama ben tam anlamadim, bunun neresi yanlis." Daha once tekrar tekrar bahsettigim su noktayi atlamissin. Insanlar genetik bolumunu tercih ederken bilimin b'sini bile bilmeden tercih ediyor. cunku bu insanlar Turkiye'de egitim gormus kisiler ve herkesin bildigi gibi liselerde hic kimse bilim ile tanismaz. Bu yuzden farkli bir alternatiflerinin olmasi sart.

      Dunyanin en zeki adamlari sadece bilimle mi ugrasiyor? Piyasadaki insanlarin hepsi geri zekali mi? Sadece genetikte arastirmayi secmis kisilerin yani sizin kafaniz basiyor dimi? Nasil bir mantiktir bu? Nasil bir sig gorustur?

      Sil
    4. Tıp okuyan birinin de turkiye'de doktor olmaktan baska sansi yok. Alternatifsiz olmasi bir problem mi, kesinlikle degil. Ayrica Tip yazan insanlarin cogu tip mesleginden tamamen bihaber. Tip yazanlarin cogu, ailele baskisiyla, meslek garantisi durtusuyle, para kazanma hirsiyla yaziyor, neyle karsilasacagini bildigi icin degil. Dolayisiyla hakkiyla meslegini icra etmeyen pek cok doktor mezun oluyor. Genetik bolumunu elestirirken eger tipi elestirmiyorsan, bu malesef senin de meslegini icra etmeyi seven degil, meslegin getirilerini seven biri olmandan kaynaklanmaktadir.

      Dunyanin en zeki adamlari bilimle mi ugrasiyor: Hayir. Ama bilimle ugrasmaya devam edebilmis insanlarin pek cogunun zeki oldugu, hele ki benden daha zeki oldugu bence dogru. Piyasadaki insanlarin cogunun geri zekali oldugunu da soyleyemeyiz, onlar da islerini iyi yaptiklari ve zevk aldiklari surece bence bir problem yok. Piyasada ust kademelerde calisanlarin, yoktan para var etmede, hatta var olan parayi yok etmede ustlerine yok. Bence aptal bir insanin yapacagi isler degil bunlar. Ama senin yerinde olsam kendime bir sorardim, yau ben nerde hata yaptim da staj imkani buldugum Harvard ve MIT'de yaz staji yapip, Northwesten'de 1 yil calisip nasil olur da kabul alamadim istedigim yerden diye. Yani bence burada genetige suc atacagina biraz da cuvaldizi kendine batirsan hic de fena olmaz. Diyorsun ya bu yerler iyi yerler diye neden hic aklina gelmedi acaba ben galiba pek de zeki bir ogrenci degilim diye. Tabi burada soyledigimi yanlis anlama, kimse zeki olmak zorunda degil, zeki olmak da bir ustunluk degil.

      Sil
    5. Kabul alamadim mi? Hahaha
      Yaa bahsettigin yerlerde biri "Cell" de olmak uzere iki makalem yayinlandi. simdi "Cell" in nasil bir dergi oldugunu anlatmam gerekiyordur sana. Avrupada insanlar pek tanimaz. ama internette arastir bulursun diye dusunuyorum.
      Northwestern'daki hocam hala benden haber bekliyor. adamla aramiz oyle boyle degildi. Harvard'ta staj yaptigimda da ikinci sinifi yeni bitirmis biri olmama ragmen hoca bir donem daha kalmami istemisti. bunlara ragmen ben genetigin bes para etmedigini soyluyorum.
      Ayrica, ben zaten ustun zekali biri oldugumu filan dusunmuyorum ama gorunen koy klavuz istemez. bak bunlari gormek ustun zekayi gec, normal bir zeka da istemez. bu kadar seye ragmen hala neden anlamiyorsun?

      Sil
    6. Açıkcası @Fatih inan, beş para etmez demek genetik için doğru olabilir. tıp'ın genetikle karşılaştırılınca tek üstün yanı beş hatta on para etmesi zaten. Hardvard staj, northwestern master bunlar önemli başarılar ve para getirmemesi onları önemsiz yapmıyor, onları önemsiz yapan sizin alan değiştirip genetikten uzaklaşmanız. Sizin bakış açınızın bu olması, aslında tıp tercih etmeniz gerektiğinizi gösteriyor.
      YGS-LYS için tercih yapacaklara ufak not: para kazanmaksa istediğiniz tıp, mühendislik, diş hekimliği yazın temel bilimlerden uzak durun.

      Sil
  51. Son bir not daha.
    Tip cok nadiren bilimdir. Tip teknisyenliktir. Yeni birsey bulman gerekmez. Olani bilmen gerekir. Arada istatistik yapip makale basarsin (nadiren bilimseldir burasi da cunku matematikten genelde bihaber olduklari aciktir makalede, eski teknikler kullanilir). Hastalarla ve onlarin yalanlariyla ugrasirsin. Turkiye'de bir de onlarin yakinlariyla ugrasirsin. Genetik'te ise yapilan isi tekrarlama diye birsey yoktur. Tum bilim dali, yenilikler bulma uzerine kuruludur. Ha diyorsan ki ben para-prestij severim. Arastirma, gelistirme Molekuler Biyoloji ve Genetik alaninda yapilir. Hastanede istatistik yapilir. TIPta pratisyen kalma orani, genetikte issiz kalma oraninin yaklasik 10 kati fazladir ki bu iyi birseydir: Pratisyen hekimlere daha fazla ihtiyac var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben tipta pratisyen olarak kalmanin genetikte bilim adami olarak devam etmek zorunda olmaktan daha iyi bir durum oldugunu dusunuyorum.

      Ayrica, neden tipta pratisyen kalma orani ile genetikte issiz kalma oranini karsilastiriyorsun? Hic mantikli bir karsilastirma degil yaptigin bu karsilastirma. Eger bir karsilastirma yapacaksan tipta issiz kalma orani ile genetikte issiz kalma oranini karsilastirmalisin. Bu durumda da tip'ta issiz kalma oraninin 0 (yaziyla sifir) oldugunu goreceksindir ama genetikte issiz kalma oraninin ozellikle lisede Bilkent-Bogazici'yi kazanacak kadar calismis olan kisilerin ayni zamanda Turkiye'nin en zeki insanlarindan olan bu kisilerin haketmedigi kadar yuksek oldugunu goreceksindir.
      Bu arada, bu yorumumdan Anadolunun diger universitelerinde genetik okuyup issiz kalanlarin bu durumu hakettigi anlami cikarilmasin. O da basli basina bir faciadir.

      Sil
    2. Yukarida dediklerine hemen hemen katiliyorum. Mesela bana sorsan, ABD baskani mi olmak istersin, yoksa genetikte bilim adami mi, tabi ki de genetikte bilim adami derim. Google'in CEO'su mu genetikte bilim adamimi dersen, yine genetikte bilim adami derim. Beklentiler farkli, hayattaki yol farkli ki bunlar gayet normal. Doktorluk daha kotudur demiyorum, hele ki pratisyenlik daha kotudur asla demiyorum. Bana sorarsan pratisyen genelde uzmanliktan daha onemli. "Turkiye'de de ABD'de oldugu gibi uzmanligi tutturamayanlar pratisyen oluyor" deme lutfen. Kucumseme yani hicbir meslegi, universiteyi. Genetikte is bulmak zor, gitmeyin. E muhendislikte de zor, ona da gitmeyin, matematik-fizik-kimya-felsefe-edebiyat dallarini unutun zaten bu bolumleri bitirip de is bulan, bulamayanlarin ceyregi kadar. E napalim, arkadas, hepimiz kapatalim butun bolumleri, tip acalim o zaman, issizlik sorunu yok. Genetik de fizik gibi matematik gibi teknolojik ilerlemeye katki saglayan ugrasiladan oldugu icin gelecegin meslegi, yoksa prestiji icin, parasi icin degil. Genetik de fizik gibi ancak tutkuyla yapilacak bir is oldugu icin, rakamlar gibi, hangisi iyi oraya gidelim vs. gibi bir ugrasi olmadigi icin bir tutku isi. Az paraya cok is yapiyorum, hastaliklara ilac buluyorum icin gibi idealizm kokan bir is de degil. Gecinecek kadar para ver, ben konferans konferans, ulke ulke, sehir sehir gezeyim, digerleriyle tanisayim, labortuvarda sabahlayip ogrendiklerimi bilgilerimi paylasayim, bulduklarimi anlatayim diye yapilacak bir is. Bunu yapmak icin Harvard'da olman da gerekmiyor. Atina'da da yapabilirsin. Orman, Dag bayir gezeyim, ornek toplayayim, dogayi anlayayim, gerekirse anlatayim diye yapilan bir is. Tabi ki bolumden cikanlarin %100'u boyle bir tutku pesinde hayatini gecirmeyecek, bu da cok normal. Bu bir tehlike mi, hayir. Gelecek kaygisi diye birsey yok. Ne kadar istediginle ilgili. Senin gibi bolume yanlislikla gelmis olup da bolum degistiren yok mu var. Genetikten tiyatroya gecen insan taniyorum. Bu genetigin tiyatro'dan daha kotu, daha az is guvencesi olan bir bolum olmasindan mi kaynaklaniyor. Tam tersi daha dogru olurdu aslinda.

      Ancak bence dedigim gibi hemen bolum secerken cok yanlis yonlendirilmissin, hem su ABD konusunda cok fazla reklam dinlemissin, ben de yapmadim degil, ben de kandim zamaninda. Tek kizdigim ve durmadan agresif seyler yazip yazip silmeme neden olan sey, yanlis yonlendirildigin bilgilerle baskalarini da yanlis yonlendirmen.

      Sil
    3. Seni bu kafayla ABD'ye almazlar zaten. Avrupa'ya nasil kabul edildigini de anlayabilmis degilim. Yaa arkadas insan anlamamak icin bu kadar mi kastirir? bi insan olayi bu kadar mi saptirir? En basindan beri diyorum ki genetik yazmayi dusunenlerin genetik yerine tip yazmasi gerekiyor diye. Yani diger bolumlerden hic bahsetmiyorum. onlarin da genetik ve tiptan iyi ya da kotu yanlari vardir ama bizim konumuz genetik. Bizim konumuz Turkiye'de nalbantciliktan mezun olan kisilerin issiz kalip kalmadigi degil. Bizim konumuz genetikcilerin ne durumda oldugudur. bunu da iyice gormek istiyorsan lutfen sig goruslu bir yorum daha yapmadan once yuzden fazla sayida olan yorumlara bir goz at.

      Sil
    4. Malesef ABD ya da Avrupa'da pozisyon bulmak konusunda senin aksine cok da bir problem yasamadim. Bunda Bilkent'ten beni dogru yonlendiren hocalarimin haklari oldugunu her yeri geldiginde de soyledim. Ama seni senin kafayla ABDde bir programa almadiklari dogru.

      Eger merak eden varsa soyluyorum, genetikcilerin keyfi deneyler calistiginda yerindedir, deneyler calismadiginda yerinde degildir. Bunun disinda Avrupa'da yeterince yuksek bir yasam standartina sahiptirler. Bu da benim gibi yuzlerce genetikci icin fazla fazla yeterlidir. Onemli olan kimin issiz, kimin is sahibi oldugu, kac para kazandigi degil, onemli olan insanlarin sevdigi isi yapmalaridir. Severek genetik okuyan 1 tane dahi tanidigim yok ki issiz kalmis olsun. Senin gibi genetigi para icin yazanlar bile is bulmusken, para yetersiz diye gidenler oldugu gormek bilim icin sevindirici, ama yine de hos olmayan bir durum.

      Sil
    5. Samimi olarak suna cevap verebilecek misin merak ediyorum. bilkentteki arkadaslarinin yuzde kaci iyiki genetik yazmisim diyebiliyordu? yuzde kaci bolumden sikayetci degildi? yuzde kaci genetikci olmaktan memnundu? su yuzden soruyorum, benim Bogazicindeki genetikci arkadaslarimin ceyregi bile memnun degildi. Evet ceyregi bile iyiki buradayim diyemiyordu. Su an ABD'de cok iyi yerlerde doktora yapan arkadaslarim da mezun olmadan once sunu soyluyordu: "iyi bir is bulamazsam akademik kariyer yapacagim". Su an bu arkadaslarim cok iyi gidiyor. Ama genetikte bilimi tercih edenler genetigi cok sevdiginden tercih ediyor degil. sen istisna olabilirsin ama mecbur kaldigindan dolayi tercih ediyor. Bu durumu kafana iyice sokup kabullenmen zor olacaktir ama artik kabullensen iyi olur.

      Sil
  52. merhaba,
    bir arkadaşımın uyarısıyla bu yazıyı okudum ve sanırım size danışmam gereken bir mesele var.
    ben lise son sınıf öğrencisiyim ve türkiye'nin en iyi liselerinden birinde okuyorum. ve muhtemelen ingiltere'de nottingham üniversitesi'nde veya king's college'da moleküler biyoloji ve genetik bölümü okuyacağım. ayrıca ileride de ingiltere'ye yerleşmeyi düşünüyorum.
    gelecekte yapmak istediğim tek şey akademisyen olmak ve işin parasında pulunda sahiden gözüm yok, benim için karnımı doyurayım biraz da gezip tozabileyim yeterli. çünkü benim için önemli olan bilimle uğraşmış olmak ve yeterince şanslı isem de bu alanda bir şeyler başarabilmiş olmak.
    moleküler biyoloji ve genetiğin gelecek potansiyelinin de farkındayım. ama yukarıda bahsettiğiniz mezun/doktora/doçent sorunsalı kafamı karıştırmadı değil.
    sizce ne yapmalıyım?
    iyi günler, nekbet.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorunun cevabi bilimi ne kadar tanidigina bagli. Biyoloji yada genetikle alakali bu gune kadar neler yaptin? Biyolojiyi ne kadar taniyorsun?

      Her ne kadar su anki tek amacin bilimle ugrasmak olsa da ve su an akademisyen olarak devam etmeye % 100 kararli olsan da bilimin icine girdiginde bu hedeflerin degisebilir. Bu cidden cok olagan bir durum. Bu yuzden buna gore hareket etmelisin.

      Ben en bastan beri genetik okumak isteyenlere genetik yerine tipi oneriyorum cunku genetik tercih ederek seceneklerini sinirlandirmis oluyorlar ama tip okuyanlarin durumu ayni sekilde olmayacak. Zaten genetigi de seceneklerinin arasinda surekli bulunduruyor olacaklar. Yani genetik okurken tip'a gecmek istersen bu mumkun degil. Bu durumun ben dahil bir suru ornegi var. Ama tip okurken genetikte devam etmek istersen daha sonra genetige yonelebiliyorsun. Yorumcularin arasinda bu durumda olan da vardi. Sonuc olarak, o kisi hedeflerine bir sekilde ulasabilecek ama ben ve benim gibi genetik okurken yanlis yerde oldugunu farkedip tipta devam etmek isteyenler hicbir zaman tipa yonelemeyecekler.

      Karar verirken bu durumlari goz onunde bulundurmalisin.

      Sil
  53. MBG mezunu olarak ekonomi master'ına devam etmektesin su an galiba? bundan sonraki hedeflerin ne? en azından bolumunde 3 veya 4. sınıf olup farklı bir alana yonelmek isteyenlere bikac oneri sıralayabilirsin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Master yapiyordum fakat sonunda dogru durust bir is buldum. is bulmaktan umut kesmistim ve uzun zamandir is aramiyordum fakat bu sene baslamadan once tek bir deneme yapmak istedim ve bu yuzden sadece bir yere basvuru yaptim. bunun sonucu olumsuz olsaydi master'i bitirene kadar tekrar is basvurusu yapmayi dusunmuyordum. Ama bu basvurum olumlu olarak sonuclandi. su an yaptigim isin genetikle zerre kadar alakasi yok ve bu durumdan cok memnunum.
      bu isi bulmamda bir donem de olsa ekonomi master'i yapmis olmamin buyuk bir etkisi oldu. Cunku insanlari artik genetikci olmadigima ve genetigi tamamen silmis olduguma ikna etmek daha kolay oldu. Ayrica, insanlar ekonomi masterina baslamis olmak, insanlarin beni genetikci olarak degil de bogazici universitesi mezunu olarak degerlendirmesini sagladi. Eskiden genetikci olmak Bogazici mezunu olmaktan baskin geliyor ve insanlarin beni direkt olarak elemesine sebep oluyordu fakat ekonomi bolumu genetikci etiketini silip bogazici etiketinin one cikmasini sagladi diye dusunuyorum.

      Bu cikarimlari ekonomi bolumunden once ve sonra girdigim mulakatlardaki insanlarin yorumlarini karsilastirarak yapiyorum ama dedigim gibi ekonomi bolumunden sonra sadece bir yere basvurdum ve sadece bu yere dayanarak genelin bu durumda oldugunu cikarmak cogru olmayabilir. Her neyse benim dusuncem bu.
      Bu dusunceme de dayanarak, ozellikle iyi bir okulda 3 ve 4. sinifta olup genetikci olmak istemeyen kisilere mezun olduklarinda ekonomi-isletme gibi bir bolumde master yapmalarini onerebilirim. ise yarayacaktir diye dusunuyorum. en azindan uzerinizdeki genetikci etiketini silecektir.
      Bu arada, iyi bir okulda genetikten mezun olduktan sonra her okulun sizi ekonomi-isletme gibi bir bolume kabul edecegini dusunmeyin. bogazici duzeyindeki okullarin hicbiri sizi kabul etmeyecektir. ozel okullar ve bazi orta duzey okullar kabul eder ama kabul edilmenizi kolaylastirmak istiyorsaniz simdiden buna hazirlik yapmaniz gerekiyor. mesela 3 ve 4. sinifta ekonomi-isletme ile alakali dersler alin. bu durumda da master basvurusu icin yapilan mulakatta neye dayanarak sen ekonomi ya da isletme'yi sevecegini ve genetik gibi sıkılıp bırakmayacagını dusunuyorsun tarzi siradan sorular soruldugunda (%99 sorulacaktir) lisansta aldigim su derslere dayanarak diye cevap verebilirsiniz.
      baska bir secenek de su olabilir. Eger paraniz varsa, ABD'ye gidip bir senede bitirebileceginiz ekonomi-isletme master programina kayit yaptirin. ABD'nin en dandik okulundan bile bir master title'i aldiginizda genetikci etiketini silmis ve ustune de ABD deneyimini eklemis olursunuz. oyle bir durumda da is bulmaniz pek zor olmaz. Bunun sebebi de Turkiyedeki is yerlerinin ABD'ye gereksiz derecede deger vermesi. Aslinda ABD'nin siradan bir universitesinden pek bir sey ogrenmeden master derecesini satin almis olacaksiniz ama is ararken cok ise yarayacaktir.

      Sil
  54. Merhaba, ben de bir Bilkent mezunu, Amerika'da cok iyi bir yerde staj yapmis ve su anda gene Avrupa'da cok iyi bir yerde doktoramin sonuna yaklasmis biri olarak bu yaziya tamamen katiliyorum. Ozellikle doktorada daha once baslayan kuskularimin dogrulugunu ve daha da fazlasini anlamis oldum. Bu bolumlere giriste ve sonrasinda cok emek harcamis bu alandaki insanlar icin bunu kabul etmek cok zor, bu yuzden gozlemledigim bu tip konulara girmekten kacinildigi ve onemli bir islerinin oldugunu dusunme yolunun tercih edilmis oldugu. Gercekten bu is icin yaratilmis olanlari ve severek yapanlari katmiyorum bu kategoriye, ama gerisi icin aci gercek boyle. Pek cok insanin dogru yonledirilmemesi ya da zamaninda cok yeni olan bir bolum icin yeterince bilgili insanlarin olmamasi bu duruma gelinmesindeki en onemli faktor. Umarim bu yazinizdan pek cok insan faydalanir.

    YanıtlaSil
  55. Bu yazdiklariniz oldukca dogru gozlemler ancak fazla intikam duygusu iceriyor ve dolayisiyla yanli bir bakis acisiyla sunulmus. Ben de Imperial College London' dan doktorasini almis bir genetikci olarak ayni gozlemleri paylasiyorum cogu zaman. Fakat insanlari genetik secmeyin diye yonlendirmek icin burda boyle bir yazi yazmanin kendi kendinizin handikapini olusturabilecegini dusunuyorum. Evet ben de turkiyede ilk 300 e girmis bir ogrenci olarak belki de hata yaptim yillar once, ancak Bilkent gibi bir okulda genetik okuduktan sonra ve kendimi yasitim Turkiye'de egitim gormus doktorlarla karsilastirdigimda goruyorum ki Turkiye'de tip egitimi oldukca yuzeysel ve geri. Bu yuzden de tip ogrencileri vizyon sahibi olamiyorlar. Ayni nedenle de bir cogu, bir genetikcinin mezun olduktan sonra akademik kariyerine devam edebilecegi yurt disindaki en guzel okullarin hayalini dahi kuramiyor. Cunku Turkiye gercekleri Amerika'nin gerceklerinden hala cok farkli. Turkiye'de tip doguda hizmet verip hasta surulerine ve baska doktorlara hava atma zihniyetinde ilerleyen vizyonu dar bir fenomen haline gelmis. Bircok doktor ingilizce literatur taramasi yapabilecek duzeyde bile degil. Ama istisnalar kaideyi bozabilir.Turkiye'de tip egitimi uluslarasi standartlara getirilirse soylediklerinize katilabilirim..ama su asamada degil. Ayrica yurtdisinda iyi bir universitede doktora yapmis olmak akademi ici ve disi bir cok is alaninin kapilarini aciyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bolumu google da arattiginiz 10 sitenin 9 u gelecegin meslegi ve gozu kapali tercih edilmesi gereken bir bolum oldugunu soyleyerek ovuyordur. benim buradaki amacim da, bu bolumun kotu yonlerini, insanlarin gormedigi ve bilmedigi yonlerini anlatmak ve insanlarin bunlari bilerek tercih etmesini saglamak. bu durumda bu yazinin yanli olmasi cok dogal. Bu bolumun bazi insanlar icin mukemmel olan yonleri de vardir ama benim icin totalde bu bolum 5 para etmez bir bolum. Bunun sebeplerini de siraladim.

      Sil
  56. Is bulmak konusundaki deneyiminizin biraz Turkiye'ye ozgu bir durum oldugunu dusunuyorum. Gercekten yasadigim yerde boyle degil. Ayrica bir sey daha soylemek isterim ki benim mezun oldugum donemde ben dahil sikayet eden kisiler yuzde 10 civarindaydi. durum bahsettiginiz kadar kotu degil..blog acmanizi gerektirecek kadar hirslanmaniz biraz tuhaf geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bolum benim omrumun yaklasik ucte birini harcayip cok buyuk hayal kirikliklari yasamama sebep olan bir bolum. Bu durum bence blog acacak kadar hirslanmam icin fazlasiyla yeterli bir sebep

      Sil
    2. sizi anliyorum..aslinda gunumuzde her meslek kisinin bireysel basarisina kalmis. Turkiye'de genetikci imajiyla lab disinda is bulmama olayi biraz sinirlendirici bir durum. halbuki biz bu bolumde oldukca farkli yetenekler kazaniyoruz. dikkat cekmek isterim ki bu yetenekler amerika ve ingiltere de taniniyor ve baska bir alana kaymak isterseniz de durum turkiyedeki kadar ic karartici degil. bu arada yukaridaki haberde de turkkye birincisi zaten tip okumak istiyormus ustune genetik uzmanligi dusunuyormus. yani tam da sizin dediginiz gibi..

      Sil
  57. çok isteyerek geldigim bi bölüm bu yazanlar beni çok üzdü belki gercekten bu kadar net ama bunu görmek istemiyorum insallah ben mezun oldugumda yanıldıgınızı görürüm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu blogda yazilan seylerin icerisinde yalanin y'si yoktur. Tamamini sahsen kendim yasadim. Biliyorum bunlari ogrenmek cok uzucu bir durum ama bu aci gercekleri bir de mezun olduktan sonra yasayarak ogrendigini dusun. o zaman, is isten coktan gecmis olacagindan cok daha fazla uzulecektin. Su an bunlari bildiginden gelecegini bu sartlara gore az da olsa yonlendirme sansin var. Mezun oldugunda bunlar icin de cok gec olabilir. Burada okuduklarin en kotu ihtimalle beklentilerini daha makul bir seviyeye cekmeni saglar diye dusunuyorum. Bu bile daha sonra cok daha az uzulmeni saglar. Cunku gerceklerle daha erken yuzlesmis olacaksin.

      Sil
    2. yine de teşekkür ederim yaşadıklarını anlattığın için. bunları düşünerek bir yön verecegm hayatıma

      Sil
  58. Bahçeşehir üniversitesinde genetik ve biyoinformatik okuyorum. Bölümümde biyoinformatik olduğu için daha çok yazılım üzerine dersler alıyorum. Sizce bunun yararı var mıdır özellikle yurtdışında?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurtdisindaki (ABD ya da Avrupadaki) bir firmanin yabanci birini ise almasi icin senin kendi ulkesindeki insanlardan daha ustun oldugu bir yaninin bulunmasi gerekir. Aksi takdirde yabancilari ise almaz cunku bir yabanciyi ise almak o firma icin bir risktir. Ozellikle yurtdisinda yasamis ve egitim gormus biri olarak o ulkenin dilini, kulturunu vs bilmediginden senden ne kadar faydalanabilecegini kestiremez. Bu yuzden yurtdisindaki bir firma senin kendi vatandasindan cok ustun oldugun bir yonunun oldugundan emin olmazsa seni ise almaz. Lisansta da senin ustun olmani saglayacak kadar onemli seyler de ogretilmez. Her lisans egitiminde ogretilen seyler ogretilir. Yani senden alacagi verim kendi vatandasindan alacagi verimden cok fazla olamaz. Aldigin dersler de seni maalesef riskli bolgeden tam olarak kurtaramaz. cunku biyoinformatik bolumunden mezun oldugunda ogrenmis olacagin programlari bilen kisi sayisinin cok dusuk oldugunu sanmiyorum. Yabanci ulke vatandaslarinda da biyoinformatik mezunlari ayni turden programlari biliyor olacak. bu durumda yabanci bir firma tarafindan kabul edilmek pek kolay olmaz.

      Sil
  59. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  60. genetik muhendisligi veya muhendisi diye bir kavram yok yalniz, bu bizim ulkemizde populerligini arttirmak icin ya da cogu insanin bilgisi olmadigi icin ortaya cikmis bir unvan. bitirdiginizde aldiginiz unvan biyolog.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklisin. Bu durum genetikle ilgili baska bir handikap oluyor

      Sil
    2. bittiğinde alınan ünvan biyolog değil, bu bölümün henüz bir ünvanı yok çünkü.

      sadece bakanlık, mbg mezunlarının da biyolog ünvanı kullanabileceklerine karar verdi, yani bu ek bir haktır.

      Sil
  61. Yazdıklarını okudum iyi niyetle yaklaşacağım..
    Bu kadar uzun yazılar, dökümanlar ve araştırılıp verilmiş internet sayfası adresleri falan. Bunları genetik mühendisi olmayı hedefleyen, hayallerinde sürekli bunu düşünen birini kurtarmak yol yakınken başka bölüme yönlendirmek için yazmışsın diyelim..
    Ama yanlış yapıyorsun kimse kimsenin hayallerini söndüremez, kimsenin böyle bir hakkı yok.
    Sen ne hakla bunları yazıp hayalinde bu mesleği planlayan birini hayallerinden soğutuyorsun ?
    Zaten hayalinde böyle bir meslek olan biri hedefine ulaştıktan sonra asla aldığı maaşı, vs düşünmez. Hayaline ulaşmış olmanın mutluluğu o insana bir ömür boyu yeter.
    Cahilliğine bağlayıp sert konuşmak istemiyorum.
    Kimsenin hayallerine müdahale edecek eylemlerde bulunma herkes kendi hayatını yaşar sana ne bu bölümü okumak isteyenlerin ileride çekeceği sıkıntılardan, sana ne aldığı paradan carttan curttan.

    HAYAT ÇOK KISA HAYALLERİNİZİN PEŞİNDEN GİDİN..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genetik ogrencilerinin cok buyuk bir kisminin hayalleri er ya da gec sonecek. Ben yazsam da yazmasam da sonecek. Bu blogu okusa da okumasa da sonecek. iki kere iki dort. cunku insanlar genetigi yanlis taniyor. Bu yuzden de ulasamayacaklari ve mumkun olmayan hayaller kuruyor. insanlar hayallerine ulasacak olsaydi sana hak verecektim. Ama konudan cok uzak olmana ragmen patavatsizca konusmana ve cahilligine veriyorum

      Sil
  62. herkese merhaba ben de birşeyler söylemek istiyorum bu genetik bölümü hakkında. ben bu bölüme bu senenin başında girdim ve ilk dönemin sonunda da değiştiriyorum bölümümü. ağustos ayının bir gününde bu acı makaleye rastladım. hatta fatih beye de yapmayın etmeyin demeyin böyle şeyler tadında bir cevap attım. ama şu an çok emin olduğum birşey var ki burada yazılanlar fazlasıyla doğru. yani kötülemek veya insanları negatif yönde etkilemek için yazılmamış bunlar; bu bölümün sonu hakikaten de böyle. neden olmadı derseniz çok net bir şey var ki bu bölüm burayı böyle delicesine isteyenlerin yeri. yani paraydı mevkiiydi falan burada pek yok öyle şeyler. ha kaldı ki hayatımı lab da çürüyerek geçirmeyeceğimi de anladım. elbette geçtiğimiz yeni bölümler için işimiz hazır değil hepimiz biliyoruz para kazanmak çok zor iş. ama bu bölüm çok arada kalmış bir bölüm yani biyoloji bölümü demeye öğrencilerin dili varmıyor ama çıkınca bildiğiniz biyologsunuz. hepsi diyo ki akademisyen olacağız!? . lab da böyle görünmeyen şeylerle (moleküler ya) oynayıp oynayıp duruyoruz. belki de ben en başından hata yaptım ne istediğimi bilip de girmem gerekiyordu ama şu anda büyük bir hatadan döndüğümü hissediyorum. ve benimle beraber bölüm değiştirecek olan 5-6 kişi daha var. yani çok iyi düşünün bu blog da iyi ki açılmış fatih bey iyi ki yazmış bunları. çünkü gerçekten birilerinin bunları böyle bağıra bağıra söylemesi gerekiyordu. öyle bölüm tanıtımına gittim çok güzeldi demekle olmuyor. hakikaten dediği gibi genetik öğrencilerinin hayalleri öyle veya böyle sönecek. ayrıca çok da ilginç bir öğrenci grubu var böyle hırstan patlıyorlar. ha bir de sinirime dokunan bir başka nokta ise şu oldu, burada öğrencileri illa ki bir yurtdışına gönderiyorlar. ya herkesin bütçesi yeter mi herkes burs alabilir mi? ya da herkes yurtdışında yaşayabilir mi? ben çözemedim bu bölümü ama siz yok ben okudum bunları yine de istiyorum yapacağım diyorsanız çok büyük saygı duyarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlatmak istedigim seyleri birilerine anlatabilmis olduguma cok sevindim. Umarim hakkinizdaki en dogru kararlari alirsiniz.

      Sil
  63. Merhabalar,
    Öncelikle samimi olarak söylüyorum tecrübelerinizi yazarak çok iyi etmişsiniz ki bu bölümü okuyanlar olarak nelerle karşılacağımızı belirtmişsiniz. Kendimi tanıtayım genetik ve iktisat okuyorum. Hazırlık okurken çok araştırdım genetiği ve 4 yıl sonra emeklerim çöpe giderse diye iktisata da başladım.Hazırlıktan önce de araştırdım tabii fakat hazırlıkta genetik seminerlerine katılarak daha yakından tanımış bulundum bölümü. Her geçen gün sizin gibi gördüğüm örnekler artarak devam ediyor. Genetikle ilgili çok fazla soru işaretlerim oluştuğundan dolayı sevemiyorum artık ve yarı dönemde bu bölümü bırakmak istediğimi fark ettim, 4 yıl sonra verdiğim emeğin ne olacağını da çok merak ediyorum aslında ne olacağı da gün gibi ortada ki benim yurt dışında staj yapma gibi bir avantajım da yok ailem izin vermediğinden ötürü.Hayallerimi Boğaziçi İktisat süslüyor artık iktisatın derslerini de seviyorum üstelik.Yarı dönem bitince genetiği dondurmayı düşünüyorum ve tm den hazırlanıp yeniden sınava girip boğaziçi ya da odtü de işletme ya da iktisat okumak istiyorum özellikle de boğaziçinde. Öte taraftan da şöyle bir düşüncem daha var: eğer istediğim olmazsa genetikte devam edip tüp bebeğe yönelmek istiyorum.Tüp bebek piyasası hakkında ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?
    En sağlıklı karar dondurup daha fzla pişman olmadan zaman varken fırsatları değerlendirmek olacak sanırsam. Fakat aklımda yine soru işaretleri var. İktisat okuyorm evet ama hakkında çok derin bilgiye sahip değilim, okuduğum zaman önüme hangi kapılar açılır, o zaman da iş sıkıntım para derdim olur mu? 4 yılım çöpe gider mi?
    Devlet dışında özel sektörde bu durum nasıldır?
    Yardımcı olabilirseniz mutlu olurum.Çünkü geçeceğim yollardan geçmiş birinden tavsiye almak istiyorum.
    Şimdiden teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaklasik iki yildir universite ogrencisi oldugundan mezun olunca ne yapmak istediginle alakali bazi seyleri netlestirmissindir diye dusunuyorum. Sorunun cevabi buna bagli olarak degisir aslinda. Eger piyasada calismak istiyorsan Bogazici isletme-iktisat cok iyi olur. Benim is ararken gordugum sey bogazici universitesi isletme-iktisat mezunlarina ekstra deger verildigi. Bogazici isletme ya da iktisat bolumunu kazanabilirsen onun cok acik olur. ODTU, Sabanci, Bilkent, Koc icin de ayni seylerin gecerli oldugunu dusunuyorum. Isletme ya da iktisat bolumunu okuyarak istedigin her turlu sektorde calisabilirsin. Bazi kisiler piyasada cok fazla issiz isletme-iktisat mezunu oldugunu soyluyor ama bahsettigim universitelerden mezun olan cok fazla kisi yok. Turkiyedeki buyuk firmalara baktiginda Bogazici isletme-iktisat mezunu cok fazla genel mudur gorebilirsin.

      Eger mezun olunca akademisyon olmak istiyorsan yine bu okullarin hepsi iyi secenek olur. Tabii biri digerinden biraz daha iyi olabilir ama cok buyuk farklar yoktur diye dusunuyorum.

      Tup bebek isini genetikciler degil doktorlar yapiyor. Genetikciler de biyolog olarak bazi konularda yardimci oluyordur mutlaka. Bu biyologlarin maasi da diger yerlerde calisan biyolog maaslari ile aynidir ve baslangicta 1000 tl yi gectigini sanmiyorum.

      Sil
  64. Fatih bey sizden cevap bekliyorum ben ya, yardımcı olabilir misiniz?

    YanıtlaSil
  65. Lisede sonuncu sınıftayım. Bir gün biyoloji çalışırken bu alanda okumak istediğimi canlılık, nasıl var olduğu gibi şeylerin daha çok ilgimi çektiğini fark ettim. Yukarıdaki yazınız biraz soğuttu açıkçası beni bu alandan. 11. sınıfta aldığım bazı inanç kararlarından beri bazı şeyleri daha evrensel düşünüyorum. İnsanın ürettiği yaşamından veya ilişkilerinden doğan meslekler küçük gözüküyor gözümde bu yüzden. Para mesleğimden daha önce değil benim için ancak tabii ki güzel paralar kazanıp güzel bir yaşam geçirmek istiyor insan. Bi çok şey canlandı kafamda şuan ama kelimelere dökemiyorum malesef. Nasıl bir yol izlememi önerirsiniz bu konuda? Meslek olarak dediğim şeylere uyan mutlu olabileceğim alternatifler var mı

    YanıtlaSil
  66. Fatih arkadaşım genetik bölümünü güzel anlatmış.Ona teşekkürü bir borç bilirim.Bu bilgileri hiç bir kitapda bulamazsınız arkadaşlar bölümü şöyle övenlere inanmayın.Sİz kendinize ilk önce şunu sorun ben neden okuyorum üniversiteyi ülkemizde genel olarak üniversite para kazanmak için okunur.Para kazanabiliceğiniz bir bölüm seçin.
    Ben gıda mühendisiyim.BÖlüme girerken bölüm geleceğin mesleği diye övüyorlardı.Yok şöyle güzel yok böyle güzel.Şİmdi son sınıfım türkiyenin her tarafına bu bölümü açtılar.Piyasa 1 binlaraya çalışıyor gıda mühendisleri.Yazık günah değil mi ? bize polis hemşire bile 2-3 bin lira alıyor sen mühendislikte canın çıkıyor.1 bin lira özel sektörde.
    abim türkiyede arge araştırma olmaz demişti çok doğru demiş inanın.TEcrübe ile sabittir.
    Mühendisi iş yeri ya mal satsın yada teknik servis için alır yok arge vs bunlar hava civa arkadaşlar.Buradan yeni tercih edecek kardeşlerimize fatih kardeşimin dedi gibi tıb ı tavsiye ederim sonra özel düşünmnüyorlarsa devleette ataması güzel bölümleri yazsınlar.Türkiyede nükler enerji müh,genetik müh,malzeme müh vs bunlardan ekmez yersiniz amam 1,2 bin lirayı geçmez.kendinize yazık etmeyin bölüm seçerken dikkat edin.seviglerle

    YanıtlaSil
  67. (A)Fatih beyin bazı çelişkilerini aktarmak isterim:

    1- konuya para odaklı bakıyorsanız; ki bundan kastım şudur: "genetik geleceğin mesleğidir" cümlesini "genetik gelecekte çok para kazandıracak" olarak algılıyorsanız, hatalı algılıyorsunuz. burada kastedilen, genetiğin; matematik, fizik ve temel kimya gibi pek çok alanı keşfedilmemiş bakir bir bilim alanı olması, haliyle yeniliklere ve araştırmalara açık olmasıdır.

    doğal olarak; hiçbir "çok para kazanmak" amaçlayan gencin genetik yazmasını tavsiye etmem. bu yüzden benden tavsiye isteyenlere hep şunu söylerim: idealist değilsen bu bölümü yazma. türkiye'deki tek şansın akademisyenlik, eğer akademisyen olmak istemiyorsan bu bölümü yazma. yurtdışına çıkmak senin için bir düşünce değilse, bu bölümü yazma.

    ama para kazanmak isteyen adamın tıp yazması da pek makul değil bence. pratisten bir tıp doktoru bir genetikçiye göre iki sene fazla okuyor malumunuz. o süre zarfında bir genetikçi lisans ve yüksek lisans derecelerini almış bulunuyor. ve her on doktordan sadece bir tanesi uzmanlık yapabiliyor. pratisyen hekimlerin maaşı ise 2000 tl'yi geçmiyor. üstelik doğu hizmeti gibi bir zorunlulukları da var. haliyle sırf para kazanmak için genetik yerine tıp tercih etmek mantıklı değil. her on genetikçiden bir tanesi de doktorasını yaptıktan sonra uzmanlar kadar iyi kazanıyor merak etmeyin. ek olarak, bir kaç yıl sonra, kanunlar değiştiğinde, ve mantar gibi açılan tıp fakülteleri mezun vermeye başladığında tıp da o cazibesini yitirecek, merak etmeyin.

    gelelim alternatiflere: genetik yazmayıp da eczacılık, elektronik mühendisliği ya da inşaat mühendisliği yazdığınızda daha fazla mı kazanacaksınız? hayır, kazanmayacaksınız. eczacılık bilhassa tükenmek üzere olan bir meslek, her ilde eczane sınırları mevcut ve artık yeni eczane açılamıyor. yeni mezunlar gidip ilçelere eczane açmakla meşgul ve oralar da limitlerini tüketmek üzere. (eczacı çocuğuyum) elektronik mühendislerine gelelim; en yakın arkadaşlarımdan bir kaçı yıldız elektronik mezunu, çoğu 1400-1500 lira maaşla çalışıyor. en iyi şartlarda çalışanı thy'de 1800 tl maaş alıyor. en yakın arkadaşım da elektronik mezunu ve ciddi iyi bir ortalamaya, ales ve dil puanına sahip. ne yapıyor derseniz, çankırı karatekin üniversitesi'ne ar. gör. olmayı tercih etti. (bunun öncesinde akademisyenliği hiç düşünmüyordu, yüksek lisans sonrası sektöre atılmak istiyordu, ama sektörde akademisyenlik kadar cazip bir durum bulamadı) kızkardeşim mimar sinan'ı birincilikle bitiren bir mimar. sektörde 1000 tl maaş işe başlattılar işe. şimdi o da akademisyenlik kovalıyor. inşaat mühendisleri 1300 lira ile başlarlarsa kendilerini şanslı görüyorlar.

    yani genetikçiler kadar diğer mesleklerin de durumu kötü. çoğu işsiz, çoğu kıt kanaat geçiniyor. burada genetik'i özel olarak kötülemenin bir manasını göremiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettigin seylerin bir kismina katiliyorum. Blogdaki yorumlari iyice incelersen katildiklarimi da katilmadiklarimi da kendin ayirt edebilirsin. Katilmadiklarima da teker teker cevap vermistim.

      Sil
  68. 2- fatih'in iş başvurusu yaparken kaçırdığı bir durum var: muhtemelen askerlik yapmamış olması. belki diğer alanlar için çok önemli bir durum değil ama biyolojik bilimler için hayati bir durum bu. çünkü bizim alanımızda işin öğrenilmesi ve uzmanlaşılması dahi 1-2 yıl alan bir süreç. iş yerinin aldığı elemana ciddi emek harcamasını gerektiriyor. haliyle kimse bu kadar emek harcadığı elemanının 2-3 yıl sonra askere gitmesini ve emeğinin boşa çıkmasını istemiyor. sonuç olarak ilanlara gelen başvurularda önce askerliğini yapmayanlar eleniyor; sonra gelen başvurular değerlendiriliyor. haliyle fatih'in yaptığı 200 başvurunun da hiçbir anlamı kalmıyor, çünkü iki yüz başvurunun hiçbirisinde fatih'in cv'sine bakılmadı. sebebi: askerliğini yapmamış olması. kaldı ki, ben de en az 70-80 ilana başvurmuştum mezun olduğumda, aynı sebepten ben de çoğuna cevap alamadım. ama geri dönüş yapanlar da oldu, görüşmeye de çağrıldım. bu kadar dramatize edilmesini gerektirecek bir durum göremiyorum.


    3- aslında boğaziçili arkadaşları kızdırmak istemem ama, teorik temelleri de mbg açısından pek sağlam değil. diğer üniversitelerle ders programlarını karşılaştırırsanız durumun vahametini anlamanıza yardımcı olabilir. söz gelimi itü alan dersleri koyması gerekirken öğrencilerinin iki yılını matematik ve fizik dersleriyle heba ediyor.

    fatih'in ve boğaziçi öğrencilerinin taraflı yorumlarından sonra böyle objektif bir yorumun da faydalı olacağını düşündüm. saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Askere gitmedim. Ama su konuda cok yanlis dusunuyorsun: bu alanda isin ogrenilmesi ve uzmanlasilmasi kadar kolay birsey yok. Eger ise alinan genetikci mesela genetik tani merkezinde ya da baska bir yerde calisacaksa bu adamin uzmanlasmasi 1 ayi gecmez. Cunku bu alanda yapilan deneylerin cogu icin zeka, el becerisi vs gerekmiyor. Cunku yapilan deneylerin tamaminin yemek tariflerine benzer tarifleri var. Bu tarifleri basamak basamak uygulayip deney yapmak kadar birsey yoktur. Yapilan her tur deney dahil bir ayda her sey ogrenilebilir. Zaten genetik tani merkezi ve benzeri hic bir yer Bogazici, bilkent, ODTU gibi yerlerden adam almaz. Bunun sebebi de dedigim gibi bu is icin zeka, bilgi, el becerisi gerekmiyor. Adamin kafasi minimum duzeyde de olsa calisiyor olsun, sozumuzu dinlesin, genetik ya da biyoloji okuyup olaylara asina olsun istiyorlar sadece. Daha fazlasina gerek yok. zaten ihtiyac da yok. Bogazici, ODTU, Bilkentli alip fazladan maas odemelerine de gerek yok.

      Askerlik bu bolumde digerlerine gore daha fazla onemli olabilir ama bunun sebebi dedigin gibi adamin uzmanlastiktan sonra gitmemesi icin degil. Bu durumun sebebi piyasada ihtiyactan cok fazla, tonla biyoloji, genetik mezunu olmasi. Askerlik de zaten adam elemek icin bahane arayan firma icin ekstradan bir kriter oluyor.

      Sil
  69. Sevgili Fatih,
    Ben de Bilkent MBG kazazedelerinden biriyim ve büyük cesaretle bu yazıyı yayınladığın için seni tebrik ediyorum fakat merak ettiğim bir konu var üniversitedeyken çift anadal mı yaptın? Ekonomi de araştırma görevlisi olmayı nasıl başardın? Beni bu konuda aydınlatırsan çok memnun olurum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkur ederim. ben cift anadal yapmadim. ben siradan bir ozel universitenin ekonomi master programina basvurdum ve master programina basladiktan sonra derslere biraz onem verip bir donem sonunda ortalamami 4.00 yaptim. Hocalarla da aram cok iyiydi. Bunun uzerine bolumdeki hocalar teklif etti. Durum bundan ibaret.

      Sil
  70. Fatih ile aynı dönem BOUN MBG den mezun oldum ve halen aynı bölümde yüksek lisans yapıyorum. Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Bu blog bölümde oldukça popüler. Ama negatif bir şekilde. Genel kanı, abartıya kaçtığın, bölümü tercih edebilecek kişilerin aklını çeldiğin yönünde. Ben olaya farklı bir açıdan bakıyorum. Bu blog'u okuduktan sonra moleküler biyolojiyi tereddüt etmeden tercih eden kişilere bölümde daha fazla ihtiyacımız var. Fatih gibi yat-kat peşinde koşuyorsanız, buyurun yol yakınken sizi başka alternatiflere yönlendirelim.

    Bölüm hakkında kulaktan dolma değil, birinci elden bilgi edinmek, laboratuvarları gezmek, yaptığımız çalışmalar hakkında bilgi almak için bana bu numaradan 0533 431 22 70 ya da bu mail adresinden alican.sahillioglu@boun.edu.tr ulaşabilirsiniz.

    Bilimin her daim yolunuzu aydınlatan ışık olması dileğiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alican, benim bu blogu acmadaki en buyuk amacim zaten insanlarin genetik tercih ederek beyin telefine ugramamalari. Yani insanlarin kendilerini kurtarmalarini saglamak. Bu durumda ben bu bolumu tercih etmeyi dusunen kisileri bu bolumden kurtarabiliyorsam hedefime ulasmis oluyorum. Ama genel kaninin abartiya kactigini soyluyorsun da bu blogda yalan-yanlis oldugu ispatlanabilen hic birsey olmadi. Genel kaninin abartiya kactigimi soylemek yerine gerceklerin agir oldugunu soylemen daha dogru olur diye dusunuyorum.

      Ayrica, benim yat-kat pesinde kostugumu nereden cikariyorsun? Yillarca calisip Bogazici universitesini kazandiktan sonra tabiri caizse esek gibi calistiktan sonra 1000-1500 TL yi kabul etmemek yat-kat pesinde olmak mi oluyor? Su an hic okul okumamis hamallar bile bu maasi aliyor. Ayni kefede bulunmayi kabul etmemek yat-kat pesinde kosmak mi sence?

      Simdi sen de diger kisiler baslayip "bilimi yanlis tanimissin, bilim para icin yapilmaz, bilim bir hayat stilidir" tarzi muhabbetlere gireceksin. iste bu noktada da herkese sordugum seyi tekrar sorarim. Arkadas tamam bilim para icin yapilmaz ama sen su an Turkiyenin en iyi universitelerinden olan Bogazici universitesi genetikte bile bilim yapamiyorsunki. Turkiyede genetik, yatirim yapilabilecek son bolumdur heralde. cunku Turkiyedeki genetik, geri donusu olmayan ölü bir yatirim gerektiriyor. Turkiye geri donusu olan teknoloji ile ilgili bir suru alanda geri iken bu bolume yatirim filan yapilmaz. Zaten bunun en buyuk gostergelerinden biri de sensin aslinda. Cunku 2010 da master'a basladigindan, master icin su an ucuncu yilini harciyorsun demek oluyor. normalde iki yilda bitirilebilecek olan bu master programi neden ucuncu yilina sarkti acaba? Senin gibi 2010da Bogazici universitesi MBG den mezun olup ayni yil Bogazici MBG'de master'a baslayan benim tanidigim hickimse master derecesini zamaninda tamamlayamadi. Sence bu kisiler yeterli zekaya sahip olmadigindan mi mezun olamadi? bence kesinlikle degil. Bence hepsi birbirinden zeki kisiler. Mezun olamamalarinin sebebi genetik bolumunde arastirma olanaklarinin cok kotu olmasi. Yani ana yazida siraladigim gibi genetik bolumunun arastirma yapilamayacak bir bolum olmasi.

      Bu arada, genetik bolumunu tercih etmeyi dusunenler Alican'a ulasabilir ama sunu unutmamalilar. Hickimse yogurdum eksi demez. Ozellikle blogda bulunan 150nin ustundeki yorumlarin herbirini teker teker okuduktan sonra "Savaş ikinci" adindaki kisinin yorumunu tekrar okumanizi oneririm. Bir veli olan bu kisi ODTU ve Bilkent MBG yi gezip bolum ile ilgili detayli bilgi edinmeye calismis ama bu bolumlerde insanlarin hicbiri bu bolumun olumsuz yonlerinden bahsetmemis. Karsilasacaginiz durum bu olacak. Ayrica, 3-4 sene once yani ben genetik ogrencisi iken ust donemdeki genetik ogrencileri bir arkadasima genetik mezunlarinin durumlarinin cok kotu oldugunu soylemisti. Bunun uzerine bu durumu bolumun profesorlerinden birine sinifta sormustu ama hoca olumsuz olan hic birseyden bahsetmemisti. Bu hoca bolumun mezunlarinin cok iyi durumda oldugunu soylemisti. Neden mi? cunku bolumun olumsuz yonlerini anlatmasi durumunda bolum ogrenci kaybedecekti ve her ne kadar yaptigi arastirmalarin sinek avlama taktikleri gelistirmeden ibaret oldugunu bilse de laboratuvarinda calistirabilecegi zeki kisi bulamayacakti. Yani kendini dusunuyordu. Bu yuzden sunu unutmayin. Cidden hic kimse yogurdum eksi demiyor.

      Sil
  71. Demek Boğaziçinde biz bilim yapmıyoruz ve Master'da 3. senem olması bunun kanıtı... Kendi adıma konuşuyorum. Şu an benim de yazar olduğum bir paper'ımız revision'da (ek deney istendi, deneyi yapıp tekrar dergiye yollayacağız). Benim 1. yazar olduğum 2 projeyi mezuniyetten önce manuscript'ini tamamlayıp dergiye göndermeyi hedefliyoruz. Büyük ihtimalle onlardan da ek deney istenecek ama per review sistemin şu anki durumu bu. Olabildiğince hızlı çalışıyoruz. Amerikada olsak daha mı kolay olurdu. Büyük ihtimalle. Ha unutmadan, geçen Nisan ayında bir de Türk patent enstitüsüne patent başvurusu yaptık. Araşıtırma raporunun sonucuna göre yurt dışına da başvuru yapıp yapmayacağımıza karar vereceğiz.

    Yani Boğaziçinde de oturup bütün gün çay içimiyoruz. Yine kendi adıma konuşuyorum. Haftanın yedi günü ben labda çalışıyorum. Çoğu gün 12lere kadar labda kaldığım da oluyor. Kimse beni çalışayım diye zorlamıyor, yaptığım işi seviyorum. Benim için projem 1 gün daha erken bitecekse, ben o gece labda sabahlarım. O gece illa ki bölümde benim gibi sabahlayanlar da vardır, deney arasında onlarla muhabbetimi eder, dertleşirim. Bu konuları da konuşuruz, ama bu şekilde değil. Senin amacın insanları bilimden soğutmak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alican durumun bahsettigin gibi ise 3. yilinda olsan da seni cidden tebrik etmek gerekiyor. Cunku Bogazici universitesi genetik bolumunde bilim yapilmadiginin ispati asagidaki liste. Bu liste Bogazici universitesi hocalarinin Bogazici universitesinde gectigimiz 5 yil icerisinde yayinladigi makale sayisi oluyor.

      AK: 2
      AC: 0
      AT: 8
      CB: 0
      EB: 2
      HC: 0
      IY: 0
      KB: 0
      MS: 0
      ANB:6
      NBI:1
      NO: 3
      NB: 2
      SF: 1
      SY: 1
      TE: 0

      (Harfler hocalarin isim ve soy isminin ilk harfleri) (Gozumden kacmis olan makalenin oldugunu sanmiyorum ama varsa cok azdir. Kaynak: pubmed)

      Yani Bogazici genetikte 5 yilda 16 hoca tarafindan sadece 26 makale yayinlanmis. Bir hoca bir yilda 0,3 makale yayinlamis. Yani her hoca 3 yilda bile 1 makale yayinlayamamis. Sence bu bogazici universitesinde bilim yapildigi anlamina mi geliyor?

      Aslinda bu istatistik yontemi TUBITAK'in kullandigi yontem oluyor. yani makale sayisi ne kadar fazla ise o kadar iyi. Ama senin de bildigin gibi dunya genelinde makale sayisindan ziyade makalenin ne kadar kaliteli oldugu onemlidir. Bunu da makalenin yayinlandigi dergi gosterir. Yani aslinda yayinlanan kaliteli makale sayisina bakmak gerekiyor. Son 5 yilda Bogazici universitesi genetik bolumunde kaliteli dergilerde yayinlanan makale sayisina bakarsak bu sayi bir elinizin parmaklarinin sayisini mumkun degil gecemez. Yayinlanan 26 makalenin en az yarisi da sirf TUBITAK'in istatistiklerinde az da olsa yukarilara cikabilmek icin ve bunun karsiliginda para alabilmek icin bolumun en dandik dergilerinde yayinlanmis makaleler oluyor. Zaten Turkiye'de genetikle ilgili yayinlanan makalelerin cok buyuk bir kismi bu sekilde. Yani benim makalem var diyebilmek icin dandik dergilerde makale yayinlanmis oluyor. Bogazici universitesinde yayinlanan makalelerin en az yarisi icin bu durum gecerli. Anadolu universitelerinde yayinlanan makalelere bakarsak neredeyse tamami icin bu durumun gecerli oldugunu soyleyebiliriz. Durum senin de cok iyi bildigin gibi cok vahim.

      Son olarak benim amacim insanlari bilimden sogutmak degil. Daha once de soyledigim gibi benim amacim insanlarin gercekleri gormesini saglamak. Bu gercekler genetikciler icin cok agir gerceklerdir. Kabullenilmesi zor olan gerceklerdir. Benim buradaki amacim insanlarin bilim pesinde kosuyorum deyip genetik batakligina dustukten sonra buyuk hayal kirikliklari yasamalarini engellemek.

      Sil
  72. Bardağın boş tarafını göstermekte üstüne yok. Bölümdeki labların yarısı yeni kurulan lablar (1-5 sene arası). Yeni kurulan bir laboratuvarın üretken hale geçmesi için gereken süre de genellikle bu kadar. Bir doktora öğrencisi çalışması = 1-2 makale olarak varsayarsan, yeni kurulan lablardan makale çıkmasını beklemek haksızlık olur. Öte yandan, son 2 sene içinde bölüme Devlet Planlama Teşkilatı destekleri ile kurulan milyon dolarlık Vivarium tesisi (fare, sıçan, tavşan, bıldırcın, zebrabalığı, meyve sineği model organizmlarının çalışılabildiği) kuruldu. Avrupa Birliği (RegPot) destekleri ile Imaging Core Facility (içinde yarım milyon dolarlık Konfokal mikroskop, cryostat vb cihazları olan), yeni bir Cell Culture Core Facility ve yine Sequencing Core Facility kuruldu. Yani sürekli iyiye doğru bir gidiş var. Yeterli mi, yetmez. Ama 2 sene öncesine göre çok daha iyi bir yerdeyiz ve sürekli iyileşen bir gidişat var. 6 ayda bir açıklanan Tübitak 1001 projelerinden (sadece son 6 ayda) üç adet hocanın projeleri onaylandı. Her proje bölüme (tabi başta projenin sahibi hocalara) 400.000 TL kaynak getiriyor. Her 6 aylık dönemde ortalama 2-3 lab bu projeleri alıyor. Özetle Boğaziçi MBG; altyapı olarak, bilimsel çalışma ortamı olarak ve en önemlisi motive olmuş doktora, master öğrencileri ve sayısı az olan ama gittikçe sayıca da artan post-doc'ların çalıştığı bir bilim yuvası. Umuyoruz gelecek yıllarda artan sayıda bilimsel yayınlarla yapılan yatırımların karşılığı alınır.

    Bununla beraber, Boğaziçi MBG öğrencisinin Amerikanın ilk 10 üniversitesinin hocaları arasında bilinirliği var. Yani, burdan mezun olan birinin ya da buranın öğrencisinin bir MIT'ye, Harvard'da staja ya da doktoraya gitmesi hayal değil. Zaten bilim insanına ülke sınırları dar gelir, bilim insanı 3 sene Türkiye'de çalışır, bir bakmışsın hop İsveç'te bir pozisyon açılmış orda 2 sene post-doc yapar, sonra ABD'ye gider, canı isterse de ülkesine geri döner. Yurt dışına gitmeyi tercih edenler için de, gerek akademik gerek özel sektörde (hele PhD'ye sahipsen) imkanlar bol.

    Son olarak da, konunun sürekli maddiyata gelmesi çok can sıkıcı ama şunu da söylemeden edemeyeceğim, kimse aç değil açıkta değil. Öğrencinin Tübitak'tan bursu, hocanın da maaşı var, yeni hocaların lojmanı var vs. Özel sektörde de işler biraz şans işi. Önemli olan, siz yaptığınız işi seviyor musunuz? Bilim insanı olmak, o düşünce yapısı, o çalışma temposu size uygun mu? Yoksa araba satarak da geçimini sağlarsın, emlakçılık yaparak da.

    Ben yaptığım işi seviyorum. Biraz da klişe bir lafdır, severek yaptığım iş için bana para veriyorlar.

    İnsan severek yaptığı işi iyi yapar. İşini iyi yapanın da iş bulmak gibi bir sorunu olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alican, bardagin icinde bir damla varken benim bardagin bos tarafini gostermem zor olmuyor. Zor olan senin bardagin dibindeki bir damlayi gostermeye calisman oluyor aslinda. Bardagin icinde bulunan suyun damladan ibaret oldugunu soyle anlatayim. Evet Bogazici universitesinde buyuk gelismeler olmus. 5 sene oncesine gore durum belki de iki kat iyilesmis. Ama bu iyilesme sundan ibaret: ABD ve Avrupanin durumu 100 puanlik durumda iken Bogazici universitesindeki durum 1 puanliktan 2 puanliga cikmis. Yani baktigimizda kesinlikle haklisin. %100 gelisme var Bogazici universitesinde ama bu gelisme ile ancak kendinizi kandirabilirsiniz. Bahsettigin tesisler ABD ve Avrupada 50 sene once varken siz bunlari yeni yeni kullanmaya basliyorsunuz. ve olay bu tesislerden ibaret de degil. Dedigim gibi sizin durumunuzu % 100 iyilestirmis olabilir ama rakiplerinizden hala 50 kat geridesiniz. Zaten bu yuzden bir onceki yorumumda yapilan arastirmalarin dusuk kaliteli arastirmalar oldugunu soylemistim. Ayrica, sunu cok iyi biliyorsun ki ABD ve Avrupada yapilan bir deney Turkiyede bazen 2, bazen 5 hatta bazen 10 katina kadar daha pahaliya mal oluyor. Bu durumda sizin laboratuvarlarinizin aldigi 400 bin tl ile ABD linin 100 bin tl ye bile mal etmedigi deneyleri yapabilirsiniz. Ayrica, ana yazida da soyledigim gibi ABD de benim hocam 1,3 milyon dolarim var ama yetmiyor ve daha fazlasi icin basvuru yapiyorum diyordu. Yani yaklasik 2,34 miyon TL butceli laboratuvarlarla 100 bin TL nizle rekabet edip yani sizden 23 kat buyuk lan laboratuvarlarla rekabet edip iyi makaleler yayinlayabileceginizi mi saniyorsunuz? Bu durum sadece kendinizi kandirmaktan ibaret bir durum olur.

      Bahsettigin diger konu olan hocalarin yeni laboratuvar kurmus olmasina gelelim. CB, IY ve TE disindakilerin hepsi ben birinci siniftayken bile Bogazici universitesindeydi. yani en az 6 yildir Bogazici universitesindeler bu hocalar. ki bu hocalarin arasinda 10 yili cok asmis kisiler de var. Ayrica, bir laboratuvarin kurulup uretken bir hale gelme surecinin 1-5 yil arasinda surmesi de zaten parasizligin, durumun kotu oldugunun diger bir gostergesi.

      Bahsettigin diger bir problemli konu da su: "Özetle Boğaziçi MBG; altyapı olarak, bilimsel çalışma ortamı olarak ve en önemlisi motive olmuş doktora, master öğrencileri ve sayısı az olan ama gittikçe sayıca da artan post-doc'ların çalıştığı bir bilim yuvası."
      Alican "motive olmus doktora ve master ogrencileri" gibi klise laflar ancak okullarin tanitim videolarinda ya da web sitelerinde bulunan sozlerdir. Bogazici MBG'de 4 sene harcamis biri olarak bu sozleri yiyecek biri degilim. Oradaki master ve doktora ogrencilerinin cogunu taniyorum. Sartlara ne kadar isyan ettiklerini ama baska alternatifleri olmadigindan dolayi ses cikaramadiklarini cok iyi biliyorum. Bu durumu eminim sen de cok iyi biliyorsundur. Ayrica, senin iyi bir durummus gibi soyledigin post-doc'larin artmasi konusu aslinda durumun daha da kotuye gittiginin bir gostergesi ama bunun farkinda degilsin. Cunku doktorasini Turkiyede yapmis olan doktora ogrencileri, kendilerini biraz daha gelistirebilmek icin post-doktoralarini genelde yurt disinda yapmaya calisirlar. Ayrica, post-doktora icin yurt disina cikmak doktora icin cikmaktan daha kolay iken, artik post-doc'larin bile Turkiye'de kalmak zorunda olmalari durumun daha da vahim haller almaya basladigini gosteriyor.

      Sil
    2. Son olarak, Bogazici universitesindeki hocalarin dunyanin en iyi 10 universitesinde bilinirligi mi var? Alican Allah askina yapma. Hocalar ancak kaliteli yayinlar yaparsa taninirlar. "Hair and style" dergisinde yayinlanan makaleleriyle degil. Ki ben Harvard ve MIT ye gitmis biri olarak orada zaten bu durumu gordum. Bogazici universitesi ve MBG hocalari kesinlikle bahsettigin gibi taniniyor degil. Zaten en iyi 500 e zar zor giren ve dogru durust arastirmalari olmayan bir universitenin taninmamasi kadar dogal baska birsey yoktur herhalde. Ayrica, Harvard ve MIT'de staj yapabilmekten bahsetmisken, daha once soyledigim su sozu tekrar soylemek istiyorum. Harvard ve MIT'de staj yapmak adami kurtarmiyor. Bunun en buyuk delili benim. Ayrica, sen tanimiyor olabilirsin ama Harvard'ta staj yapmis bir Bogazici MBG mezunu su an NALBURLUK yapiyor. Yine ABD'de exchange'e gittikten sonra Harvard'ta staj yapan, daha sonra da bir bucuk yil New York unviersitesinde calisan bir arkadasim su an yine genetikle zerre kadar alakasi olmayan islerle ugrasiyor. Bunlara benzer ornekler gormek istiyorsan yukaridaki yorumlari incelemeni oneririm.

      Sil
  73. Dünyanın ilk 500 üniversitesi sıralamasına Türkiye'den 5 tane üniversite girebiliyor. Senin yaptığın, dünyanın en iyi 5 üniversitesi ile Boğaziçi'ni kıyaslamak. Böyle bir kıyasla yapmanın bir anlamı yok. Ama şöyle diyebiliriz: Boğaziçi MBG, alanında Türkiye'deki en iyi bölümlerden biridir. Boğaziçi MBG mezunlarının da Amerikanın ilk 10 üniversitesi arasında bilinirliği vardır. Yukarıda da öyle yazdım. Buradan mezun olan pek çok arkadaşımız yurt dışında iyi yerlerde doktoralarını sürdürüyorlar. Hocalarımıza neden sataştığını da anlayamadım. Hepsi kariyerlerinin bir bölümünde yurt dışında iyi yerlerde eğitim görmüş, çalışmış insanlar. Özellikle yurt dışında yaptıkları saygın bilimsel dergilerde yayınlanan pek çok makaleleri var.

    Türiye'de araştırma yapmak Amerika'daki kadar verimli değilse n'apalım? Laba kilit vurup pastane mi açalım? Belki daha çok makale çıkarabilecekken, bu gibi sebeplerle daha az çıkıyor. Sorunlar yok mu, var. Ama çalışıyoruz. Bu alandaki yapısal sorunların üstesinden gelmek için bu sene Moleküler Biyoloji Derneği kuruldu.

    http://molbioturk.org

    Kurucuları arasında; Boğaziçi, Bilkent, Sabancı, ODTÜ, İYTE, Ege üniversitelerinden hocalarımız var. Yani "olmuyor anam olmuyor" demek yerine daha iyi nasıl olması için sürekli bir uğraş var.
    Mezun olduğumuz okulu karalamak yerine, daha iyi bir noktaya nasıl
    getirebiliriz uğraşı içindeyiz.

    Kaldı ki bir lisans öğrencisi, moleküler biyoloji eğitimi almak üzere bizim bölüme geliyor. Başlıca amacı, eğitim görmek. Moleküler
    biyoloji formasyonu almak. Bunun yanında son sınıflara doğru isterlerse projelerde görev de alabiliyorlar. Ama asıl amaçları eğitim. Bu açıdan, tabiri caizse, bizim bölüm onlar için daha iyi
    yerlere gitmelerini sağlayan bir sıçrama tahtası. Gidiyorlar da.

    Bölümde 14 tane lab var. Ekstradan saydığın 2 hoca aynı grupta çalışıyor. 3 tane lab bu sene kuruldu. 3 tanesi de son 5 sene içinde kuruldu. Ben de son 5 sene içinde kurulanlardan bir tanesinde çalışıyorum. Mesela bizim hoca bölüme geldiğinde 2 sene sadece labı kurmakla uğraşmış. Şimdi makaleler yolda (revision'da). Bu arada revision'daki makaleler de hiç de tarif ettiğin gibi dandik yerlere gönderilen makaleler değil. Biri şu an JBC'de (Yetiş'inki, öteki International Immunology'de (Şahru Y, benim de co-author olduğum).

    Post-doc'larla alıp veremediğin ne olduğunu da anlayamıyorum. Post-doc dediğimiz kişi, bilmeyenler için söylüyorum, doktorasını bitirdikten sonra bir labda araştırma projesinde çalışan kişidir. Doktoradan sonra, labını kurmadan önce, yapılan araştırma sırasında
    kullanılan ünvandır. Şu an bölümde çalışan Alman bir post-doc arkadaş var mesela. Demek ki bölümün koşullarını çalışılabilir bulmuş ki gelmiş.

    Bölüm arkadaşlarıma "motive olmuş" demek için kimseden izin alacak
    değilim. Senin insanları demoralize etmeye çalışman için kimseden izin almadığın gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alican, benin yaptigim dunyanin en iyi 5 universitesi ile Bogazici'ni kiyaslamak degil. Benim yaptigim, Turkiye'nin en iyi okullarindan birinin dunyanin en iyi okullarina ne kadar uzak oldugunu gostermeye calismak.

      Post-doktora doneminin bir zaman kaybindan ibaret oldugunun farkinda degilsin galiba. Cunku etrafinda senin de dedigin gibi cok fazla post-doc yok. Post-doc'larin ucuz isci olarak kullanildiginin farkinda da degilsin. Post-doktora ana yazida da soyledigim gibi doktorasi olan binlerce kisi varken universitelerde acilan 3-5 kadroya yard-doc olarak yerlesebilmek icin senin disindaki binlerce kisiye gore bir artinin daha olmasini saglayip 3-5 pozisyona girmeni saglayan ve yaklasik 5 sene suren bir donem. Bir cok bolumde insanlar doktoradan sonra bir sene bile post-doktora yapmadan yard-doc olabiliyorken genetikte su an insanlarin yaklasik 5 sene post-doktora yapmasi sart. Hatta ABD'nin en iyi okullarindan birinde doktora yapip su an yine en iyi okullardan birinde post-doktora yapan genetikci bir arkadasim sunu soylemisti: "Su an bir laboratuvarda post doktora yapmis olmak sart, ikinci laboratuvarda da post doktora yapmak ustunluk saglar. Ama yakinda bu durum su sekle donusecek: iki laboratuvarda post-doktora yapmis olmak sart, ucuncu laboratuvarda post-doktora yapmak ustunluk saglayacak" Bunu soyleyen genetigi senden benden cok iyi bilen biri. isin tam olarak icinde olan biri. Peki bu soz ne anlama geliyor? Doktora icin 6 sene harcadiktan sonra 10 sene civarinda post-doktora yapmak sart olacak anlamina geliyor. Uzgunum ama bu durum seni de vuracak diye dusunuyorum.

      Simdi senin Alman post-doc arkadasina gelelim. Arkadasinin gelmesinin sebebi eminim ki kosullarin calisilabilir olmasi ile alakali degildir. Suna dayanarak soyluyorum bunu: Yaklasik 5 sene once bolume Alman yard-doc gelmisti. Bu kisinin bolume gelmesinin sebebi de senin de bildigin gibi esinin Turk olmasi. 3-4 sene once bu Alman hocanin ne tur bir depresif modta oldugunu cok iyi hatirliyorum. Cunku bu kisi ABD'nin iyi okullarindan birinden gelmisti ve Turkiye'de hic bir sey bekledigi gibi gitmiyordu ama esi Turk oldugundan ve Turkiye'de yasamak istediginden eli-kolu bagliydi. Eminim senin Alman arkadasinin da benzer bir durumu vardir.

      Son olarak, ben insanlari demoralize etmeye calisiyor degilim. Ben insanlara gercekleri gostermeye calisiyorum. Bunu bu sekilde yani gercekleri acik acik, sert bir sekilde insanlarin yuzune vurmazsam biliyorum ki insanlar bunu farkedemeyecek. Kendimden biliyorum. Ben 2. siniftayken yeni mezun olan bir arkadasim durumun vehametinden bahsetmisti ama ustune basa basa anlatmadigindan benim durumum boyle olmaz diye umutlanip bolumu birakamamistim.

      Her neyse. Aslinda bosuna tartisiyoruz. Cunku daha once de dedigim gibi hic kimse yogurdum eksi demez ama yine de sana da hak vermiyor degilim. Cunku bu isi de birilerinin yapmasi gerekiyor. Yalniz bu kisinin gercekten parada zerre kadar gozunun olmamasi gerekiyor. Ayrica, biyolojiyi cok somut delillere dayanarak kesinlikle cok sevdigini acik acik soyleyebiliyor olmasi gerekiyor. Ayni zamanda bahsettigim gerceklerin herbirini teker teker kabullenip bunlari problem etmemesi gerekiyor. Aksi takdirde sonu beyin telefinden ibaret olur.

      Sil
  74. Anlamıyorum senin derdin ne bu dünyadakı hersey para mı?okumsaydın madem yıllarını harcamasaydın tecrübelerim diyosun yapmışın yapmışın simdi laf ediyosun.İnsan bu dunyada herseyi para almak için yapmıyo zevk almak içinde yapıyo.ayıp yaptığın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Upuzun yazi ve 150yi asan yoruma ragmen derdimin ne oldugunu hala anlayamadiysan daha fazla ugrasma. Belli ki anlayamayacaksin

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  75. İyi bir anadolu lisesinde 3. sınıfta okuyorum. Bu sene "Ben fen okuyorum ama niçin okuyorum? " diye düşündüm. Artık meslek seçimimi yapmam gerekiyordu.Şu şekilde bir sıralama yaptım girebileceğim yerler için.

    1) Tıp

    2) Genetik mühendisliği : Yazınızı okuduktan sonra vazgeçtim ve ayrıca tıptaki gibi cerrahi bir yönü olmadığı, sadece araştırmaya dayalı olduğu için bana uzak kalıyor.

    3) Cerrahi Veterinerlik : Doktorluktan çok veteriner hekim olmak istiyorum. İnsanlarla uğramaştansa hayvanlarla uğraşmak, onlara yardım etmek istiyorum. Çünkü insanlar ne kadar yardım etsenizde nankör olabiliyor. Hayvanlar içinse durum hiçte böyle değil. Ayrıca geleceğin mesleği olarak görüyorum veterinerliği. Zaman ilerdikçe tarım ve hayvancılıkta birçok sorun yaşanacaktır diye düşünüyorum. Üstelik nesli tükenmekte olan ve populasyon dengesi sağlanması zor olan birçok hayvan türü olduğundan veterinerlik daha da önemli yer alıyor hayatımızda. Sonuçta veterinerlik sadece kedi ve köpekle uğraşmaktan öte bir iş. Umarım çıkarımlarım doğrudur. Sizinde fikrinizi almak istiyorum. Bu işi severek yapacağıma inanıyorum. Ama Türkiyede bu bölümün puanı çok düşük. Ankara Üniversitesinde taban 350 taban ise 462 puan. 2 puan arasındaki bu kadar fazla fark oluşu neyle açıklanabilir sizce? Ve ayrıca Türkiyede bir işte en üst kademeye erişmek mi daha çok kar sağlar bize yoksa iyi bir işte sıradan biri olmak mı? Puanları böylesine düşük bir fakulteyi okumak beni salaklaştırır mı yoksa zirveye ulaşmam, diğer veterinerleri arkamda bırakmam için bir fırsat mıdır bu?

    YanıtlaSil
  76. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  77. Moleküler Biyolojiden Adli Tıpa geçis var diye biliyordum orası da mı bir umut kapısı olmadı? Bilgimde yanlışlık ya da eksiklik varsa düzeltirseniz sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adli tiplar her sene cok az calisan aliyor. Mesela koskoca istanbulda adli tip kurumu yilda 1 kisi aliyor. Buraya giren de biyolog kadrosuna giriyor. Ayrica, orada calisan bir arkadasim adli tip kurumunda genetikciler her zaman doktorlarin altinda oluyor ve burada calisan genetikci kac yillik tecrubeli olursa olsun bir gunluk bir doktordan daha az yetkili konumdadir diyordu. Yani genetikciler biyolog olarak degerlendirildiginden ikinci sinif insan olarak goruluyorlar. Bu sebeplerden dolayi hic basvurmadim.

      Sil
  78. Yorumunuz için teşekkürler..Biraz bilgilenmiş oldum.10 yıldır bu mesleği istiyorum bunun için okudum çabaladım bu sene sınava girecekken tatil dönemi bi nete bakıyım dememle bu bloga rastladım sanki boşa okumuşum gibi geldi.Tüm hayatımı projelerimi bu mesleğe yönelik yapmıştım amatör fotoğrafçılığım hariç...

    YanıtlaSil
  79. Avrupa'yı deneseydin keşke yazık olmuş yıllarına.Bu bölüm hakkında gerçekten çok büyük yanlışlıklar var.Herkese tv'de gördüğünüz kişiler kadar zengin olacaksınız imajı yerleştiriliyor.2. olarak bu işi Türkiye'de yapmayı düşünmeleri,özellikle çok düşük puanla gereksiz sayıda öğrenci çıkarmaları ve işi mühendislikler gibi düşürmeleri.Üniversite eleştirine ise kesinlikle katılmıyorum.Türkiye'deki hiçbir üniversite araştırma bakımında Avrupa'daki orta sınıf üniversitelerle dahi yarışamaz.Bunu derken Almanya'da okuyan,okumuş kuzenlerimden duyarak yazıyorum.1 kuzenimde kimya alanında doktora yapıyor ki hayatından memnun olmadığını görmedim.Bu ülkede senin gibi gözü paradan,belli bir miktar değil ben burayı kazandım bu kadar emek verdim bana bu kadar para verin mantığı ve birbiriyle kıyaslanmayan bölümleri karşılaştırman makineci 10 alıyormuş vs. gibi, başka bir şey görmeyen insanların gideceği en iyi meslek senin gibi ekonomidir.Zeitgeist belgeselini izlerseniz gayet bilgili olursunuz.Son olarak Almanya için konuşursak bizim bölüme talep çok fazla ki bunu da Almanya'daki kuzenimin çalışan arkadaşıyla konuştuktan sonra öğrendim.Maalesef Amerikan hayali çoktan öldü maalesef ancak sağlam duran Almanya,İngiltere,Fransa,Hollanda gibi ülkelere gitmemiz bizim için iyi olur.Bu arada katıldığım 1 diğer nokta da bölümün yanlış tanımı.Bizim bölümü diğer sağlık alanlarının alternatifi görmeleri ve herkesin 1-2 dergi okuyarak ben bilim adamıyım yae demesi,sizin gibi.Yanlış yönledirilerek başka bölüme gitseniz,mühendislik bölümleri belli başlı, aynı hırsla saldırır mıydınız merak ettim.Şu anda fen bilimlerinin bu kadar üst seviyeye çıkmasına rağmen kalitesiz öğrencilerin fen bilimlerini seçmesi ülkemizin geleceğini karartacak bir durum olacak maalesef ama iş işten geçtikten sonra anlayacağız.Son olarak sürekli görüştüğümüz komşumuz,yabancı yayınları takip eden çok kaliteli bir doktordur, 11. sınıftan doktorluk seçeyim mi dediğim de annemin babamın yanında bana sal.k mısın gibi laflar demişti ki 5 dakika sonra da saat gece yarısı 1'e yaklaşırken hastaneye gitmişti

    YanıtlaSil
  80. merhaba.. öncelikle genetiğin bilmediğimiz bu yönlerini bize aktardığınız için teşekkürü borç bilirim..ben de moleküler biyoloji ve genetik bölümü 2. sınıf öğrencisiyim..uzun zamandır yazıları ve yorumları okuyorum..ilk okuduğumda gerçekten çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadım çünkü bu bölüm benim sevebildiğim tek bölümdü diyebilirim..şimdi farklı alanlara kaymanın daha doğru olduğunu düşünüyorum fakat tekrar sınavlara hazırlanmak konusunda çok tereddüt yaşıyorum..aslına bakarsanız akademik kariyer yapmak için avantajlı bi bölüm olduğunu düşünüyorum çünkü sürekli bu bölüm üniversitelerde açılmakta..sizin tecrübeleriniz ve düşünceleriniz benim için çok önemli..o yüzden sizden bu konu hakkında fikir almak istedim..sizce bu bölüme devam edip akademik kariyer yapmak mı yoksa tekrar sınavlara hazırlanıp iyi bir üniversitede gıda veya harita mühendisliği tercih etmek mi daha doğru...bu kararı vermekte çok zorluk çekiyorum...zamanınızı ayırıp beni yönlendirirseniz size minnettar kalacağım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Sinavlara tekrar hazirlanmak buyuk bir bariyer ama sinava neden girecegini once netlestirmelisin. Amacin akademik kariyer mi, piyasada calismak mi. Yuksek miktarda para kazanmak mi yoksa sadece is bulup idare edecek kadar para kazanmak mi? Yorumundan bu konularda net bir cevabinin olmadigini cikarmak zor degil. Cunku bir yandan genetikte akademik kariyer diyorsun, bir yandan harita muhendisligi, diger yandan da gida muhendisligi. Bu konuda kesin bir karar almadan once bolum degistirirsen elindekini de kaybetme ihtimalin ortaya cikabilir. Bu konudaki dusuncelerini bir an once netlestirip kararlar almalisin.

      Eger amacin akademik kariyer yapip sadece bir isle ugrasiyor olup kendini gecindirecek kadar para kazanmak ise bir sekilde bir okulda bu firsati yakalarsin. Biraz zaman alabilir ama piyasada da biyolog olarak seni gecindirecek kadar yani asgari ucretin biraz ustunde para kazanabilecegin bir is bulursun. Ama bana asgari ucret civarinda bir maas yetmez dersen piyasada istedigin isi bulamazsin.

      Gida muhendisligi ve harita muhendisligi ile ilgili pek bir bilgimin oldugunu soyleyemem. Ama akademik kariyer olanaklari genetikten azdir diye dusunuyorum. Piyasadaki durumlari ile ilgili hicbir bilgim yok. Bu konuda seni yanlis yonlendirmek istemiyorum. Bu konuyu bu bolumden mezun olan kisilerle gorus. Bu bolumden mezun olan kisilerin su an neler yaptigini arastir ama su an bu bolumlerde ogrenci olan kisilerle gorusme. Mezun olmus ve is arastirma safhasini atlamis kisiler olmasina dikkat et. Umarim hakkinda en dogru olan karari alirsin.

      Sil
  81. Tercih aşamasında kafası zaten bi hayli karışık birisi olarak yazdıklarınız bir çoğumuzu olduğu gibi benide ciddi anlamda aydınlattı. Zaten çevremden çok sık duyduğum şeylerdi bunlar fakat genellikle bunlardan bahsedenler işin bizzat içinde olmadığından pekte inanasım gelmiyordu. Gerçekten aşık olunacak mesleklerden birisi şüphesizki genetik. Lakin araştırmalar için gerekli bütçe ve malzeme temininin zorluğunu gayet güzel özetlemişsiniz. Sanırım İTÜ genetik yerine mühendisliklere yönelmeliyim. Benim durumumda olan birçok insan için böylesine bir yazı okumak çok verimli oldu. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  82. Bu kadar yorumdan sonra benim gibi ısrarla genetik okuyan adamın dibidir.O kadar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumaya devam et. mezun olup is arama sureci sirasinda neyin dibi oldugunu anlayacaksin...

      Sil
  83. Yukarıda uzun uzadıya yorum yapmama rağmen bana cevap gelmemesi ve benden sonra gelen kişiye cevap gelmesi çok şaşırttı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tum yorumlari cevaplayacak kadar zamanim yok. Blogda 200e yakin yorum var. Genellikle daha once bir sekilde cevapladigim soru ya da iddialari iceren yorumlari cevaplamiyorum

      Sil
    2. Çok kısaca şunları sorayım o zaman Avrupa'yı neden es geçtin ki yabancı üniversite de çalışma imkanın da varmış?Birde iş başvurusu yapmadan askerliği halletin mi?Birde doktor olun demişsin de onların ne kadar zor şartlarda çalıştığını ve aldığı maaşların son yasa değişikliği ile azalacağını,tıp kontenjanın artmasıyla artık doktorlar arasında da rekabet olacağını,kendi iş yerini açmanın ne kadar masraflı olduğu,özellikle büyük yerlerde, es geçmişsin.

      Sil
    3. Bununla beraber blogdaki yorum sayisi 186 oluyor. Bunlarin hepsini teker teker okursan sorularina fazlasi ile cevap bulacaksin

      Sil
    4. Bütün yorumları okudum ama bu sorularla ilgili cevap göremedim.Bu arada senin için http://www.jobs.ac.uk/jobs/biological-sciences şu sitede genel olarak iş imkanları var ama Türkiye için 0.Bu arada bu kadar soru sormamın sebebi İTÜ hazırlığı geçtim dil okuluna gidiyorum dönüşte eğer bölümü yurtdışında da yetersiz bulursam sınavlara hazırlanıp hayatımı belirlerim.

      Sil
    5. Avrupayi neden es gectigimle ilgili cok fazla yorum yaptim. Askerligimi henuz yapmadim. Bu durumla ilgili de 2 gun once kyuubi no kitsune' nin yorumuna cevap olarak bir yorum yaptim. Doktorluk ile ilgili de cok fazla yorum var.
      Ek olarak sunu soyleyeyim: o sitedeki maaslara aldanma. Oradaki maaslar yillik maaslar, aylik degil. ikinci olarak, %30 civarinda vergi kesintisi var. Ucuncu olarak, satin alma gucu paritesini de hesaba katmayi unutma. Yani 20.000 sterlin diye gorunen maas ilk olarak vergi kesildiginde 14.000 sterlin civarina dusecek. bu da aylik 1150 sterlin civarina denk gelecek. Ayrica, satin alma gucu paritesini de hesaba katacak olursan 1150 sterlinin degeri Turkiye sartlarinda 1150 TL ye kadar dusecek.

      Sil
    6. İlk olarak o maaşların yıllık olduğunu biliyorum.Türkiye şartları ile İngiltere şartlarını kıyaslamak yanlış bence.İngiltere'ye gittiğimde daha detaylı yazarım bu konuya.20000 sterlinlik iş pek görmedim genellikle phD hariç ,onlarda 13000 küsür sterlin veriyorlar,ayda 4000 sterlin ki vergi kesilse 3000 sterlin,yaklaşık, ki eşiniz de bu maaşa yakın bir maaş alsa o civarda bir parayla da iyi bir yaşam olur.Bu arada Avrupa yorumunu görmemişim kusura bakma tekrar bakarım yorumlara.İmkanım olur da yurt dışında üniversitede bu bölümü okuyan/profesörlük yapan veya özelde çalışan biriyle konuşabilirsem maaş/yaşam koşullarını soracağım ona göre buraya eklerim hepimizin amacı yaşamımızı iyi bir şekilde sürdürecek kadar para kazanmak.

      Sil
    7. Ingiltereye gittiginde yazacagin detayli yaziyi bekliyoruz ama senin icin az once londrada uzun bir sure gecirmis bir kisi ile gorustum. ilk olarak benim bahsettigim bir hatayi duzeltti. Gelir vergisinin % 30 degil de %50 civarinda oldugunu soyledi. Londradaki yasamin ne kadar pahali oldugundan da bahsetti. Aldigin paranin ne kadar degersiz oldugundan da. Turkiyede 1 TL ye aldigin seyi 1 sterlin civarinda bir miktar odeyerek alabildigini soyledi. Yani bahsettigim satin alma gucu paritesinin dogru oldugunu soyledi.

      Bu arada senin bir hatani duzelteyim: PhD lere 13000 sterlin verildigini soylemissin. tamam da bir yilda 12 ay bulundugundan 12 ye boluyoruz ve sonuc 4000 sterlin degil 1083 sterlin ediyor. bundan vergiyi dustugunde de 3000 sterlin degil de 500-600 sterlin civarinda oluyor.

      Sil
    8. Londra zaten pahalı bir şehir.Bizdeki İstanbul diyebiliriz benim de gideceğim şehir Manchester.Phd 13k alıyor benim 4k dediğim para üniversitelerde görevli kişiler.o parayı alıyor.Bu arada yazılan miktarların vergi düşüldükten sonraki para mı değil mi onu da bilmiyorum hepsini sorup soruşturacağım.

      Sil
  84. bir abarti ve reklam yapmaktan baska bir ise yaramayan haber daha, bir de hala olmayan bir unvana,genetik muhendisi olduguna vurgu yapiyorlar,bu arkadasimizi tanimiyorum kendisini tebrik ederim kolay degil bu isler ama haberi kim yaptiysa cok bilgisizce sadece dikkat cekmek amacli yaptigini dusunuyorum.en anlamadigim yer de Ermeniler istedi de gitmedim kismi,gercekten en onemlisi buydu helal olsun bu konuyu da buraya bagladiniz.
    http://www.hurriyet.com.tr/saglik/22690308.asp

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abarti ve reklamin disinda insanlari gereksiz derecede genetige yonlendiriyorlar. Daha once de soylemistim: genetigi arastiran birinin okuyacagi yazilarin cok buyuk bir kismi genetigi oven yazilar olacaktir. Ama bu yazilari yazanlarin cok buyuk bir kisminin genetikle ilgili zerre kadar bilgisi yoktur. Bu haberin yazari da bir sekilde kandirilip burs ayarlatilan vali gibi saf biriymis. Oxfordta doktora icin gerekli olan burs yillik yuz bin dolardan fazladir. Bu doktora 5 yil surecek olsa bes yuz bin dolarlik maliyeti olacak demek oluyor. Yarim milyon dolara ulke adina yapilabilecek cok daha faydali seyler var ki saymakla bitmez. En kotu ihtimalle bu yarim milyon dolarla universitelerde genetik bolumlerinde sinek avlayan laboratuvarlara verilip birseylerle ugrasmalari saglanabilir, boylece hem umutsuz ev kadinlarina donmus genetik bolumunde doktorasini alip issiz kalmis kisilerin is sahibi olmasi saglanabilir hem de piyasaya genetik doktorali bir issizin daha surulmesi engellenmis olurdu. Bu zararin en buyuk sebebi vali. bir vali bile genetigi zerre kadar tanimiyormus ki yarim milyonun hic olmasina araci oluyor.

      Sil
  85. genetik ve biyomühendislik bölümü hakkında ne düşünüyorsunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Molekuler biyoloji ve genetikten bir farki yok. isminin biraz daha afilli olmasina takilma. Biyomuhendislik diye geciyor ama piyasadaki degerin siradan bir biyologdan farkli olmaz.

      Sil
  86. merak edenler icin, resmi olarak hangi meslek hangi unvani aliyor buradan bakabilirler : http://e-ogrenme.iskur.gov.tr/oyscontent/Courses/Course162/index.html
    molekuler biyoloji ve genetik eskiden biyologdu simdi molekuler kismini eklemisler sadece.

    YanıtlaSil
  87. Gayet bilgi verici ve hali hazırda bu bölümü okuyan biri için benim gibi geleceğe dair daha uygun adımlar atması için uyarıcı bir yazı olmuş. Ben mikrobiyoloji alanında yüksek lisans ve doktora yapmak istiyorum sürekli ilerisini düşündüğüm için yabancı dili hep önemsedim bugüne kadar. Bir sorum olacaktı acaba tıbbi mikrobiyoloji alanında yapabilirmiyim yüksek lisans ve doktoramı? Birde günümüzü göz önünde alırsak hangi ülkenin eğitimim için uygun olabileceği hakkında bir fikir verebilirmisiniz? Ben pek fazla araştırma yapadıysamda küçüklüğümden beri hep aklımda Norveç olmuştur.

    YanıtlaSil
  88. Hayalimdeki meslek olan genetik mühendisliğini araştırırken yazınızla karşılaştım. Bu benim için aydınlatıcı olmakla beraber biraz da üzücü oldu :) Şu an lise son sınıftayım mesleğimde de biyolojiyle iç içe olmak istiyorum fazlasıyla ilgilimi çekiyor. Hayalim kesinlikle akademisyen olmak değil labaratuvar ortamında çalışmak istiyorum Genetik mühendisliğinde özel sektörde ve yurt dışında labaratuvar ortamında çalışmak ne kadar mümkün? Doktora vs yapıldığında maaş yaklaşık olarak ne kadar artar?
    Bir de biyolojiyle iç içe olabileceğim önerdiğiniz başka bir meslek var mı?
    Teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogda hem benim hem de baskalarinin, senin durumun ile direkt olarak ilgili cok fazla yorumu var. bu yorumlar bir cok acidan degerlendirme iceriyor. Bunlari incelemeni oneririm

      Sil
  89. Saygı değer arkadaşlarım;
    ben 20 yaşında hazırlık ingilizce moleküler biyolojideyim.eskiden beri hedefim kanser haslığının tedavisini bulmak,bunun için heryerde yaşamaya hazırım.lablarda yatarım hiç önemli değil hatta çoğu zaman kendi kendime sabırsızlanıyorum bir an önce nasıl başlayacağım diye ama günümüzdeki şartlar da önemli ama o kadar seviyorum ki lys de biyoloji çalışırken bir iki cümle de bir düşünüp bi yarım saat öyle kalıyorum.. o çalıştığım sıralar belki başkasının gözünde biraz saçma olacak ama o zaman dan kanserin çözümü için bazı hipotezlerim ve nasıl bir yol izlemem gerektiği ile ilgili ajanda defterimin arkasına bir kaç satır yazdım geçen aylarda bu yazığım satırların biri haberlerde çıkmıştı ve böylece kanserde sona geliniyor denmişti ama bence hala birşeyler yanlış..neyse ben geçmişte maddi sıkıntıları çok çekmiş ve bunun için okul sonrası çalışmak zorunda kalmıştım ilkokul,ortaokul ve lise yıllarım babamla birlikte ticaret oyuncak vs satmakla geçti öğrencilik ikinci planda idi,ilkokul temelim olmadığımdan dolayı düz lise de lise 1 de kaldım yani 4 senelik lise beş senede bitti..ve tam okulum bitti annemle babamın arası açıldı annem ile ablam ben ve kardeşim memlekete, baba ise tek istanbulda kaldı.bu arada okulu bitirip girdiğim sene 182 puan almıştım ygs-2 ise yani fen 180 nin altında idi.önümüzdeki sene için memlekette köydeyken sıkı 3 ay çalıştıktan sonra(kimi zaman 12 saati buldu) sonraki 3 ay ciddi bir performans düşüşüyle ygs ye girdim sonra lys ye günde 1 saat yada hiç çalışmadan girdim hiçbirşey bilmiyorken 6 aylık normal bir çalışmayla mf-3 371 geldi memleketteki üni.nin moleküler biyolojiyi tercihimin ilk sırasına koydum ve kazandım yüzde yüz ingilizce.ama şuan annem fabrikada çalışıyor ve benden birşeyler bekliyor fabrika şartları ağır geliyor kardeşim benden 7 yaş küçük ablamın işi bankacı ama onu da bir an evvel evlendirmek istiyo malüm kiradayız ablam ev alcak ama yinede ablamdan sonra bir büyük olarak ben geliyorum.ben bu bölümde çok iddialıyım seviyorum her şeyi yaparım ama bölümün şartlarıylada evlilik yaşımın 35 40 a kalmasını istemiyorum 30 u geçmesini istemiyorum bunun haricinde idealist olduğum kadar zamanı gelince en geç 30 da evlemek istiyorum sonuçta robot değiliz bilime programlanmadık aslında programlanmış gibi seviyorum ama yaratıcı, insana bunun yanında farklı ihtiyaçlar vermiş her yaş insana farklı şeyler getiriyo ve biliyorum ki ileri de bir ev olmak istiyicem ve o evin geçiminden fazla birşey istemiyorum zaten bu bölüm bana bu azami imkanları vermeli yine lab'da da evimde de yatarım belli bir yaşa geldiğimde çocuğumun büyümüş olması bilimsel araştırmalarım kadar olmazsa olmazım
    ben 371 puan aldığımda kitaplarım yarıydı.işlediğim konulardan soru kaçırmadım ve konuların hiçbirinde zorlanmıyordum eğer sonraki sene yani bu seneki sınava çalışmaya devam etseydim şüphesiz hedefim ful çekmek olurdu.yazınızı ve yorumları 3 günde okudum bölümü dondurup tıp için hazırlanmayı düşündüm tabi okuldaki mbg yrd.doc tende bilgi alarak(yalnız bizim doc diğerleri gibi değil senenin başında ben dahil 3-4 kişiyle mbg nin eksi yönlerinden bahsetmiş kendi 36 yaşında evlenmemiş hatta yakın bi ara tıpa hazırlanmayı düşündüğünü söylemişti) ve tıp merkezindeki doktorlarlada görüşerek tabi..bizim doc ta öyle araştırma yapacak biri değil eğer benim ruhumda biri olsaydı abd de yada san frankisko da devam ederdi diye düşünüyorum vede onun gibi 36 yaşına gelipte bekar olmak istemem.. tıp okusamda dışarıda geçerli değilmiş burdaki tıp sizler ne dersiniz şimdiden teşekkürler hepinize

    YanıtlaSil
  90. Öncelikle yaşadığın bunca zorluğa rağmen okuma aşkından bıkmaman takdire şayan bir durum.Bununla birlikte sosyo-ekonomik olarak hemen hemen aynı konumda bulunduğumuzdan dolayı birçoğumuzun bu tür zorluklarla büyüdüğünü de belirtmek isterim.Batıda refah içinde yaşayan gençler için paranın çok da önemli olmadığı gelecek planları realist olabilir ama bizim ülkemiz gibi gelişmekte olan memleketlerde gerçeklerle yüzleşmek gerekmektedir.Sadece para için okumak da tabii saçma sapan bir durum fakat ideallerinizi takip ederken bir yandan da paranızı kazandığınız bir mesleğinizi neden olmasın? Bununla birlikte idealist doktorlarımızın hem ülkemiz çapında hem de dünya çapında nasıl büyük başarılar kazandıkları da ortada. Tıp literatürüne rahatlıkla girebilen ve de dünyaca ünlü tıp dergilerinde makaleleri yayınlanan doktorlarımız var. Genetik mevzuunda zaten ülkemizdeki ilgisizlik ve geri kalmışlık hepimizin malumu. Yurtışında aç karına bile çalışırım ben diyorsanız o sizin tercihiniz ama şunu da unutmamak lazım siz okulunuzu bitirip çalışmaya başladığınız an aileniz ve çevrenizin sizden beklentileri ağır basmaya başlayacaktır. Özellikle maddi olarak sizden destek bekleyeceklerdir. Tabii ki bu durum orta halli veya ortanın altındaki aileler için geçerli. Diğer taraftan ihtiyaçları olduğunda başları sıkıştığında yanınızda bulunmanızı da sizden isteyeceklerdir.
    Şimdi düşünelim anne babanız kardeşleriniz burda yapa yanlız yaşıyorlar maddi sıkıntılar içerisinde, siz ise idealleriniz uğruna binlerce kilometre ötede çok da biriktirme imkanı olmadan geceli gündüzlü çalışıyorsunuz. Arkadaşlar buna herkesin katlanması mümkün değil. Hadi diyelim 3-5yıl katlandınız. Sonra? Yaşınız geçmeye başlayınca ve ülkenize dönmek istediğiniz de ne yapacaksınız? Geleceğin bilmek mümkün değil tabi ama çok kuvvetle muhtemel kısa vadede 15-20 içerisinde Türkiyenin genetikte atılım yapması söz konusu değil. İşin ucunda 40 yaşınızda memleketinize gelip işsiz güçsüz ortada kalmak da var. Mutlaka bulursunuz bir şeyler ama zuman olduğunuz alanda çalışmıyorsanız nafile.

    Kansere çare mevzuuna gelince; bilenler bilir, bu işler milyonlarca dolarlık bütçelerle yüzlerce kişinin takım halinde çalışmasıyla mümkün oluyor. İdealist olmak tabi güzel ama kolay bir mevzu değil.Bunu da bilmek lazım. Diğer taraftan bizim uzman doktorlarımız ellerindeki imkanlar kısıtlı olsa da çok çalışarak yepyeni tedaviler bulabilmektedirler. Dolayısıyla Türkiye'nin şartları ve imkanları ortadayken çok çalışan bir tıp öğrencisi olarak kanser mevzuunda daha çok iş yapabileceğinize inanıyorum.

    YanıtlaSil
  91. ben çok teşekkür ediyorum Mehmet Emin kardeşim..yrd.doc ile tekrar konuştum bu konuyu ailevi durumuda da anlattım şiddetle tıp okumanı tavsiye ediyorum dedi ve yine bir kısmı sizin yazdıklarınız ile benzer şeyler söyledi doçent..en iyisi yarım kalan işi tamamlamak..

    YanıtlaSil